SAKALARIN VE İSKİTLERİN GİZEMLİ TARİHİ
Tarih öncesi dönemde Orta Asya’da ortaya çıkan üç önemli kültür bulunmaktadır. Halkalar halinde birbirini etkileyen Anav, Afanesyevo ve Andronovo Kültürleri, MÖ 4000’lerden başlayarak MÖ 900’lere kadar olan dönemlerde günümüzdeki Moğolistan’dan Hazar Denizi’ne uzanan ve 35 ile 60. Enlemler arasında kalan bölgede yaşayan etnik topluluklar arasında ortaya çıkmıştır. Ön Türkler diye isimlendirilen toplulukların sosyal ve kültürel alt yapısını oluşturan bu kültürlerin ardından sahne alan Sakalar, bu bölgede yaşayan ve yazılı kaynaklarda izlerini takip edebildiğimiz ilk uygarlıktır.

MÖ 8. Yüzyıldan itibaren bilhassa Çin kaynaklarında ve daha sonra da İran ve Eski Yunan belgelerinde yer almaya başlayan Sakalar, özellikle Altay Dağlarının etekleriyle Hazar Denizi arasında kalan orta ve batı Türkistan’da ortaya çıkmıştır.

MÖ 827 ile 782 arasında yaşamış olan Çin İmparatoru Suan, güvenlik endişeleri ile ülkenin kuzey ve kuzey batısına doğru olan bölgelerde ileri askeri garnizonlar kurmaya başlamıştı.

Bölgede yaşayan yerli konar göçer kabileler, otlakları ve yaşam alanları daraldıkça batıya doğru göç etmeye başladı.

Önce Balkaş ardından da Aral Gölü çevresinde yaşayan ve büyük ölçüde benzer yaşam tarzı sürdüren halklar ile kaynaşan konar göçer boylar, Sakalar dediğimiz etnik topluluğu oluşturacaktı.

Bölgedeki mezar ve kurganlardakiler üzerine yapılan genetik testler, yerli halkın günümüzdeki Hint – Avrupa kökenli milletlerle akraba olduğunu gösteriyor.

Altayların eteklerinden gelen göçmenler ile oluşan genetik kaynaşma, ilerleyen yüzyıllarda Kazaklar, Özbekler, Tatarlar, Oğuzlar ve Kıpçaklar gibi Turani halkların da temellerini atacaktı.

Bu dönemin tipik özelliği, Altay Dağlarından batıya sarkan her kabilenin yeni yaşam sahaları elde edebilmek için karşılaştığı batıdaki komşu kabile ile çatışmasıdır.

Bu çatışmalar sırasında bazı kabileler diğerlerine boyun eğerken bazıları ise daha batıya giderek başka bir çatışmayı tetikliyordu.

Bu süreç içerisinde birleşerek güç kazanan en büyük Saka kabilelerinden birisi Massagetler olacaktı.

Aral Gölünün güneyindeki geniş düzlüklerde yayılan bu kabilenin isminin “büyük Saka Kabilesi” anlamına geldiği iddia ediliyor.

Saka kelimesi, Çin kaynaklarında Sai olarak teleffuz edilir. Daha batıya göç eden Sakalar için ise Sai – wang ifadesi geçmektedir ki Çince wang kelimesinin prens ya da hükümdar anlamına gelmesi nedeniyle Sakaların batı Türkistandaki kolu için hanedan soyu olduğu değerlendirmesini yapan tarihçiler vardır.

Masagetlerin Sakaların en güçlü ve merkezi kabilesi olması, bu iddialarla paralellik taşımaktadır.

 

Pers Kaynakları, Sakalar’ı üç ayrı ana kola ayırıyor.

Bunlardan birincisi, kendi sınır komşuları olan ve Kraliçe Tomris ile Büyük Kiros arasındaki epik savaşta  geçen Masagetler.

Daha doğuda, Altaylara yakın bölgede yaşayan Sakalar için Omurgas Sakaları ismi geçiyor ki buna benzer bir isimlendirmeyi Yunanlı tarihçi Heradot’un da kullandığını görüyoruz.

Pers kaynakları, Hazar Denizinin karşı tarafındaki Sakalar için “denizin ötesindeki Sakalar” anlamına gelen “Saka Tiay Para Daray”  ifadesini kullanıyor.

Bu ifadenin Sakaların Kafkasyanın ve Karadenizin kuzeyindeki batı kolu olan İskitler için kullanıldığına hiç şüphe yok.

Yunan tarihçi Strabon, İskitler’i Dahailer olarak tanımlarken daha doğu ve güney doğusundakiler için Sakalar ya da Masagetler kelimelerini kullanıyor.

Biraz önce ifade ettiğimiz gibi Sakalar ve onların en büyük kabileleri olan Sakaların tarih sahnesine çıkışı, Altay Dağları eteklerinden batıya doğru bir tür mini kavimler göçü başlatan kabilelerin göçlerine dayanıyor.

İskitler diye ifade edilen kolun tarih sahnesine çıkışına dair elimizdeki en somut bilgi, Yunanlı tarihçi Heredot’un eserlerinde yer alan ifadelerdir.

Buna göre İskitler, MÖ 8. Yüzyıl civarında aniden Hazar Denizinin kuzeyinde ortaya çıkıyor. Heredot’a göre Masagetler tarafından topraklarından atılan kabilelerden oluşan İskitler, büyük bir süratle Kafkasya’ya ve Karadeniz boylarına saldırıyor. Buralarda yaşayan Kimmer topraklarını yağmalamaya başlıyor.

Atlı süvarilerden oluşan son derece savaşçı bir topluluk olarak tarif edilen İskitler, daha ziyade piyade birlikleri bulunan Kimmerlerin direnişini kısa sürede kırıyor.

Aslında Kimmerler de bir hayli savaşçı bir topluluk oldukları halde topraklarını terk etmek zorunda kalıyorlar ve onlar da Kafkasya üzerinden Anadolu’ya iniyor ve buradaki kent devletlerinin başını epeyce ağrıttıktan sonra zaman içinde asimile olarak Anadolu’nun yerli halkları arasına karışıyor.

Kimmerlerin yaşadıklarıyla ilgili bir hayli ayrıntı biliniyor olsa da Sakalar ve İskitler’in siyasi tarihlerine ilişkin MÖ 6. Yüzyıl ortalarına kadar herhangi bir bilgiye rastlanılmıyor.

Bu dönemde Pers İmparatoru Büyük Kiros’un liderliğinde yükselişe geçen Perslerin özellikle Massagetler ile sınır komşusu olmasıyla iki uygarlığın çatışmaya başladığına tanık oluyoruz.

Dünya tarihinin bilinen ilk kadın hükümdarı Saka kraliçesi Tomris ile Pers İmparatoru Büyük Kiros arasındaki savaş, epik ve popüler tarih alanında izleri günümüze kadar süren bir öyküdür.

Efsaneye göre büyük ve güçlü bir orduya sahip olan Kiros, Masagetlerin topraklarını ele geçirmek için birkaç akın düzenlemiş olsa da göçebe ve kabileler halinde yaşayan Sakalar’a diz çöktürememiştir. Bilakis vur kaç saldırıları yapan Sakalar, Pers ordusuna önemli zarar vermeyi başarmıştır.

Sakaların liderinin ani ölümü üzerine başlarına karısı Tomris’in geçtiğini öğrenen Kiros, bir kadının hükümdar olmasını zaafiyet olarak algılar.. Durumdan faydalanmak için son ve büyük bir sefer düzenlemeye karar verir.

Sefer hazırlıkları sürerken Tomris’e elçi gönderen Kiros, kendisiyle evlenmesini ve topraklarını savaşsız teslim etmesini önerir. Böylece savaşmaya cesareti olmadığını düşündüğü Tomris’in topraklarını kolayca ele geçireceğin, düşünür.

Ancak Tomris, bunun bir oyun olduğunu hissetmiştir. Sert bil dille teklifi reddetmiş, herkesin kendi topraklarını idare etmesi gerektiğini söyleyerek seferden vaz geçmesi çağrısı yapmıştır. Bir yandan da eğer gerekirse Sakaların savaşmaya hazır olduğunu bildirmiştir.

Kaba kuvvet kullanmaya karar veren Kiros, büyük bir ordu ile sınırı geçer.

Çok kurnaz bir savaş ustası olan Kiros, küçük bir öncü birliği ileri sürer. Bu birliğe saldıran Tomris’in oğlunun komutasındaki Saka kuvvetleri tuzağa düşmüştür.

Korkup kaçmış gibi görünen Pers Kuvvetlerini takip etmek yerine geride bıraktıkları sahte otağa giren Sakalar, buradaki yiyecek ve içeceklere aldanıp kazanılan kolay zaferi kutlamak isterler.

Ancak Persler, onlar sarhoş haldeyken aniden geri döner ve baskın ile Tomris’in oğlunu ve askerlerini esir alırlar.

Bu tuzak karşısında öfkelenen Tomris, intikam yemini eder ve iki ordu büyük bir savaşa tutuşur.

O güne kadar girdiği savaşlarda büyük zaferler kazanan Kiros, Saka ordusu karşısında bozguna uğrar ve bunun bedelini canıyla öder.

MÖ 528’de meydana gelen bu savaştan 12 yıl sonra tarihe mal olmuş bir başka büyük Pers İmparatoru Darius’un yeni bir sefere çıktığını görüyoruz.

Efsaneye göre Darius, bu sefer sırasında Sakalara özgü kıyafetler giydirdiği askerler ile Sakaları tuzağa düşürmüştür. Kayıtlara göre Persler, bu oyunla Sakaların bu savaştaki güçlü lideri Sakunka’yı yenerek esir almayı başarmıştır. Diğer Saka liderleri, ellerindeki kuvvetlerle çöle kaçarak tümüyle yok olmaktan kurtulabilmişlerdir.

 

 

Bu olaylardan yaklaşık 200 yıl kadar sonra Sakalar açısından tarihi öneme tanık olan bir başka süreç Makedonya Kralı Büyük İskender’in doğu seferi sırasında yaşanmıştır.

İran’ı ele geçirdikten sonra Türkistan tarafına yönelen Büyük İskender, burada karşılaştığı Saka ordusunu yenerek bölgeyi kontrol altına almıştır.

Büyük İskender’in ölümü sonrasında bölgede yaşanan iktidar boşluğunu ise kuzey batılarındaki akrabaları İskitler veya eski Yunan tarihçilerin ifadesiyle Dahailer dolduracaktır.

İskitlerin bölgeyi ele geçirmesinden sonra zamanla İskit ve Saka topluluklarının ortak bir siyasi birlik kurdukları ve etnik anlamda yeniden kaynaştıkları görülür.

Bu olay, Massagetlerden beri süre gelen bölgedeki Saka hakimiyetini ortadan kaldırmıştır.

İskitler diye isimlendirilen ve 8. Yüzyıldan itibaren tedricen Sakalar’dan ayrılmaya başlayan batı kolun tarihine göz atacak olursak...

İskitlerin uzun yüzyıllar boyunca Hazar Denizi, Kafkasya, Karadeniz hattının kuzeyinde kalan son derece geniş bir alanda yaşadıkları biliniyor.

Ancak İskitlerin siyasi tarihleri konusundaki bilgiler, kısmen Yunan ve biraz da Pers kaynakları ile sınırlı kalmıştır.

Günümüzdeki Ukrayna ve Rusya’nın güney batı topraklarındaki İskit hakimiyetinin aslında büyük bir kabileler konfederasyonundan ibaret olduğu anlaşılıyor.

 

Bu kabileler içinde diğerlerinin kabullendiği baskın bir boyun olduğu dönemlere de rastlıyoruz.

Ancak bu baskın boyun nasıl belirlendiği, nasıl değiştiği konusunda elde somut bilgiler bulunmuyor.

İskit toplulukları hakkında en bilinen hususlar, savaşçı, göçebe, iyi at kullanan, maden işlemesini bilen ve kadınlarla erkeklerin nispeten eşit oldukları bir kültüre sahip olmalarıdır.

İskitler veya Sakalar’ın kullandıkları dil konusunda da elde somut bilgiler bulunmuyor. İhtimal ki çok geniş coğrafyada yaşayan bu kabileler federasyonunda birden çok dil veya çok sayıda lehçe kullanılıyordu.

İran sınırına doğru Hint Avrupa, doğu ve kuzey sınırlarında ise Ural Altay dillerinin daha hakim olduğu varsayılabilir.

Kullanılan bir alfabenin varlığı konusunda da tartışmalar sürmektedir.

Kazakistan’ın Alma Ata kenti yakınlarındaki Esik Kurganında bulunan ve M.Ö. 4. veya 5. Yüzyıla tarihlenen bir kurgandan çıkan gümüş kap üzerinde tespit edilen runik harfler de bu konudaki tartışmayı bitirmemiştir.

Bazı kaynaklar bu runik harflerin Orhun – Yenisey yazıtlarındaki Göktürk alfabesinin öncüsü olduğunu söylemektedir.

Birbirinden farklı olmakla beraber buradaki metni Türkçe olarak okuyan bu kaynaklara karşın söz konusu harflerin Aramice kökenli olduğunu iddia eden bilim insanları da olmuştur.

Bu görüşe göre aslında Suriye – Filistin merkezli bir dil ve alfabe olan Aramice, o yüzyıllarda İran ve Anadolu’da da yaygın olarak kullanılan bir alfabeydi.

Arami harfleriyle yapılan okumalarda Hotan yani şimdiki Uygur bölgesinin batı ve güney batısındaki bölgelerde konuşulan Antik Doğu Pers diliyle bir çözümleme yapılmaktadır.

Tarihe geri dönecek olursak; İskitlerin hakimiyetlerinin özellikle MÖ 3. Yüzyıldan itibaren azaldığı ve bilhassa Karadeniz kıyılarında Sarmatlar ismi verilen boyların bölgeyi ele geçirdiği bilinmektedir.

Bazı tarihçiler, Sarmatların aslında Kırım ve batısındaki bölgeye yerleşen İskit boylarından olduğunu düşünmektedir.

Bu teze göre başlangıçta İskitlerin bir parçası olan bu boylar, geniş coğrafyada zamanla kültürel kimlik olarak doğuda kalan İskit topluluklarından uzaklaşmaya başlamış, daha sonra da gelişen siyasi olaylara bağlı olarak İskitlerden tamamen ayrılmışlardır.

Bir diğer görüşe göre ise Sarmatlar, Volga ve Don Irmaklarının yukarılarında yaşayan komşu halklardan oluşuyordu ve zamanla İskit topraklarının içinden geçerek Kırım ve batısına göç etmişlerdi.

Bunu yaparken de hem İskit hakimiyetini zayıflatmışlar hem de sonuçta kendilerine Karadenizin kuzey batısını yurt edinmişlerdi.

 

Her şekilde İskitlerin Sarmatların güçlenmesine bağlı olarak Karadenizin kuzeyindeki hükümranlıklarını kaybettikleri, MÖ 2. Yüzyıla doğru tamamen siyasi tarihten silindiklerini görüyoruz.

İskitlerin ve Sakaların bulundukları coğrafyaya bağlı olarak farklı kültürlerle kaynaştıklarını söylemek yanlış olmaz.

MS 4. Yüzyılda Hunların başlattığı Kavimler göçü döneminde İskit topluluklarının kaynaştıkları topluluklarla beraber Orta ve Doğu Avrupaya, Balkanlara, Kafkasyaya ve kısmen Anadolu içlerine dağıldıklarını söyleyebiliriz.

Ayrıca sonraki yüzyıllarda Karadenizin kuzeyinden gelip geçen Hunlar, Avarlar, Peçenekler, Kumanlar, Bulgarlar, Kıpçaklar, Tatarlar ve Hazarlar gibi çok sayıda Turani halkın yanı sıra Ukraynalılar, Çerkesler ve kimi Slav topluluklarıyla karıştıkları da anlaşılıyor.

Hazırlayan: Akın Üner

 

 

 

Popüler Tarih, Popüler Kültür
Arap kökenli göçmen Akadlar, Sümer Uygarlığını nasıl ele geçirdi? TÜRKLERİN KAYIP 500 YILI (MS 48, MS 552) HUN KAĞANLARININ ÇİNLİ HATUNLARI BİLİNEN İLK TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜKÜMDAR: HUN KAĞANI Çİ Çİ URARTULAR, HURRİLER ve METANNİLER KÜRTLERİN GENETİK ATALARI MI? AŞİNALAR'IN GERÇEK TARİHİ Anadolu'nun Unutulmuş En Eski Üç Uygarlığı: Hattiler, Hurriler ve Luviler HIUNG-NU VEYA ASYA HUNLARI'NA DAİR ŞEHİR GEÇİŞİ HİZMET SINIFINDAKİ YOLLARDA YAN YOL KATILIMLARINDAN KAYNAKLANAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE BİR ÖNERİ SAKALARIN VE İSKİTLERİN GİZEMLİ TARİHİ DÜNYA HALKLARI, 2. BÖLÜM: GÜRCÜLER LAİKLİK KAVRAMI ve DÜNYADAKİ GELİŞİMİ Proto Çerkeslerin, Proto Gürcülerin, Proto Lazların, Proto Türklerin, Proto Keltlerin ve Trakların Genetik Akrabaları olarak İSKİTLER, KİMMERLER ve SARMATLAR BELEDİYE KAVRAMI VE BELEDİYECİLİK ANLAYIŞININ GELİŞİMİ VE CUMHURİYET ÖNCESİ TÜRKİYE’SİNDE TAŞIDIĞI ANLAM Arnavut Halk Destanı ve Türkülerinde İstanbul Ortaokul Öğrencilerinde Problemli İnternet Kullanımı İle Öz-yeterlik Arasındaki İlişkide Yaşam Doyumunun Aracı Rolünün İncelenmesi Nedenleri Sonuçları ve Çözüm Önerileri Bağlamında Akran Zorbalığı: Bir Olgubilim Çalışması İlk Yunan Parlementosu: Anabolu (Nafplion) Ağa (Vouleftikon) Camii RUS İSTİHBARAT BELGELERİNE GÖRE BALKAN TÜRKLERİ'NİN KÖKENLERİ Hadise, Çarşamba'yı Sel Aldı Türküsü'nü söylerse! Sürmeli Kadın'dan Zeus Baharı Uyarısı Karamanoğulları Beyliği ve Hanedan Ailesinin Kökenleri GÜZEL ASTROLOG MICHAELA ASTRO'NUN YEREL SEÇİM KEHANETLERİ: İSTANBUL, ANKARA, İZMİR, BURSA VE ANTALYA 2026'DA HİDROJEN BOMBASI ATACAKLAR, AZERBAYCANLI KAHİN NADİM ALIXANOV'UN 3. DÜNYA SAVAŞI KEHANETİ Oğuzların Kökenlerine Dair 4 Farklı Tarih Tezi BURSA DEPREMİ, BİZANS DÖNEMİNDEN GÜNÜMÜZE BURSA'NIN FAY HATLARI İLE SINAVI, 1855 VE YENİ KEŞİF KIZIL DELİ KAHİN'İN ERZİNCAN ALTIN MADENİ KEHANETİ GERÇEKLEŞTİ, PEKİ KİM BU X KAHİNİ? Kudüs: Mitolojilerin Savaştığı Şehir Zeki Müren Yaşasaydı ve Selanik Türküsü'nü Okusaydı DÜNYA HALKLARI, 1. BÖLÜM: TÜRKLER ASTROLOJİ BİLİM DALI MI? ASTROLOG MICHAELA ASTRO İZMİR VE MALATYA DEPREMLERİNİ TARİHİYLE NASIL BİLDİ ÇERKES MİTOLOJİSİ, ESKİ ÇERKES DİNİ VE NARTLAR Şiir Gibi Şehir: Varna TÜRKLERİN KUZENLERİ: MACARLAR, FİNLANDİYALILAR, ALMANLAR VE KELTLER TARİHİ VE KÜLTÜRÜYLE ÇERKESLER, DÜNYA HALKLARI 5. BÖLÜM DÜNYA HALKLARI 4. BÖLÜM: ÇİNGENELER (ROMANLAR) DÜNYA HALKLARI, 3. BÖLÜM: LAZLAR Yapay Zeka ile Tarkan'a Selanik Türküsü Söylettiler! ŞAMAN SELENGE: TÜRK MİTOLOJİSİNDE TENGRİ VE YARADILIŞ