TÜRKLERİN KAYIP 500 YILI (MS 48, MS 552)
Türk tarih anlatımında zaferler ve yükseliş dönemlerini geniş biçimde anlatırken yenilgileri ve gerileme dönemlerini neredeyse yok sayma geleneği vardır. Hatta bu gelenek o kadar ileri boyuttadır ki bozgunlar ve gerileme yıllarındaki gerçeklerden söz etmeyi ihanet kabul edenlere bile rastlarız. Oysa tarih, geçmişten dersler çıkartmaya yarayan çok önemli bir bilim dalıdır. Haliyle olumsuzluklardan söz edilmesi, kötü gisişin gerçek sebeplerinin bulunarak analiz edilmesi gerekir.

Türk tarih yazımındaki bu geleneğin izlerini erken dönem Türk tarih anlatımında da görürüz.

Büyük Hun İmparatorluğunun kuruluş ve özellikle Mete Han dönemine denk gelen yükseliş yıllarından bolca bahsedilir.

Buna karşın zayıflama ve çöküş yılları pek anlatılmaz.

Benzer biçimde Göktürk Devletinin de yükseliş dönemine geniş yer verilirken çöküş yıllarından birkaç cümle ile bahsedilir.

Hele Hun İmparatorluğunun yıkılarak yok olduğudönemden Göktürklerin tarih sahnesine çıkmaları arasındaki 500 yıllık süre neredeyse yok sayılır.

Oysa bu uzun dönemde atalarımız oldukça önemli dönemeçler ve tarihi kırılmalar yaşamıştır.

İzlemekte olduğunuz bugünkü videoda, Türk tarihinin bu kayıp yüzyıllarını anlatacağız ve çok az yerde karşılaşacağınız gerçekleri sizlere anlatmaya çalışacağız.

Milattan önce 220’lerden itibaren bir İmparatorluk haline gelen Asya Hun Devleti, yaklaşık 150 yıl kadar başta Çin olmak üzere bölgenin en güçlü ülkesi olarak varlığını hissettirdi.

Ancak sonraki dönemlerde hızlı biçimde zayıflayan Asya Hun İmparatorluğu önce batı – doğu biçiminde bir bölünme yaşadı.

Ardından kuzey – güney şeklinde ikinci bir bölünme daha oldu.

Bütün bu süreçlerde Çinlilerle iş birliği yapan taraf diğerini mağlup etti.

Milattan sonra 89 ile 93 arasındaki dönemde Çinliler, yanlarında proto Moğol kabilesi olan Siyenpiler’le birlikte Hunları anavatanlarından çıkartıp batıya doğru sürmeyi başardılar.

Böylece Asya Hun İmparatorluğunun siyasi varlığı sona erdi.

Bundan sonraki dönemde Hunların bir bölümü günümüzdeki Moğolistan ve Çin toprakları içinde Çin tarihinin ve uygarlığının içinde varlıklarını devam ettirdiler. Zaman zaman, önceki yüzyıllarda Çin Hanedan ailesiyle kurulan akrabalık ilişkilerine bağlı olarak askeri ve sosyal olayların içinde göründüler.

Ancak bunu etnik bir topluluğun mevcudiyetinden ziyade Hanedan ailesiyle akrabalık ilişkileri kurmuş Hun kökenli soyluların etkin oluşları şeklinde okumak gerekir.

Etnik Hun topluluklarının ise Talas Irmağının batısına geçtiğini, Aral Gölü civarında yoğunlaştığını, kısmen de Hazar Denizine doğru yayıldıklarını görüyoruz.

Bu bölgede yaşayan İskit Saka boylarıyla karışarak Oğuz ve Kıpçak Türklerinin oluşmasında bu sürecin etkisi olduğunu söylemeden geçmeyelim.

Hunların ortadan kalkması sonrası dönemde Altayların hemen kuzeyinde kalan düzlüklerde yaşayan göçebe halklara Çinliler Ting Ling diyordu.

Bazı tarihçiler, Çin kayıtlarında yüksek tekerlekli at arabalarıyla savaşan bu halkların Türkçe Tekerlekliler diye anılması nedeniyle Çince’ye bu ismin geçtiğini söyler.

Hun ve Göktürk devletleri kurulduğunda bu devletlere bağlanan Ting Ling boylarının etnik kökeninin Türk olduğu ve Türk dilleri konuştukları düşünülüyor.

Ting Ling boyları milattan sonra ikinci yüzyıldan itibaren 200 yılı aşkın bir süre bozkırda kimseye bağlı olmayan boylar şeklinde yaşamlarını sürdürdüler.

Milattan sonra 300’lere doğru günümüz Moğolistanı’nın kuzeyinde ortaya çıkan Cücenler için de ayrı bir parantez açmak gerekir.

Yaklaşık 250 yıl kadar bölgede hakim güç olan Cücenler, saldırganlıkları ve acımasızlıklarıyla tarihi kayıtlara girmiştir.

Bu topluluğun Türk ya da Moğol olabileceğine dair değerlendirmeler vardır.

Batılı kayıtların Rouran, Çinlilerin ise Juan Juan ismini verdikleri Cücenlere diğer Türk boyları Aparlar adını vermiştir.

Türk tarih yazımında Avarlar olarak da geçen bu topluluğun daha sonra milattans onra altıncı yüzyılda doğu Avrupada ortaya çıkan Avarlar ile aynı olup olmadıkları bilinmiyor.

Ancak Kun ve Uar adı taşıyan iki büyük boydan müteşekkil bu halkın geçmişte Hun İmparatorluğu içinde yaşadığı ve onların içinden çıktığı anlaşılıyor.

Çinliler, bu topluluğa “hızla çoğalan böcekler” anlamında Juan Juan adını verdikleri ve bu ismin zamanla Cücenler biçimine dönüştüğü var sayılıyor.

Cücenlerin özellikle Moğol kökenli Tabgaçlara Kırgızlara karşı düşmanlıkları tarih kitaplarında yerini almıştır.

Esirlerine karşı son derece acımasız davrandıkları, düşman gördükleri halkları yok etme eğilimi taşıdıkları, kendi topraklarındaki diğer azınlıklara da bu tutmlarını dayattıkları anlaşılmaktadır.

Diğer Türk boylarının Cücenlere “karşı çıkan ve bir yerden alıp başka yere götüren” anlamında Apar dedikleri sanılıyor.

Aparların 429 tarihinde Tabgaçlarla girdikleri bir savaştan sonra güç kaybetmeye baladıkları ve 550’li yıllara gelirken Göktürklerin bir ayaklanma ile nağımsızlık kazanmaları sonucu tarih sahnesinden çekildikleri görülür.

Biraz önce söylediğimiz gibi Cücenlerin sonradan Avrupada ortaya çıkan Avarlar ile aynı boydan gelip gelmedikleri bilinmiyor.

Öye yandan Cücenlerin en güçlü olduğu ve dehşet saçmaya başladıkları dönemde Ting Ling halklarının ve bazı eski Hun boylarının batıya çekilmeleri, dünya tarihini değiştiren Kavimler Göçü’nü tetikleyen unsurlar arasında gösterilir.

Milattan sonra 350’lerden itibaren Altaylardan batıya doğru göç eden Hun Türkleri, daha önceki yüzyıllarda Aral Dağları civarındaki diğer Türk topluluklarıyla sosyal ve siyasal etkileşime girdiler.

Bu Hun toplulukları Hazar denizinin kuzeyindeki eski İskit topluluklarını önüne katarak 375’li yıllarda Volga Irmağını geçtiler.

395’lerde Karadenizin kuzeyinde yaşayan halklar, Hun Türklerinden kaçarak Avrupa içlerine ve Balkanlara doğru göç etmeye başladı.

Kavimler Göçü, Kuzey ve Batı Avrupa, Kafkaslar üzerinden Anadolu, Roma İmparatorluğu toprakları üzerinden İtalya ve İspanya’ya doğru zincirleme biçimde etnik göç dalgalarını tetikledi.

Avrupa Hun İmparatoru diye tarihe geçen ve Attila döneminde zirveye çıkan batı Hunları, 450’lerde büyük bir güç haline geldi. Roma İmparatorluğunun çöküşünde ve Bizans İmparatorluğunun zayıflamasında Kavimler Göçünün ciddi bir etkisi oldu.

Öte yandan Asya’ın doğusunda Cücenlerin 429 yılında Tabgaçlara yenilerek güç kaybetmelerine bağlı olarak Aral Gölü ve Hazar Denizinin kuzey batısında varlıklarını sürdüren Hun topluluklarının 440 yılı civarında yeniden bağımsız hale geldikleri görülür.

Çin ve Türk kayıtlarında Akhunlar olarak yer alan bu devletin temellerinde batıya çekilen Cücen soylularının etkisi olabileceği iddia edilmektedir.

Akhunlar, günümüzdeki Özbekistan, Kırgızistan, Afganistan civarında ortaya çıkmakla birlikte Kazakistan içleri, Türkmenistan ve İran’ın Horasan bölgesine yayıldılar.

Bazı tarihçilerin Akhun devletini yöneten Eftal isimli hanedana atfen Eftalitler adını verdikleri bu devlet, bir dönem Pakistan ve kuzey Hindistan’a kadar yayılmış olsa da İpek Yolunun hakimiyetini elinde tutmak isteyen Çinli ve İranlı komşularının baskısı altında kaldı.

Çok sayıda kabilenin bulunduğu geniş toprakları kontrol etmekte zorlanan Akhunlar, fazla uzun soluklu olamadı.

551’de Avarların çökmesine bağlı olarak bağımsızlıklarını kazanan Göktürkler, kısa sürede İpek Yolu ticaretinde hakim güç haline geldi. Bu durumdan memnun olan İran’daki Sasani Devleti de Göktürklere destek olunca Akhun devleti büyük bir hızla dağıldı.

567 yılına geldiğimizde Akhun Devleti, tarih sahnesinden çekildiğinde kurulmasının üzerinden geçen süre henüz 140 yıl bile olmamıştı.

Asya Türkleri için kayıp yüzyıllar olarak nitelendirilebilecek Hunlar’ın çöküşü ile Göktürklerin ortaya çıkışı arasındaki dönem 551’de sona erdi.

Bu arada ortaya çıkan Avarlar, Akhunlar, Avrupa Hun İmparatorluğu gibi devletler, dünya tarihinde önemli izler bırakmakla birlikte uzun soluklu ve kalıcı olamadılar.

 

Akın Üner
Popüler Tarih, Popüler Kültür
Arap kökenli göçmen Akadlar, Sümer Uygarlığını nasıl ele geçirdi? TÜRKLERİN KAYIP 500 YILI (MS 48, MS 552) HUN KAĞANLARININ ÇİNLİ HATUNLARI BİLİNEN İLK TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜKÜMDAR: HUN KAĞANI Çİ Çİ URARTULAR, HURRİLER ve METANNİLER KÜRTLERİN GENETİK ATALARI MI? AŞİNALAR'IN GERÇEK TARİHİ Anadolu'nun Unutulmuş En Eski Üç Uygarlığı: Hattiler, Hurriler ve Luviler HIUNG-NU VEYA ASYA HUNLARI'NA DAİR ŞEHİR GEÇİŞİ HİZMET SINIFINDAKİ YOLLARDA YAN YOL KATILIMLARINDAN KAYNAKLANAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE BİR ÖNERİ SAKALARIN VE İSKİTLERİN GİZEMLİ TARİHİ DÜNYA HALKLARI, 2. BÖLÜM: GÜRCÜLER LAİKLİK KAVRAMI ve DÜNYADAKİ GELİŞİMİ Proto Çerkeslerin, Proto Gürcülerin, Proto Lazların, Proto Türklerin, Proto Keltlerin ve Trakların Genetik Akrabaları olarak İSKİTLER, KİMMERLER ve SARMATLAR BELEDİYE KAVRAMI VE BELEDİYECİLİK ANLAYIŞININ GELİŞİMİ VE CUMHURİYET ÖNCESİ TÜRKİYE’SİNDE TAŞIDIĞI ANLAM Arnavut Halk Destanı ve Türkülerinde İstanbul Ortaokul Öğrencilerinde Problemli İnternet Kullanımı İle Öz-yeterlik Arasındaki İlişkide Yaşam Doyumunun Aracı Rolünün İncelenmesi Nedenleri Sonuçları ve Çözüm Önerileri Bağlamında Akran Zorbalığı: Bir Olgubilim Çalışması İlk Yunan Parlementosu: Anabolu (Nafplion) Ağa (Vouleftikon) Camii RUS İSTİHBARAT BELGELERİNE GÖRE BALKAN TÜRKLERİ'NİN KÖKENLERİ Hadise, Çarşamba'yı Sel Aldı Türküsü'nü söylerse! Sürmeli Kadın'dan Zeus Baharı Uyarısı Karamanoğulları Beyliği ve Hanedan Ailesinin Kökenleri GÜZEL ASTROLOG MICHAELA ASTRO'NUN YEREL SEÇİM KEHANETLERİ: İSTANBUL, ANKARA, İZMİR, BURSA VE ANTALYA 2026'DA HİDROJEN BOMBASI ATACAKLAR, AZERBAYCANLI KAHİN NADİM ALIXANOV'UN 3. DÜNYA SAVAŞI KEHANETİ Oğuzların Kökenlerine Dair 4 Farklı Tarih Tezi BURSA DEPREMİ, BİZANS DÖNEMİNDEN GÜNÜMÜZE BURSA'NIN FAY HATLARI İLE SINAVI, 1855 VE YENİ KEŞİF KIZIL DELİ KAHİN'İN ERZİNCAN ALTIN MADENİ KEHANETİ GERÇEKLEŞTİ, PEKİ KİM BU X KAHİNİ? Kudüs: Mitolojilerin Savaştığı Şehir Zeki Müren Yaşasaydı ve Selanik Türküsü'nü Okusaydı DÜNYA HALKLARI, 1. BÖLÜM: TÜRKLER ASTROLOJİ BİLİM DALI MI? ASTROLOG MICHAELA ASTRO İZMİR VE MALATYA DEPREMLERİNİ TARİHİYLE NASIL BİLDİ ÇERKES MİTOLOJİSİ, ESKİ ÇERKES DİNİ VE NARTLAR Şiir Gibi Şehir: Varna TÜRKLERİN KUZENLERİ: MACARLAR, FİNLANDİYALILAR, ALMANLAR VE KELTLER TARİHİ VE KÜLTÜRÜYLE ÇERKESLER, DÜNYA HALKLARI 5. BÖLÜM DÜNYA HALKLARI 4. BÖLÜM: ÇİNGENELER (ROMANLAR) DÜNYA HALKLARI, 3. BÖLÜM: LAZLAR Yapay Zeka ile Tarkan'a Selanik Türküsü Söylettiler! ŞAMAN SELENGE: TÜRK MİTOLOJİSİNDE TENGRİ VE YARADILIŞ