Arap kökenli göçmen Akadlar, Sümer Uygarlığını nasıl ele geçirdi?
Sümer Uygarlığı hakkında tarihe meraklı herkes mutlaka bir şeyler okumuş, duymuş veya bir fikir edinecek kadar bilgiye ulaşmıştır.

Gerçekten de yazıyı ilk keşfeden uygarlık olan Sümerler, dinler tarihi başta olmak üzere hemen tüm alanlarda etkileri günümüze kadar süregelen ve yaklaşık 2000 yıl kadar devam eden bir medeniyet oluşturmuştur.

Bu süre içerisinde barbar komşularının pek çok saldırısını püskürten ve bazen iç isyanlarla da karşılaşan Sümerler, ulaştıkları teknolojik ve ekonomik kapasiteleri sayesinde her defasından ayakta kalmayı başarmışlardır.

Çevrelerindeki halklardan çok daha gelişmiş oldukları halde onlara saldırmayı, sömürmeyi, topraklarını ele geçirmeyi düşünmeyen Sümerler, yeryüzündeki ilk yazılı uygarlık oldukları halde asla ilk imparatorluk olmamışlardır.

Oysa Sümerlerin ardından aynı topraklarda gelişen Akadlar, miras aldıkları Sümer kültürünün aksine saldırgan, sömürgeci, yağmacı ve emperyal bir duruş sergilemişlerdir.

Gelin, Akadların Sümer uygarlığının adeta üzerine konarak ortaya çıkmalarının ve ardından yayılmacı politikalar izleyerek yeryüzünde bilinen ilk İmparatorluğu kurmalarının öyküsünü anlatalım.

***

Sümerler, çok önemli bir kültür seviyesine ulaşmışlardı. Komşu halklar, onların askeri gücünü kabullenmiş, birbirleriyle savaşsalar bile Sümerler’in topraklarına girmekten imtina eder olmuşlardı.

Bu durum, Sümer kentlerinin güvenlik endişelerini azaltmış, savunma maliyetlerini düşürmüş, ticaret yaparak zenginleşen Sümer halkının ekonomik refahı da üst düzeye ulaşmıştı.

Öz güveni alabildiğine artan Sümerliler, giderek büyüyen kentlerinde çalışmak üzere daha fazla işgücüne ihtiyaç duyduklarında karın tokluğuna çalışmaya hazır komşu halkların sakinlerinin kentlerine gelmesine itiraz etmediler.

Özellikle Sami kökenli işçiler, düz işçi olarak çalışmak üzere gelmeye başladı.

Günümüzdeki Arapların ve Yahudilerin ataları olan Sami kökenli işçiler, Sümerlerin yanında adeta gönüllü köleler gibi çalışıyordu.

Büyük beklentileri yoktu, karınları doyuyordu, aileleriyle birlikte barınabiliyorlardı ve işlerini yaptıkları sürece ev sahipleri kendilerine kötü davranmıyordu.

Sümerler, göçmen işçilerin ailelerini başkente çok yakın olan Akad kentine yerleştirmişlerdi. Böylece kendi yaşam standartlarını düşürecek kitleleri gözden uzak tutabiliyorlardı.

Zaman içerisinde çoğalan ve kendilerine ait bir alt kültür kuran Akadlı göçmenler, Sümer Medeniyetini de öğrenme olanağı bulmuşlardı. Çivi yazısını, Sümer inançlarını, yönetim modelini, inşa teknolojilerini velhasıl medeniyetini kavrayan kalabalık bir kitle oluşmuştu.

Ayrıntıları tam olarak bilemiyoruz, ancak günün birinde Akadlı göçmenler, bir şekilde Sümerleri yöneten hanedanı yıkıp kendi içlerinden bir hükümdar çıkartmayı başardılar.

***

Sümer Uygarlığına son veren ve kendisini kral ilan eden Sargon, Akad’a birkaç nesil önce yerleşen Sami kökenli işçi ailelerinden birisinin oğluydu.

Kullandığı isim, Sümer dilinde “gerçek kral” anlamına geliyordu ve hakkında anlatılan efsaneler sayesinde bir meşruiyet kazanmıştı.

Muhtemelen iç çekişmelere ve daralan ekonomik imkânlara bağlı olarak Sümer ülkesinde huzursuzluk vardı.

Efsaneye göre Sargon, rahibe bir anneden dünyaya gelmişti, bazı Sümerologlara göre babası bilinmiyordu veya dönemin rahibeleri küçük yaştan itibaren erkek eli değmeyecek biçimde bir hayat tarzı sürüyorlardı.

Bir başka deyişle Sargon’un annesi, Hz. İsa’yı doğuran Meryem Ana örneğindeki gibi kutsal bir bakireydi. Tanrıların bir lütfu olarak mucizevi biçimde gönderilmişti.

Bu öykünün kutsal kitaplardaki anlatılara benzerliği tartışma konusudur, ancak bu kadarla da kalmıyor.

Efsaneye göre Hz. Musa’nın öyküsüne benzer biçimde Sargon, annesi tarafından nehre bırakılmış, onu bir bahçıvan sepet içerisinde bulmuştur.

Sargon, Sümerlerin en büyük kentlerinden Kiş’te yaşıyordu. Bu şehir devletinin hükümdarının mahiyetine girmiş, savaşçı yetenekleri ve komuta kabiliyeti kısa sürede fark edilerek ordu içinde hızlı biçimde yükselmişti.

O tarihlerde Kiş kenti, hemen kuzeyindeki Ur ve Uruk isimli şehir devletleriyle rekabet halindeydi. Bu gerilim, önce küçük çatışmalara sonra da savaşa yol açtı.

Kanlı mücadeleler sırasındaki başarıları, onu Kiş kentinin komutanı mertebesine yükseltmişti.

Askerler ve halk arasında çok yaygın bir anlatıya göre Savaş ve Bereket Tanrıçası İnanna ona görünmüş, aynı zamanda aşk ve cinsellik tanrıçası olarak da kabul edilen İnanna ona aşık olmuştur.

Kendisine birliktelik karşılığında sıradan bir insan iken dünyaya hakim olacak kudret ve yetenekleri bahşetmiştir.

Sargon ile İhanna ilişkisi aslında ilginç mitolojik ayrıntılar içeriyor. İhanna, Sümerler döneminde diğer Tanrılar arasında çok da öne çıkartılan, ibadete konu edilen bir Tanrıça sayılmıyordu. Sargon, kendisine bir kudret bahşeden efsanenin gizemli Tanrıçasını kendi döneminde adeta seviye atlatmıştı.

Sargon döneminden itibaren İştar diye anılmaya başlanan İhanna, artık cinsellikle beraber efsanelere konu edilen bir varlıktan ziyade kendisine ibadet edilen, daha saygın bir varlık mertebesine ulaşacaktı.

Giderek güçlenen Sargon’un komşu şehir devletlerini ele geçirdikten sonra bir tür darbe ile Kiş kralını devirerek yerine geçtiği anlaşılıyor.

Sümer kültüründe pek de rastlanmayan, tanrısal bir güce dayalı hükümranlığının en büyük destekçileri bir zamanlar göçmen işçi olarak gelen Sami kökenliler, giderek fakirleşen ve çareyi tanrılarda arayan Sümer halkı olacaktı.

Tanrıların özellikle seçtiği ve özel yeteneklerle donattıklarına inanan kitlelerden güçlü bir odu kuran Sargon, diğer Sümer kentlerini birer birer ele geçirdi.

Yine bir efsaneye göre kanlı kılıcını Basra Körfezi sahillerinde yıkayacak ve böylece Sümer uygarlığına fiilen son verecekti.

Sargon ilginç bir yönetim tarzı uyguladı.

Sümerlerin şehirlerini yakıp yıkmadı. Dönemin çok üstündeki bilgi ve teknikleri aynen korudu. Sümer dilini ve çivi yazısını muhafaza etti.

Tapınaklara da müdahale etmedi. Ancak kendi iktidarını güçlendirecek bir takım revizyonlar yaptı, İmparatorluk eliyle halka din eğitimi veren bir sistem kurdu.

Halka karşı çok adil bir görüntü verse de Sümer seçkin sınıfına gaddarca davrandı. Şehir Devletleri yöneten hanedan ailelerini kıyımdan geçirerek kendisine adeta tapan kimselerden valiler atadı.

Yine Sümerlerden farklı olarak düzenli ordu kurdu.

Aslında düzenli ordu kurma fikri sadece Sümerler için değil tüm dünya için büyük bir yenilikti.

Kurduğu düzenli ordu, daha önce şehir devletleri biçiminde parçalı bir medeniyet halinde yaşayan Sümer ülkesinde onun tam bir hâkimiyet kurmasını sağladı.

Bu hakimiyeti kurduktan sonra çevre ülkelere doğru saldırgan bir siyaset izlemeye başladı.

Günümüzdeki Arap yarımadasının tamamına, Anadolu ve İran içlerine seferler düzenleyen Akad ülkesi, Sümerlerin aksine ticaret ve kültürel üstünlük üzerinden değil, kaba kuvvet ve korkutmaya dayalı bir çizgiye gelmişti.

Akad halkı, büyük bir tanrısal güç vehmettikleri, aletine inandıkları Sargon’u adeta ilahlaştırırken komşu halklar ve onun hükümranlığına boyun eğmeyenler için acımasız bir kişilik gösteriyordu.

Dünyanın ilk emperyal gücü olarak ortaya çıkan Akadların hükümdarı Sargon, yeryüzündeki ilk imparator olarak kayıtlara geçecekti.

Kendisinden sonra da asırlar boyu örnek alınan bir lider olan ve bu vesileyle aynı ismi kullanan pek çok başka krala da ilham kaynağı olan Sargon, kutsal kitaplarda da çeşitli isimlerle zikredilen bir kişilik olarak hala yaşamaya devam ediyor!

Akın Üner

Popüler Tarih, Popüler Kültür
Arap kökenli göçmen Akadlar, Sümer Uygarlığını nasıl ele geçirdi? TÜRKLERİN KAYIP 500 YILI (MS 48, MS 552) HUN KAĞANLARININ ÇİNLİ HATUNLARI BİLİNEN İLK TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜKÜMDAR: HUN KAĞANI Çİ Çİ URARTULAR, HURRİLER ve METANNİLER KÜRTLERİN GENETİK ATALARI MI? AŞİNALAR'IN GERÇEK TARİHİ Anadolu'nun Unutulmuş En Eski Üç Uygarlığı: Hattiler, Hurriler ve Luviler HIUNG-NU VEYA ASYA HUNLARI'NA DAİR ŞEHİR GEÇİŞİ HİZMET SINIFINDAKİ YOLLARDA YAN YOL KATILIMLARINDAN KAYNAKLANAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE BİR ÖNERİ SAKALARIN VE İSKİTLERİN GİZEMLİ TARİHİ DÜNYA HALKLARI, 2. BÖLÜM: GÜRCÜLER LAİKLİK KAVRAMI ve DÜNYADAKİ GELİŞİMİ Proto Çerkeslerin, Proto Gürcülerin, Proto Lazların, Proto Türklerin, Proto Keltlerin ve Trakların Genetik Akrabaları olarak İSKİTLER, KİMMERLER ve SARMATLAR BELEDİYE KAVRAMI VE BELEDİYECİLİK ANLAYIŞININ GELİŞİMİ VE CUMHURİYET ÖNCESİ TÜRKİYE’SİNDE TAŞIDIĞI ANLAM Arnavut Halk Destanı ve Türkülerinde İstanbul Ortaokul Öğrencilerinde Problemli İnternet Kullanımı İle Öz-yeterlik Arasındaki İlişkide Yaşam Doyumunun Aracı Rolünün İncelenmesi Nedenleri Sonuçları ve Çözüm Önerileri Bağlamında Akran Zorbalığı: Bir Olgubilim Çalışması İlk Yunan Parlementosu: Anabolu (Nafplion) Ağa (Vouleftikon) Camii RUS İSTİHBARAT BELGELERİNE GÖRE BALKAN TÜRKLERİ'NİN KÖKENLERİ Hadise, Çarşamba'yı Sel Aldı Türküsü'nü söylerse! Sürmeli Kadın'dan Zeus Baharı Uyarısı Karamanoğulları Beyliği ve Hanedan Ailesinin Kökenleri GÜZEL ASTROLOG MICHAELA ASTRO'NUN YEREL SEÇİM KEHANETLERİ: İSTANBUL, ANKARA, İZMİR, BURSA VE ANTALYA 2026'DA HİDROJEN BOMBASI ATACAKLAR, AZERBAYCANLI KAHİN NADİM ALIXANOV'UN 3. DÜNYA SAVAŞI KEHANETİ Oğuzların Kökenlerine Dair 4 Farklı Tarih Tezi BURSA DEPREMİ, BİZANS DÖNEMİNDEN GÜNÜMÜZE BURSA'NIN FAY HATLARI İLE SINAVI, 1855 VE YENİ KEŞİF KIZIL DELİ KAHİN'İN ERZİNCAN ALTIN MADENİ KEHANETİ GERÇEKLEŞTİ, PEKİ KİM BU X KAHİNİ? Kudüs: Mitolojilerin Savaştığı Şehir Zeki Müren Yaşasaydı ve Selanik Türküsü'nü Okusaydı DÜNYA HALKLARI, 1. BÖLÜM: TÜRKLER ASTROLOJİ BİLİM DALI MI? ASTROLOG MICHAELA ASTRO İZMİR VE MALATYA DEPREMLERİNİ TARİHİYLE NASIL BİLDİ ÇERKES MİTOLOJİSİ, ESKİ ÇERKES DİNİ VE NARTLAR Şiir Gibi Şehir: Varna TÜRKLERİN KUZENLERİ: MACARLAR, FİNLANDİYALILAR, ALMANLAR VE KELTLER TARİHİ VE KÜLTÜRÜYLE ÇERKESLER, DÜNYA HALKLARI 5. BÖLÜM DÜNYA HALKLARI 4. BÖLÜM: ÇİNGENELER (ROMANLAR) DÜNYA HALKLARI, 3. BÖLÜM: LAZLAR Yapay Zeka ile Tarkan'a Selanik Türküsü Söylettiler! ŞAMAN SELENGE: TÜRK MİTOLOJİSİNDE TENGRİ VE YARADILIŞ