Osmanlılar Balkanlar'da İslamlaşmayı Zorladı mı?
Emin Erman'ın analizini yayınlıyoruz.

Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar'a yeni bir idari ve askeri düzen ve yeni bir din getirmiş, ancak mevcut tüm sosyal ilişkileri ve kurumları otomatik olarak ortadan kaldırmamıştı. Aksine, bir kısmı Osmanlı devlet modeliyle bütünleşmiştir. Bu yazımızda daha çok Islam dininin Balkanlarda nasıl benimsendiği üzerine konsantre olacağız.

Balkanlarda İslam’ın yerini yani Kabul edilmesini biraz da Hristiyanlık icindeki ortodoks ve Katolik çatışmasi hazırlamıştır.  İslam dini Balkanlar’a ulaştığı zaman temel bir çelişki ile karşılaşmıştır. Bilindigi üzere İncil Hz. İsa’nın yaptıklarının bir nevi anlatısıdır. Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olup olmadığı tartışmaları daha miladi II. yüzyıldan itibaren Anadolu ve Balkanları alt üst etmiş, bu tartışmalar konsülde alınan ‘hem insandır hem ilahtır’ kararıyla nihayete erdirilmiştir. Kendisine ilahi olma vasfı yüklenen Hz. İsa’nın yaptıkları da, tabii olarak ilahî sayılmıştır. Kendisinden sonra yazılan yirmi kadar İncil içerisinden de dört tanesi temel kitap olarak seçilmiştir.

Tabiki, bunların hiçbir tanesinin İslam’da olmadığıdır. İslam’da Hz. Peygambere ilahilik vasfı yüklenmez, o ancak bir insandır. Diğer insanlardan farkı, seçilmiş olmasıdır. İslam’da Hristiyanlıktaki tartışmaların olmaması, İslam’ın Balkanlar’da yayılmasında etkin bir faktör olmuştur.”

İstanbul’un eski ismi olan Konstantinapol’ün, 330’larda Hristiyanlığı seçen Konstantin’den gelmiştir.  Siyasi bakımdan güçlü duruma gelen Konstantinapol, zamanla Roma’nın ayarına ulaşmış, daha sonra ise Roma merkezli olan Hristiyanlık, İstanbul’a göçmüştür. Beşinci yüzyılda Alman aşiretlerinin de Roma’yı istila etmesiyle, bugünkü İstanbul hem siyasi hem de dini olarak Hristiyanlığın merkezi haline gelmiştir. Buna rağmen, Balkanlarda Hristiyanlık yayılmamıştır. Buradaki temel faktör buraya önceleri yerleşen yani var olan çeşitli mitolojik dinlerdir. Mitolojik dinler bilindigi gibi Allah’in varligina ve ahirete inanmazlar. Güneydeki Helenistik dinlerden farklı olan bu dinler, Balkanlardaki tabiat şartlarının da etkisiyle, özel yerel ilahlar doğurmuştur. Bunlar Balkan insanına özel bir kimlik kazandırmış, dik başlı, kendi bildiğini okuyan ve kolay kolay ikna olmayan insanlar haline gelmişlerdir. Boşuna çok kez inat edenlere “Sende Arnavut inadi var” demiyoruz!

Nihayet Roma ve Konstantinapol’ün ayrılmasıyla Katolikler ve Ortodokslar da ayrılıyorlar ve bu topraklarda din siyasi bir kimlik kazanıyor. İmparator hem devletin hem dinin başı haline geliyor. 6. yüzyılda Slav kavimleri Balkanlar’a girmiş, Hristiyanlığın burada yayılması, aşağı yukarı 300 yıl sonra 9. yüzyılda ve çoğunlukla zorla, cebirle olmuştur. Bulgarlar istila ve Hristiyanlık seçimi arasında bırakılmış ve dönemin Bulgar hanı Hristiyanlığı tercih etmiştir. Sonralarıda han yerine çar sıfatını kullanmaya başlamıştır. Zamanla Bulgarlar da Hristiyan Ortodoks olmuşlardır.

Balkanlara giden ilk Müslümanlar yerel halkların dinleri açısından bir kargaşalık ile karşılaşmışlardır.  Bu ortamda İslam’ı Balkanlardaki insanlara berrak ve kalbe hitap eden bir yol olarak sunmuşlardır.  Bu şartlar altında Balkanlara İslam’ı ilk getirenler dervişler, dedeler, sufiler ve babalardır. Osmanlı’dan evvel ilk göç Sarı Saltuk’la olmuştur.

Osmanlı zamanında uçların kurulmasıyla, hem buralarda ordunun güvenebileceği Anadolu’dan getirilen Müslüman nüfus ikame edilmiş hem de fetihler için askeri merkezler kurulmuştur. Burada yerel halkın sorunlarını anlayarak, onlara uygun şekilde İslam’ı vaaz eden dervişler, dedeler, sufiler ve babalar, diğer baskıcı dinlerden bezen, yorgun, bıkkın halkın ilgisini çekmişlerdir.”

Esas olarak, Osmanlı Balkanlara İslam’ı yaymak için girmemiştir. Zamanla Balkanlarda mescitler, medreseler yapılmıştır. Ancak Balkan insanları bazi Batılıların iddia ettiği gibi zorla Müslüman yapılmamıştır. Osmanlı’nın asıl amacı bu insanların dinini değiştirmek değil, toprakların genişletilmesi ve vergilerin arttırılması idi. Osman Gazi’nin en yakın arkadaşlarıda, mesela Evrenesoğlu ve Malkoç, ilk fetihlere katılırken Hristiyanlardı. Ancak sonraları bunlar kendiliğinden Müslüman olmuşlardır.

Balkanlarda uzun zamanlardan beri İslam’ı kabul eden insanlar zaten vardı, yeni topraklar fethedilip uçlar Batıya doğru ilerleyince, arkadaki bölgede savaşlar sebebiyle nüfus azalmıştır. Anadolu’daki insan kalabalığı buraya getirilmiştir. Devlet tarafından bu konuda bizzat teşvikler yapılmıştır. Ancak Babalar burada ana rolü üstlenmeye devam etmişlerdir. O dönemlerde kurulan köy isimlerine bakarsanız, Saru Baba, Altın Dede, Salih Baba benzeri isimler görürsünüz.

15. yüzyılın başlarında bugünkü Bulgaristan nüfusunun %10-15 kadarı Müslümanken, bu sayı Kanuni zamanında % 60-70’lere ulaşmıştır. Ancak bu toprakların asıl İslamlaşması 17.yy’da olmuştur. Bölgede refah seviyesi artınca, barış ve güven sebebiyle ticaret gelişmiş, bu topraklar büyük ticari merkezler haline gelmiştir. Hristiyanlar köylerden, yaşam standartlarını yükseltmek için Müslümanların yoğunluğunu oluşturdukları şehirlere göç etmişler ve zamanla Müslüman olmuşlardır. Bunlar zorla değil, kendi istekleri doğrultusunda göç eden insanlardır. Bu topraklarda derinleşemeyen Hristiyanlık, müreffeh Müslüman halkın zuhuru ile etkisini kaybetmiştir. Ayrıca bu bölgelerde entelektüel bir sınıf da oluşmuştur. Mesela Belgrat’ta isimleri maruf olan 40-50 tane tarihçi, şair, hoca gibi insanlar var.

Balkanlarda yaşayan insanlar, farklı kültürler ve dinlerle ilişki içerisinde olmalarına rağmen İslam’ı seçmislerdir. Hatta halkın kitlesel olarak da Müslüman olduğu zamanlar olmuştur. Mesela Bosna fethedildiği zaman, toprak sahiplerinin mülkiyetlerini koruması, Müslüman olmaları şartı ile kabul edilmiştir. Elit (soylu) liderleri Müslüman olan halk, toplu şekilde Müslümanlığı seçmişlerdir.

Dolayısı ile bu merkezi bölgelerde Osmanlı fethi tam bir sosyal ve siyasi devrim getirdi. Eski aristokrasi hemen hemen her yerde iktidardan uzaklaştırıldı ve sık sık yok edildi. Başlıca istisnalar, yukarıdada bahsedildiği gibi, birçok soylunun İslam'a döndüğü ve topraklarını elinde tuttuğu Bosna ve Arnavutluk idi. Bosna'da, Ortodoksluk ve Katoliklik tarafından eşit derecede zulme uğrayan Bogomiller, din değiştirmek için hem dini hem de maddi nedenlere sahipti.

10-15. yüzyıllar arasında Balkanlarda bilhassa Bulgaristan'da gelişen Bogomil mezhebi, görünen dünyanın ve dünyadaki her varlığın şeytan tarafından yaratıldığını öne sürerek her türlü madde ile teması, özellikle evliliği, et yemeyi ve şarap içmeyi yasaklamış anarşik ilk toplumdur. Bogomiller, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediğine, haç işaretinin abartıldığına, kiliselere gidenlerin şeytanın kötülüklerine ortak olduğuna inanmış bu yüzden de ibadetlerini evlerinde gizlice yürütmüşlerdir. Fatih Sultan Mehmet’in Bosna’yı fethinden sonra Bogomil mezhebindeki Bosna Hristiyanlarına son derece hoşgörülü davranılmış ve onların devlet hizmetinde yetişmeleri sağlanmıştır. Böylece Bogomiller, zamanla kendi inançlarına yakın buldukları İslam'ı kabul etmeye başlamıştır.

İslam’ın bu topraklarda yayılması Hristiyanlık ve Yahudilik için de daha rahat bir ortam sağlamıştır. Hristiyanlar kendi manastırlarını, okullarını kurmuşlardır. Ayrıca İspanya’dan Selanik’e getirilen Seferat Yahudileri de bu topraklarda kendi inançlarını yaşamışlardır. Halk bu hoşgörü ortamında İslam’ı seçmiştir. İslam’ın, bu topraklarda bazı tarihçilerin iddia ettigi gibi Hristiyanlığı yok etmesi gibi bir şey olmamıştır.

Düşünenlerin Düşünceleri
Türkiye'nin Gizli Sorunu: Ekonomik İşgal RUSYA’DA NELER OLUYOR? Emin Erman: Osmanlı neden Balkanlara Anadolu’dan daha çok önem verdi? Seküler Milliyetçilik ve Türk İslam Sentezi İSVEÇ VE FİNLANDİYA’NIN NATO ÜYELİĞİ Türk Cumhuriyetleri ve Demokrasi: Kırgızistan'daki Darbe Girişimi İddiaları Türkiye’nin Mülteci Sorunu ERDOĞAN’IN YENİ DÖNEMİNDE TÜRK DIŞ POLİTİKASI Seçim Sonrası Dış Politika KÜRTÇÜLÜK DÖNÜŞÜR MÜ, DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR Mİ? Osmanlılar Balkanlar'da İslamlaşmayı Zorladı mı? İSKOÇYA’YA MÜSLÜMAN BAŞBAKAN: KÜRESELLEŞME BUNUN NERESİNDE? 21 Mayıs seçimi ve Batı Trakya Türk Azınlığı Rusya'da Kıpırdanma Henüz Birmiş Sayılmaz DNA Sonuçlarımız ve Etnik Kimliğimiz? TÜRKİYE - MISIR İLİŞKİLERİNİN NORMALLEŞMESİ VİZESİZ AVRUPA VE 300 MİLYAR DOLAR VAATLERİ ÜZERİNE NATO’NUN GENİŞLEMESİ: FİNLANDİYA’NIN NATO ÜYELİĞİ PROF. DR. YUSUF HALACOĞLU: TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN BU TEDBİRLERİ ALMAK GEREKİYOR BULGARİSTAN SEÇİM SONUÇLARI: Yine, yeniden! Yine, sil baştan... Amerikan Devlet Biyografisi 14 Mayıs Seçimlerinde Küçük Partilerin Rolü Bulgaristan'da Arkası Gelmeyen Seçimlere Tamam mı Devam mı? Türkiye, Biden'ın 2. demokrasi zirvesine davetli listesinden neden çıkarıldı? Balkanlarda Türk Mirası Dağlık Karabağ'ın Sonu: Batının Eylemsizliği Azerbaycan ve Rusya'yı Nasıl Etkinleştirdi? MELEZLEŞEN SİYASET ÇOK DÜŞÜNDÜRÜCÜ! Bektaş Yusuf UKRAYNA’DA MUHTEMEL BAHAR OPERASYONU- 2024 YEREL SEÇİMLER ÖNCESİNDE TÜRK MİLLETİNE UYARILAR!.. TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR TÜRK DEVLETİDİR!.. Türk Üniversitelerinde Afrikalı Öğrenci Sorunu YEMEN, HUSİLER VE KIZILDENİZ GÜVENLİĞİ ERDOĞAN’IN YUNANİSTAN ZİYARETİ İsrail savaşı kazanacak ama Hamas'a karşı savaşı kaybedecek mi? Özgür Özel ya da İtiraz Kültürünün Geri Dönüşü Rusya'da Wagner ile Suriye'de ÖSO Benzerliği İSRAİL HAMAS SAVAŞI 2023 Çipras Kaybedince İstifa Etti, Peki Ya Bizdekiler? Türkiye NATO ve Batı dışında kalmaya hazır mı? Osmanlı’da Gerileme Nasıl Başladı? RUSYA’DA NELER OLUYOR - II Kendi ellerimizle yaktık dünyayı! YENI BALKANLAR VE ESKI SORUNLAR... Yabancı gözü ile Türkiye Ekonomisi Ulaşım Zamları Ve "Rasyonel" Düşünmek Osmanlı İmparatorluğu Neden Sanayileşemedi? Ortaçağ Avrupa’sında din anlayışı, kilise-yönetim ilişkisi ve günümüz Türkiyesindeki durum SURİYE İLE İLİŞKİLERİN NORMALLEŞMESİ RUSYA’DA TERÖR SALDIRISI İsrail Hamas Çatışması Amerika'da Nasıl Algılanıyor?