ERDOĞAN’IN YENİ DÖNEMİNDE TÜRK DIŞ POLİTİKASI
28 Mayıs 2023 tarihinde yapılan ikinci tur seçimi yüzde 52,18 ile kazanan ve üçüncü kez Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni döneminde Türk Dış Politikası nasıl bir seyir izleyecektir? Türkiye, bundan sonra ne tür dış politika olayları ile karşılaşabilir? Bu soruların cevabını vermeden önce, son yıllarda uygulanan Türk Dış politikasına kısaca değinmekte fayda vardır.

Türkiye, yirmi bir yıldır süren AKP iktidarı süresince, NATO üyeliği, Avrupa Birliğine tam üyelik, “komşu ülkelerle sıfır sorun”, Eski Doğu Bloku ülkelerle iyi ilişkiler ve Afrika’ya açılımı esas alan aktif bir politika izlemiştir. Bu uygulamaya Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” düsturu doğrultusunda, milletimizin girişimci ruhunu ve insani değerlerini yansıtan Girişimci ve İnsani Dış Politika adı verilmiştir.

NATO üyeliği, AB ye tam üyelik yolunda atılması gereken adımlar ve diğer ülkelerle iyi ilişkiler Türk Dış Politikasının temelini oluşturmaktadır. AB üyeliği konusunda önemli mesafeler kat edilmiş ancak istenen sonuç (tam üyelik, vize muafiyeti) henüz gerçekleşmemiştir. Uzun zamandır sürüncemede kalan ve Türk halkında derin bir hayal kırıklığı yaratan bu duruma rağmen, AB hedefinden vazgeçilmemiştir. Avrupa ülkeleri ile olan ticari, ekonomik ve siyasi ilişkilerimiz, bu ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın durumu AB konusunda dikkatli davranmamızı gerektirmektedir.

Komşularla sıfır sorun” kapsamında öncelikle Ermenistan açılımı ile işe başlanmıştır. Cumhurbaşkanlarının karşılıklı ziyaretleri, birlikte futbol maçı izlemeleri, ilişkilerin yumuşamasına kısmen yardımcı olmuştur. Ancak, işgal altındaki Karabağ’da sık sık yaşanan çatışmalar, Ermenistan-Azerbaycan gerginliğini sürekli olarak artırmıştır. Bu durum Türkiye’nin Ermenistan açılımını olumsuz etkilemiş, sınır kapıları açılamamış, büyükelçi atamaları yapılamamıştır.

Gürcistan- Rusya arasında 2014 yılında yaşanan çatışmada, Rusya’nın Güney Osetya ve Abhazya’yı işgaline güçlü bir ses ile karşı çıkılamamıştır.

Azerbaycan ile ilişkilerimiz son dönemde oldukça gelişmiştir. Türkiye, Azerbaycan Ordusunun güçlenmesi için elinden geleni yapmıştır. 27 Eylül-10 Kasım 2020 tarihleri arasında yapılan ve Azerbaycan Ordusunun Karabağ’ı işgalden kurtardığı Azeri-Ermeni savaşında, Türkiye’nin Azerbaycan ordusuna yaptığı katkılar açıkça gözler önüne serilmiştir.

Orta Asya ülkeleri ile olan ticari ve siyasi ilişkilerimize de önem ve öncelik verilmeye,  bu ülkelerle olan tarihsel bağlarımız güçlendirilmeye çalışılmaktadır.

İran ile ilişkiler her zaman dengeli olmuştur. Her iki ülke de diğerinin iç işlerine karışmama, hudutlarına saygı gösterme temayülünü sürdürmektedir. Suriye iç savaşı sırasında İran ile diyalog içinde bulunulmuştur.

2002 yılında başlayan Irak savaşında Türkiye, topraklarının ABD kuvvetleri tarafından kullanılmasına izin vermemiş, ancak ABD ile her konuda işbirliği yapmıştır. Savaş sonrasında Irak’ın kuzeyinde oluşan yeni yapıya (Özerk Kürdistan Bölgesel Yönetimi) Türkiye’nin yakın durması, Irak Merkezi Hükümeti ile zaman zaman gerginlik yaşanmasına neden olmaktadır.

İsrail ile ilişkilerimiz Filistin sorununa bağlı olarak bazen iyi, bazen de gergin olarak devam etmektdir.

2011 yılında Mısır’da başlayan Arap Baharında Türkiye, İHVAN[1] taraftarlarının oluşturduğu göstericilerden yana tavır almıştır. Sonuçta İHVAN lideri Muhammet Mursi Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Türkiye, 2012 yılında Mursi’nin devrilmesi ile sonuçlanan askeri darbeye şiddetle karşı çıkmıştır. Karşılıklı sert açıklamalar sonunda büyükelçiler geri çekilmiş, ilişkiler maslahatgüzar seviyesine indirilmiştir. 06 Şubat 2023 günü yaşanan Kahramanmaraş depremi sonrasında Dışişleri Bakanlarının karşılıklı ziyaretleri ilişkilerde kısmen yumuşama sağlamıştır.

Ege’de Yunanistan ile yaşanan gerginlikler, çoğunlukla karşılıklı açıklamalar ile geçiştirilmektedir. Türkiye, Ege sorunlarını ve Yunanistan’ın Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de yalnız bırakma politikasını iç politika malzemesi olarak kullanmış, daha ileriye götürmemiştir. Hatta Ege’de anlaşmalar hilafına Yunanistan tarafından işgal edilen ada, adacık, kayalıklar konusunda gerginliği tırmandırmamıştır. Buna rağmen  “deniz yetki alanları” ve “kara sularının genişliği” konularında geri adım atmamıştır.

Balkanlarda eski Yugoslavya’dan kopan ülkeler ile sıcak ilişkiler kurulmuştur. Özellikle Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Kosova, Hırvatistan, Slovenya ile siyasi ve ekonomik alandaki ilişkiler iyi seviyededir. Türkiye, bu ülkelerin NATO’ya üye olmalarını baştan beri desteklemiştir.

Son on yılda Arap ülkeleri ile ilişkilerimiz, Erdoğan Hükümetinin İHVAN yanlısı tutumu nedeniyle inişli, çıkışlı olmuştur. Gerilen ilişkiler sonunda BAE, Suudi Arabistan, Umman gibi bazı Arap Ülkeleri, Türk ihraç ürünlerine ambargo koymuşlardır. Bugün için sadece Katar ve Libya ile ilişkilerimiz iyi seviyededir.

ABD ve AB son yıllarda Türkiye’ye karşı düşmanca tutum izlemektedirler. Ayrıca Rusya’dan satın alınan S-400 Hava Savunma Füze Bataryaları nedeniyle Türkiye ortağı olduğu F-35 Yeni nesil savaş uçağı projesinden çıkarılmış, parasını ödediğimiz uçaklar bize teslim edilmemiştir. ABD, Ege ve Akdeniz’de Yunanistan tezlerini desteklemeye, Dedeağaç’ta büyük bir askeri üs inşa etmeye başlamıştır. ABD ayrıca satın almak istediğimiz F-16 savaş uçakları konusunu da kasten sürüncemede bırakmaktadır.

ABD ve AB den arzu ettiği destek ve anlayışı bulamayan Erdoğan, çareyi Rusya’ya yaklaşmakta bulmuştur. Bu ülke ile Suriye krizi sırasında sert gerginlikler (Hatay’da Rus savaş uçağının düşürülmesi, İdlib’de 34 askerimizin şehit edilmesi gibi) yaşansa da, ilişkiler devam ettirilmiştir. Rusya-Ukrayna savaşı başlayınca, Rusya da Türkiye ile ilişkilere önem ve öncelik vermeye başlamıştır.

Ukrayna ile aramızda herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, Kırım ve diğer bölgelerdeki Rus işgaline diplomatik dille karşı çıkmaktadır.

Türkiye son yirmi yıldır “Afrika ve Latin Amerika’ya açılım” politikası izlemektedir. Mali destek, insani yardım, önemli bazı projelerin desteklenmesi gibi konularda ihtiyaç duyan Afrika ülkelerine öncülük etmekte, danışmanlık yapmaktadır. Benzer şekilde Uzak Doğu ülkeleri ile de siyasi ve ticari ilişkiler geliştirilmektedir. Türkiye, son yıllarda dünya üzerinde en geniş temsil ağına sahip ülkelerden biri haline gelmiştir.

ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile başlatılan Arap Baharı, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da pek çok ülkeyi sarsmış, devlet ve hükümet başkanları devrilmiş, yönetimler değişmiştir. Arap Baharı rüzgârından etkilenen ve 2011 yılından beri süren Suriye iç savaşında yüz binlerce can kaybedilirken, milyonlarca insan ülkeyi terk ederek komşu ülkelere sığınmışlardır.

İç savaş başlayıncaya kadar Türkiye-Suriye ilişkileri oldukça sıcak ve dostane idi. Karşılıklı ziyaretlerde sıcak mesajlar veriliyordu. İç savaş başlayınca, Türkiye ABD paralelinde tutum izlemeye başlamıştır. Karşılıklı sert açıklamalar ilişkileri germiş, büyükelçiler geri çağrılmıştır. Bu dönemde ABD’nin Suriye kuzeyindeki Kürt Gruplara, PYD ve YPG ye sağladığı silah, mühimmat, araç ve malzeme desteği, ABD-Türk gerginliğin ana kaynağı olmuştur. Oluşturulmak istenen “Kürt Koridoruna” karşı Türkiye üç kez askeri harekât (Barış Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı) icra etmiştir. Üstelik Suriye iç savaşı, Türkiye ile Avrupa’yı uzun yıllar sürecek, belki de iç barışı zedeleyecek ölçüde yoğun bir mülteci akını ile karşı karşıya getirmiştir.

Suriye iç savaşı süresince Türkiye, Rusya ve İran ile müşterek bir politika izlemiş, sahada ve masada güçlü bir şekilde yer almaya, çözümün bir parçası olmaya gayret etmiştir.

24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa’nın Rusya ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerine ağır bir darbe vurmuştur. Ukrayna’nın muhtemel işgaline güçlü bir şekilde karşı çıkmayan AB ve ABD, savaşın başlaması ile birlikte Rusya’ya karşı mali ve ticari pek çok tedbir uygularken, Ukrayna’ya silah ve para akıtmaya başlamıştır. Rusya, savaşın başında planladığı hedeflerin pek çoğuna ulaşamamış, askeri olarak ağır zayiat vermiş, ticareti kısıtlanmış, Avrupa’dan kısmen de olsa soyutlanmıştır.

Rusya-Ukrayna savaşında ateşkes sağlayarak diplomasiye bir şans vermek adına, Türkiye’nin ev sahipliğinde ve bu iki ülke Dışişleri Bakanlarının katıldığı “Antalya Diplomasi Forumu” düzenlenmiştir. Forumda, ateşkes sağlanamamıştır. Yine de Türkiye’nin bu konudaki iyi niyetli gayretleri ve iki ülke nezdindeki değeri ortaya çıkmıştır.

Sonuç olarak, son yirmi yıldaki Türk dış politikası, iktidar partisinin ve Erdoğan’ın İHVAN sempatisi nedeniyle Müslüman ülkelerle sürekli gelgitler yaşamıştır.

ABD ve AB ülkeleri ile iyi başlayan ilişkiler, giderek kötüleşmiş, bölgesel sorunlar Rusya ve İran ile aynı masaya oturularak çözülmeye çalışılmıştır. Batıdan istediği destek ve anlayışı bulamayan Türkiye, yüzünü Uzak Doğuya çevirmiş, Şanghay İşbirliği Örgütüne göz kırpmaya başlamıştır. Bu durum dünyada “Türkiye Eksen değiştiriyor” şeklinde yorumlanmıştır.

28 Mayıs 2023 Seçimleri sonrasında ne olur? Türk Dış Politikası nasıl bir seyir izler?

Seçim sonucunda parlamentoda yeterli çoğunluğu sağlayan, ikinci tur seçimleri de kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar uyguladığı dış politikada değişiklik yapar mı? Ne gibi değişiklikler yapabilir?

Yeni dönemde, NATO, Avrupa Konseyi, AGİT, KEİK gibi uluslararası üyeliklere devam edileceği, AB ye tam üyelik hedefinden vazgeçilmeden ilişkilerin biraz soğumaya bırakılacağı, bölgesel sorunların çözümünde İran ve Rusya ile müşterek çalışmaya devam edileceği değerlendirilmektedir.

ABD ile yaşanan gerginlik, Suriye’deki durum nedeniyle bir süre daha devam edecek gibi görünmektedir.

Yunanistan ile Ege ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginliklerde Türkiye’nin tavizsiz tutumunu devam ettirmesi, ayrıca KKTC’nin tanınması için dünya ülkeleri nezdindeki girişimlerini sıklaştırması beklenmektedir.

Azerbaycan ile ilişkilerin her alanda geliştirileceği, stratejik ortaklık seviyesine çıkarılacağı, Ermenistan ile ilişkilerin, Azerbaycan-Ermenistan barışının uygulanmasına bağlı olacağı değerlendirilmektedir.

Seçimlerden önce Arap Ülkeleri ile başlaya yumuşama belli bir seviyeye ulaşmıştır. Suudi Arabistan ve BAE, Türk ihraç ürünlerine ambargoyu kaldırmış, Türkiye’ye kısmen de olsa mali destek sağlamışlardır. Yeni dönemde ilişkiler daha da gelişecektir.

Mısır ile en kısa sürede karşılıklı olarak büyükelçilerin atanmasına karar verilmiştir.

İran, Rusya, Çin, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Afganistan ve Gürcistan ile olan iyi ilişkilerin yeni dönemde de aynı şekilde devam ettirilmesi beklenmektedir.

Suriye ile Moskova’da Dışişleri Bakanları düzeyinde başlayan diyalog, daha da geliştirilebilir. Ancak Suriye’nin “askerlerini geri çek” talebi yakın zamanda karşılık bulacak gibi görünmemektedir. Her iki taraf da yumuşamadan yanadır.

Irak ile ilişkilerin mevcut hali ile devam etmesi muhtemeldir.

Katar ve Libya ile olan iyi ilişkilerin, diğer Arap ülkelerine, Afrika ve Latin Amerika’ya da yaygınlaştırılması ulusal çıkarlarımız açısından faydalı olacaktır.

Sonuç olarak; üçüncü kez cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa ve dünya güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeğinden hareketle, kendi bölgesinde, ulusal çıkarları doğrultusunda bağımsız bir politika izlemeye çalışabilir. ABD ve Batı dünyası ile ilişkileri koparmadan Rusya, İran, Çin ile ilişkilerini daha da geliştirebilir. Ancak, Türkiye’nin yüzünü Orta Doğu, İran-Rusya-Asya’ya döndürmesi, AB hedefinden vazgeçip Şanghay İşbirliği Örgütüne yönelmesi, şimdilik, uzak bir ihtimal gibi görünmektedir.

 

Nevzat Kutlu



[1] İHVAN: Şeriatçı Müslüman Kardeşler Örgütü

Düşünenlerin Düşünceleri
Türkiye'nin Gizli Sorunu: Ekonomik İşgal RUSYA’DA NELER OLUYOR? Emin Erman: Osmanlı neden Balkanlara Anadolu’dan daha çok önem verdi? Seküler Milliyetçilik ve Türk İslam Sentezi İSVEÇ VE FİNLANDİYA’NIN NATO ÜYELİĞİ Türk Cumhuriyetleri ve Demokrasi: Kırgızistan'daki Darbe Girişimi İddiaları Türkiye’nin Mülteci Sorunu ERDOĞAN’IN YENİ DÖNEMİNDE TÜRK DIŞ POLİTİKASI Seçim Sonrası Dış Politika KÜRTÇÜLÜK DÖNÜŞÜR MÜ, DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR Mİ? Osmanlılar Balkanlar'da İslamlaşmayı Zorladı mı? İSKOÇYA’YA MÜSLÜMAN BAŞBAKAN: KÜRESELLEŞME BUNUN NERESİNDE? 21 Mayıs seçimi ve Batı Trakya Türk Azınlığı Rusya'da Kıpırdanma Henüz Birmiş Sayılmaz DNA Sonuçlarımız ve Etnik Kimliğimiz? TÜRKİYE - MISIR İLİŞKİLERİNİN NORMALLEŞMESİ VİZESİZ AVRUPA VE 300 MİLYAR DOLAR VAATLERİ ÜZERİNE NATO’NUN GENİŞLEMESİ: FİNLANDİYA’NIN NATO ÜYELİĞİ PROF. DR. YUSUF HALACOĞLU: TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN BU TEDBİRLERİ ALMAK GEREKİYOR BULGARİSTAN SEÇİM SONUÇLARI: Yine, yeniden! Yine, sil baştan... Amerikan Devlet Biyografisi 14 Mayıs Seçimlerinde Küçük Partilerin Rolü Bulgaristan'da Arkası Gelmeyen Seçimlere Tamam mı Devam mı? Türkiye, Biden'ın 2. demokrasi zirvesine davetli listesinden neden çıkarıldı? Balkanlarda Türk Mirası Dağlık Karabağ'ın Sonu: Batının Eylemsizliği Azerbaycan ve Rusya'yı Nasıl Etkinleştirdi? MELEZLEŞEN SİYASET ÇOK DÜŞÜNDÜRÜCÜ! Bektaş Yusuf UKRAYNA’DA MUHTEMEL BAHAR OPERASYONU- 2024 YEREL SEÇİMLER ÖNCESİNDE TÜRK MİLLETİNE UYARILAR!.. TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR TÜRK DEVLETİDİR!.. Türk Üniversitelerinde Afrikalı Öğrenci Sorunu YEMEN, HUSİLER VE KIZILDENİZ GÜVENLİĞİ ERDOĞAN’IN YUNANİSTAN ZİYARETİ İsrail savaşı kazanacak ama Hamas'a karşı savaşı kaybedecek mi? Özgür Özel ya da İtiraz Kültürünün Geri Dönüşü Rusya'da Wagner ile Suriye'de ÖSO Benzerliği İSRAİL HAMAS SAVAŞI 2023 Çipras Kaybedince İstifa Etti, Peki Ya Bizdekiler? Türkiye NATO ve Batı dışında kalmaya hazır mı? Osmanlı’da Gerileme Nasıl Başladı? RUSYA’DA NELER OLUYOR - II Kendi ellerimizle yaktık dünyayı! YENI BALKANLAR VE ESKI SORUNLAR... Yabancı gözü ile Türkiye Ekonomisi Ulaşım Zamları Ve "Rasyonel" Düşünmek Osmanlı İmparatorluğu Neden Sanayileşemedi? Ortaçağ Avrupa’sında din anlayışı, kilise-yönetim ilişkisi ve günümüz Türkiyesindeki durum SURİYE İLE İLİŞKİLERİN NORMALLEŞMESİ RUSYA’DA TERÖR SALDIRISI İsrail Hamas Çatışması Amerika'da Nasıl Algılanıyor?