DNA Sonuçlarımız ve Etnik Kimliğimiz?
Emin Erman: Bir müddet önce Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici Türkiye İşçi Partisi Başkanı Erkan Baş hakkında söylediği ‘Tito Artığı” sözlerinden sonra Türkiye’de ırkçılıkla ilgili tartışmalar alevlendi. Sayın Destici kısa bir süre sonra özür dileyerek yanlış anlaşıldığını söyledi. Tabiki bu özürde tartışmaları yatıştırmaya yetmedi. Türkiye çok etnik kimlikli bir ülke olduğu için sesini çıkaramayan ve bu sözlerden alınan insanlar tabiki çok oldu. Bende bu yazımda zaten bilinen fakat konuşulması duyarlı olan bu konuya biraz açıklık getirmeyi yeğledim.

Bilindiği gibi, Türkiye’de son zamanlarda insanlar büyük ölçüde DNA testi yaptırıyorlar bu testi yaptırmak özellikle gençlerde moda haline geldi.  Bu testlerin büyük çoğunluğunda Türk’lük genetiğinin yanında diğer memleketlerin, Doğu ve Kuzey Avrupa, Kafkaslar ve Arap oranlarıda ağır basıyor.

 

Bu sonuçlar DNA sonuçlarını 100% Türk bekleyen insanları ve bilhassa da gençleri hayal kırıklığına uğratıyor ve dolayısıyla geçmişlerini merak edip araştırmaya itiyor.

Bundan bir süre önce benim de (bu yazının yazarı) yaptırdığım DNA analizimde ata köklerimin dağılımı şöyle çıktı: %47 İtalyan ve Yunan, 30% Doğu Avrupa, 12% Kafkaslar (Müslüman ve Hristiyan gruplar) ve 11% Ege adaları. Bu sonuçları bekliyormuydum? Tabiki hayır!

DNA sonuçlarıma göre bende Türk gen’i yok veya çok az.  Bu demektirmiki bana söylenen “1300’lerde Balkan’lara sürülen Yörüklerden olduğum” doğru değil? Belki doğru ama o zaman oradaki (Konya Ovası) Yörük’lerininde Orta Asya Türk’lerinden olmadığı, oranın yerel Türkleştirilmiş insanlarından olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.  Veya ecdatlarımın Balkan’ların yerel halkından zamanla Türkleştirilmiş olanlardan geldiği? Hangisi doğru?

Yunanistan’dan 1923 Lozan antlaşması ile Türkiye’ye mübadele eden bir mübadil ailesinin (hem anne hem baba tarafı) ferdi olarak tabiki kesinlikle kendimi 100% Türk olarak görüyor ve genlerimde hiçbir başka ırk karışımı tahmin etmiyordum.  Bu arada kız kardeşimin DNA testleride benimkine tıpa tıp eşdeğer geldi. Bu neticeler beni bu konuda yani ecdatlarımızın kökenlerini araştırmaya sevk etti.

Sanırım kendi DNA sonuçlarım Türklerin çeşitlilik gösterebileceğini kanıtlıyor! Anlaşılan bende Orta Asya DNA'sı yok ama bu beni daha azmı Türk yapıyor? Tabiki yapmaz. DNA sonuçlarıma göre dedelerimin Türkleştirilmiş Yunanlılar olabileceği mümkün diye düşünüyorum. O zaman İtalyan DNA’m nereden geliyor? Buda tahminen Romalıların Balkan’larda hüküm kıldıkları yıllar içerisinde vuku bulmuş olabilir.  Onun için İtalyan tarafımda biraz mantıklı, çünkü onlarda Balkanlar'a epey yakınlar ve eski Roma’nın, yaklaşık 1000 yıl boyunca Akdeniz'e ve bu bölgelere hâkim olduğunu biliyoruz.

 

Sonuç olarak, bu test bana geçmişim hakkında muazzam bir fikir verdi. DNA kökeni olarak %100 Orta Asya’lı Türk olduğumu düşünmüştüm ama bu test, bu dünyadaki herkes kadar çeşitli olduğumu kanıtladı. Sonuçlar gerçek olsada yine de kim olduğumu kalbimde hangi kimlik olduğunu değiştirmiyor. Hala kendimi taze bir bebek gibi Türk olarak hissediyorum ve görüyorum ve Türklüğümle gurur duyuyorum.

 

Tekrar neden DNA sonuçlarımın ve sonuçlarımızın böyle çıktığını incelemeye çalışırsak, bu bölgenin Osmanlı tarihine bakmakta yarar olduğunu görürüz. Anadolu ve Balkan bölgesi, karmaşık bir göçler, istilalar ve farklı etnik gruplar arasında karışma tarihine sahiptir. Osmanlı İmparatorluğu, birkaç yüzyıl boyunca (14. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar) Balkanlar'ın çoğunu kontrol etti. Bu kaynaşma, sadece farklı ırk’ların evlenmesi ile değil aynı zamanda Osmanlıların fethedilen topraklardan genç erkek çocukları alıp onları Osmanlı sisteminde asker veya idareci olarak eğitme uygulamasıyla, devşirme sistemi olarak bilinen bir uygulamayla, muhtemelen dahada kolaylaştırılmıştır. Bu çocuklar genellikle Slav kökenliydi ve Müslüman olarak yetiştirildiler, bu da onların Osmanlı toplumu saflarında yükselmelerine ve Türk ailelerle evlenmelerine olanak sağladı.

 

Bakın, Sultan I. Ahmet'in annesi Sultan Handan bugünkü Sırbistan'dan, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa bugünkü Bosna'dan, Sadrazam Derviş Paşa bugünkü Hırvatistan'dan, Kösem Sultan da büyük ihtimalle Sırbistan'dan. Daha çok, çok örnek var. Biz Türklerin en karışık milletlerden biri olduğunu söylersek mübalağa etmemiş oluruz. Yukarıdaki örneklerden de görebileceğiniz gibi birçok Türkün ataları Orta Asya DNA’yı yerine, Anadolu, Balkan, Kafkasya veya Arap DNA yine sahip olması normaldir.  Bu yüzden kızıl saçlı, siyahi hatta sarışın, mavi veya yeşil gözlü Türkler görebilirsiniz. Benzer olarak Sırpları siyah, genellikle sarışın veya (biraz daha nadir) kızıl olarak görebileceğiniz gibi, zamanla birbirimize benzemeye başlamamız doğal bir değişim değil midir?  Bu nedenle kimin kime benzediğini söylemek neredeyse imkansızdır.

 

Buna karşılık, Balkanlar'da yaşayan Slav halkların bölgenin bazı kısımlarını kontrol ettikleri dönemler olsa da Osmanlı Türkleri ile aynı düzeyde siyasi ve askeri güce sahip değillerdi. Sonuç olarak, Slav nüfusu ile Türk nüfusu arasında muhtemelen tersi olandan daha az evlilik ve genetik karışım vardı. Bununla birlikte, iki grup arasında hala birçok etkileşim ve değiş tokuş olduğunu ve aralarında muhtemelen bazı genetik örtüşmelerin olduğunu not etmek önemlidir.

 

Genetik soyun karmaşık bir konu olduğunu ve yalnızca tarihsel olaylarla açıklanamayacağını belirtmekte fayda var. Genetik soy, diğerlerinin yanı sıra nüfus büyüklüğü, göç modelleri ve genetik sürüklenme gibi faktörlerden de etkilenir. Sonuç olarak, çok çeşitli faktörleri hesaba katmadan farklı nüfusların genetik yapısı hakkında kesin sonuçlar çıkarmak zordur.

Bu açıdan Anadolu’ya bakarsak, “Medeniyetler Kavşağı”, “Doğan Güneşin Ulkesi”, “Bin Tanrılı Ülke”, bütün bu kelimeler tarih boyunca farklı medeniyetler tarafından Anadolu'yu tanımlamak için kullanılmıştır. Asya ile Avrupa arasında bir köprü olan Anadolu, birçok kültürün buluşma noktası ve birçok önemli medeniyetin doğum yeri olmuştur. Yaklaşık MÖ 11.000 ve 9000 arasında Anadolu'da ilk kalıcı köyler Güneydoğu ve Orta Anadolu'da ortaya çıkmıştır. Daha sonra Hititler Anadolu'da ilk devleti kurmuşlardır, MÖ1650-1190. Hititlerden sonra Anadolu, Truva uygarlığı MÖ 3000-1200, Frig Uygarlığı, Urartu Uygarlığı, Lidya Uygarlığı Karya Uygarlığı, Likya, Helen Uygarlığı ve Roma-Bizans Uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır.

 

Burada özellikle Anadolu'nun Yunanistan ile olan ilişkisini detaylandırmaya gerek yok. Bilindiği gibi Helenistik Dönem'de İskender imparatorluğunun bir parçasıydı. Bundan önce bile tüm ülke Eski Yunanlılar tarafından kolonize edilmişti ve buralarda yaşayan uygarlıkların halkları hiçbir zaman ayrılmadılar, zamanla yerli Hititler, Hattiler, Truvalılar vb. ile karıştılar.

 

Anadolu on binlerce yıldır etnik bir eritme potası olmuştur. Kısacası “Türkiye” bir zamanlar Hitit’lerdi, bir zaman Yunanistan'dı, bir zamanlarda Roma’lılardı. Türkler buralara gelmeden önce, buralarda yaşayan insanlar yerlerinden edilip sürülmedi, sadece baskın kültürü, yani boyun eğerek, yaşamayı benimsediler.

 

DNA sonuçlarıda gösterdiği gibi, esas olarak bugün (Türkiye'deki) Türklerin çoğunluğu, aslında herhangi bir Yunan, Roma ve bir Türk istilasından önce orada yaşayan yerel Anadoluluların DNA'sına sahip olması normaldir. Bunlar sadece Müslüman olup soyadlarını değiştirip Türkçe konuşmaya başlayan yerli halktır, yani Türkleştirilmiş Anadolular.

2021 yılında yayımlanan bir makalede (M.E. Kars et al. “The Genetic Structure of the Turkish Population” Zenoda) karışım (ADMIXTURE) sonuçları verilmiştir.  Bu çalışmada farklı coğrafi kökenlerden gelen 3.362 akraba olmayan Türk bireyinin dizileme verilerini kullanarak Türk nüfusunun ince ölçekli genetik yapısı belirlenmiş ve insan göçü ve genetik sürüklenme açısından Türkiye'nin konumu gösterilmiştir. Sonuçlara göre Orta Asya'nın günümüz Türkiye nüfusuna katkısının %9,59 olarak göstermiştir. Bu sonuçta benim sorum DNA sınıflandırılması yapılırken Sümerlerin, Hititlerin, Truvalıların ve diğer DNA’lerin sonuçları dahil edilmişlermidir? Yoksa bunların DNA’leri bütün olarak Helenistik olarakmı kabul edilmişlerdir? Benim tahminim Anadolu’da yaşayan herkesin DNA’leri, Orta Asya DNA’leri hariç, Helenistik olarak kabul edildiğidir.  Bu daha detaylı bir şekilde incelenmesi gereken bir konu.

 

Tarihsel bilgilerin arkeolojik bilgilerle bütünleştirilmesinde yapılan detaylı incelemeler, küçük Güney Anadolu kasabası Sagalassos'un, bugünkü Ağlasun, Burdur, bazı eski Persler ve İtalyanların karışımıyla, net bir şekilde yapılandırılmış bir Balkan/Yunan ana nüfusuna sahip olduğu, Orta Asya (Türki) katkısının görülmediği, vurgulanıyor. Buradan çıkartılan sonuç, Türklerin Anadolu'yu fethedip sonunda Bizans başkentinin (Konstantinopolis, İstanbul) kontrolünü ele geçirdiklerinde, Türkiye'ye dağılmış eski yerleşim yerlerine çok az nüfuz ettiği, büyük ölçüde yönetici bir sınıf olarak kaldıklarıdır. Bu detaylı çalışma Genel halk, fatihlerinin dini olan İslam'ı kabul etsede, temel DNA'ları, en azından kadın soylarında, önemli ölçüde değişmediğini söylüyor. Burada yine cevaplandırılması gereken soru acaba büyük İskender’in Anadolu’yu işgali sırasında herkez Makedonya ve Yunanistan’danmı gelmiş, buralarda yasayan Hitit ve Troy insanlarının DNA’leri nereye gitmiş?

 

Çeşitli firmaların DNA sonuçları birçok Türk vatandaşının çoğunlukla Orta Asya'dan gelen Türk halklarıyla akraba olmadığının ve daha çok Türkleştirilmiş yerli Anadolu halkı olduğunun altını vurguluyor.  Dünyanın en büyük kâr amacı güden soyağacı şirketi, Ancestry.Com, Osmanlı'nın bugünkü Türkiye'nin güneydoğu Karadeniz kıyısındaki Pontus’un fethinden sonra, Pontuslu Rumların Türk dilini ve kültürünü benimsediğini ve pek çoğunun, Türk toplumunda daha büyük fırsatlara sahip olmak için doğup büyüdükleri yerlerde kalmak için İslam'a geçtiğini söylüyor.

Özetlersek eski Türkler, 1000 yıllarında Anadolu'ya gelen göçebe bir Türkmen kabilesiydi. Nüfusları buralarda yaşayan yerli halkları ezecek kadar büyük değildi ve yerel nüfus üzerinde aktif bir soykırım yapmıyorlardı. Türkler yavaş yavaş yönetimi devraldıkça yerlileri asimile ederek onların dilini ve adetlerini benimsediler. Bu, Yunanca ve Türkçe'nin din ile eşanlamlı hale geldiği sıralarda, yani Müslüman isen Türk, Ortodoks isen Rum sayılırsın. İnsanlarda bir kimlik göstergesi olarak dinlerine akın etmeye başladılar.

 

Tüm bunlar doğru! lakin biz Türk’ler için ne ifade eder, yani bir Türk veya benim için Türkleştirilmiş Yunan veya İtalyan olmam ne ifade eder?

 

Varsayımsal olarak konuşursak, eğer ben Türkleştirilmiş bir Yunan olsaydım, tartışmaların hatırına diyelim, bu ne anlama gelirdi? Cevap: hiçbir şey! evet benim içinde ve söyleyebilirimki her Türk içinde hiçbir şey. Yunan kültürünü seviyorum ama DNA testi yaptırıp Yunanlılarla akraba olduğumu öğrenirsem kendimi Yunanlı olarak görmeyeceğimi üzülerek söylüyorum. Yunanca hem bir etnik köken hem de dini bir kültürdür. Türkçeye benzer. Yunanlılar Ortodoks’tur. Kültürel açıdan olsa bile dini açıdan Yunanlılarla hiçbir ortak yanım yok.  Kabul ediyorum, DNA testi yaptırsaydım Yunan olduğumu öğrenmek harika olurdu diyebilir miyim?  Onun için DNA sonuçlarından gocunmayalım? DNA analizlerinizde, Yunan, İtalyan veya başka ülkelerin genlerinin çıkması hiçbir şey ifade etmez sadece geçmişiniz hakkında sizlere fikir verir ama Türklüğünüzü değiştirmez. Önemli olan kişinin kendini ne olarak gördüğüdür. Bunu hem Yunanlılar hem de Türkler eşit derecede anlayabilir diye düşünüyorum.

Bunun yanında esas kimliğimizi, nereden geldiğimizi, kimlerle akrabalık ve kültürel bağlarımız olduğunu bilmemizde sayısız faydalar olacağına inanıyorum.  Böylelikle Türkiye çok daha homojen bir yapıya sahip olup ırkçılık, ayrışma ve bölünme ortadan kaldırılarak çok daha barışçıl ortama kavuşuruz düşüncesindeyim. Ata’mızın iki büyük sözünü hatırlatmak isterim 1) “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” ve 2) “Yurtta sulh Cihanda sulh”.  Birincisi söylevinde bilinçli olarak “Ne Mutlu Türk Doğan’a” dememiş! İkinci söylevinde de geçmişin, etnik kökenin ne olursa olsun kardeşçe barış içerisinde yaşa demiş! Daha ne desin?

Düşünenlerin Düşünceleri
Türkiye'nin Gizli Sorunu: Ekonomik İşgal RUSYA’DA NELER OLUYOR? Emin Erman: Osmanlı neden Balkanlara Anadolu’dan daha çok önem verdi? Seküler Milliyetçilik ve Türk İslam Sentezi İSVEÇ VE FİNLANDİYA’NIN NATO ÜYELİĞİ Türk Cumhuriyetleri ve Demokrasi: Kırgızistan'daki Darbe Girişimi İddiaları Türkiye’nin Mülteci Sorunu ERDOĞAN’IN YENİ DÖNEMİNDE TÜRK DIŞ POLİTİKASI Seçim Sonrası Dış Politika KÜRTÇÜLÜK DÖNÜŞÜR MÜ, DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR Mİ? Osmanlılar Balkanlar'da İslamlaşmayı Zorladı mı? İSKOÇYA’YA MÜSLÜMAN BAŞBAKAN: KÜRESELLEŞME BUNUN NERESİNDE? 21 Mayıs seçimi ve Batı Trakya Türk Azınlığı Rusya'da Kıpırdanma Henüz Birmiş Sayılmaz DNA Sonuçlarımız ve Etnik Kimliğimiz? TÜRKİYE - MISIR İLİŞKİLERİNİN NORMALLEŞMESİ VİZESİZ AVRUPA VE 300 MİLYAR DOLAR VAATLERİ ÜZERİNE NATO’NUN GENİŞLEMESİ: FİNLANDİYA’NIN NATO ÜYELİĞİ PROF. DR. YUSUF HALACOĞLU: TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN BU TEDBİRLERİ ALMAK GEREKİYOR BULGARİSTAN SEÇİM SONUÇLARI: Yine, yeniden! Yine, sil baştan... Amerikan Devlet Biyografisi 14 Mayıs Seçimlerinde Küçük Partilerin Rolü Bulgaristan'da Arkası Gelmeyen Seçimlere Tamam mı Devam mı? Türkiye, Biden'ın 2. demokrasi zirvesine davetli listesinden neden çıkarıldı? Balkanlarda Türk Mirası Dağlık Karabağ'ın Sonu: Batının Eylemsizliği Azerbaycan ve Rusya'yı Nasıl Etkinleştirdi? MELEZLEŞEN SİYASET ÇOK DÜŞÜNDÜRÜCÜ! Bektaş Yusuf UKRAYNA’DA MUHTEMEL BAHAR OPERASYONU- 2024 YEREL SEÇİMLER ÖNCESİNDE TÜRK MİLLETİNE UYARILAR!.. TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR TÜRK DEVLETİDİR!.. Türk Üniversitelerinde Afrikalı Öğrenci Sorunu YEMEN, HUSİLER VE KIZILDENİZ GÜVENLİĞİ ERDOĞAN’IN YUNANİSTAN ZİYARETİ İsrail savaşı kazanacak ama Hamas'a karşı savaşı kaybedecek mi? Özgür Özel ya da İtiraz Kültürünün Geri Dönüşü Rusya'da Wagner ile Suriye'de ÖSO Benzerliği İSRAİL HAMAS SAVAŞI 2023 Çipras Kaybedince İstifa Etti, Peki Ya Bizdekiler? Türkiye NATO ve Batı dışında kalmaya hazır mı? Osmanlı’da Gerileme Nasıl Başladı? RUSYA’DA NELER OLUYOR - II Kendi ellerimizle yaktık dünyayı! YENI BALKANLAR VE ESKI SORUNLAR... Yabancı gözü ile Türkiye Ekonomisi Ulaşım Zamları Ve "Rasyonel" Düşünmek Osmanlı İmparatorluğu Neden Sanayileşemedi? Ortaçağ Avrupa’sında din anlayışı, kilise-yönetim ilişkisi ve günümüz Türkiyesindeki durum SURİYE İLE İLİŞKİLERİN NORMALLEŞMESİ RUSYA’DA TERÖR SALDIRISI İsrail Hamas Çatışması Amerika'da Nasıl Algılanıyor?