Bir zamanlar bizimken şimdi bir başka diyar olan Rumeli’de 20. Yüzyılın ilk çeyreğidir. Batı’nın “Hasta adam” dediği Osmanlı’nın en güçsüz olduğu yılar… Milliyetçilik akımlarıyla başlayan gelişmeler ile Balkanlarda ve Rumeli’de yaşanan acıları ne çağlar unutur ne de yeni nesillerle gelecek nesiller.
Rumeli halkı, 20. Yüzyıla çete baskınlarıyla girer. Dağları mesken tutmuş çeteler, tepeden tırnağa silahlı, saçlı sakallı eşkıyalardır. Türk ailelerin evlerini basıyor, altınlarını alıyor, çocuklarını öldürüyorlar. Makedonya her an patlamaya hazır bir barut fıçısıdır adeta. Kara bulutlar gökleri karartırken ilk önce Balkan Savaşları (1912-1913) patlak verir. Rumeli’de savaş artık hayatın içincedir.
O güne kadar kuzu postuna bürünmüş dolaşan ve bizimkilerle birlik ve dirlik içinde yaşayan Yunan ve Bulgar kökenli komşular beklenmedik biçimde canavarlaşırlar. Beş yüz yıldır bu topraklarda kök salmış Osmanlı Devletini atmak istiyorlar. Yunan ve Bulgar çeteler Drama, Kavala, Selanik ve Serez civarında yaşayan Türklere acımasızca mezalim yaparlar. Adam öldürmeler, ırza geçmeler… Oğullarını, erkeklerini kaybeden gözü yaşlı kadınlar kalır geride. Ve hamile kalan çocuk kadınlar!
Adı batasıca Balkan Savaşları zamanında bombardıman sesleri hiç eksik olmaz Drama’da. Roma döneminde “Draveskos” olarak bilinen Drama, savaşın acılarını yaşarken bir başka felaketle karşı karşıya kalmaz mı? 1912 yılında, Drama ve köylerinde gökten yağmur gibi çekirge yağar. Çekirge sürüleri tarlalardaki, bahçelerdeki ürünlere zarar verir. Bir yandan savaş, bir yandan kıtlık! Ne zor günlermiş o günler.
Savaş bütün hızıyla devam ederken Selanik, Kavala gibi Balkan şehirleri bazen Yunan’ın bazen Bulgarların eline geçse de Bulgar zulmü hiç unutulmaz. Çok acılar çekmiş Rumeli Türkleri. Düşman köyleri kaç kez yakıyor, on altı yaşından büyük erkekleri toplayıp cami avlusunda infaz ediyor. Dağlara çıkanlar, zor kurtarır kendini. Başak sarısı, tütün yeşili, pamuk beyazı tarlalardan, kiremit çatılı evlerden geriye kalan zifir karası ile genzi yakan duman kokusu…
Balkan Savaşları nedeniyle Türkler kırılırken üzerine bir de salgın hastalıklar gelmez mi? Binlerce Türk ailesi, ölüm korkusuyla Anadolu’ya doğru kaçmaya başlar. Anadolu ana sıcaklığıdır çünkü. Yayan yapıldak, çamurlara bata çıka gündüz dağlarda saklanırlar, gecenin karanlığında koşarak aç bilaç yollara düşerler. Yaşlıların çoğu dayanamayıp oracıkta kalır. Kurda kuşa yem olurlar. Düşman duyar korkusuyla, kafiledekiler, ağlayan bebeklerin ağzını bezle kapatarak ölenleri orada bırakırlar. Eşini, çocuğunu kaybedenler olur.
Rumeli Türklerinin kaderi hep göç mü olacak? Tarihin ilk göçmenleri Orta Asya’dan gelen Türklerdir. Anadolu’dan gidenler hep geri gelmişler. Memleket hasreti çektikleri zamanlarda türkülere sığınmışlar. Rumeli halkı, çektikleri acıları ezgilerin tınısıyla çağlara taşımış.
Savaş sonunda Rumeli’nin büyük bir bölümü Yunanistan’ın eline geçer. Selanik tek kurşun atılmadan Yunanistan Ordusu’na teslim edilir. Osmanlı bütün cephelerde yenilir ve Balkalardaki topraklarının neredeyse tamamını kaybeder. Düşmanlar aç kurtlar gibi paylaşırlar aralarında. Hatta toprak kavgası yüzünden birbirleriyle savaşırlar. 500 yıldır Rumeli’nin efendisi olan Müslüman Türkler azınlık durumuna düşmüş, artık Yunan tebaası olmuşlardır. Kilise çanları yeri göğü inletirken yüce minareler derin bir sessizliğe gömülür. Sokakların, şehirlerin adları değiştirilir. Arapça harflerin yerini Yunanca harfler alır. Bir zamanların anlı şanlı “Balkan Fatihi” denilen Osmanlı, savaşı kaybetmekle kalmamış bir vatan kaybedilmiştir. Türkler yapayalnız ve boynu bükük kalmıştır. Bakalım gelecek günler nelere gebedir…
Göz ağrımız Rumeli’de cazibeli bir medeniyet kurmuşken hem savaşın büyük acısını hem de vatanını kaybetmenin hüznünü yaşamış atalarımızı Selanik Türküsü’yle saygı, sevgi ve rahmetle analım.
“ Çalın davulları çaydan aşağıya aman aman
Mezarımı kazın bre dostlar belden aşağıya
Suyumu da dökün boydan aşağıya aman aman
Aman ölüm zalim ölüm üç gün ara ver
Al başımdan bu sevdayı götür yâre ver
Selanik Selanik viran olasın aman aman
Taşını toprağını seller alasın
O da benim gibi yarsız kalasın aman aman
Aman ölüm zalim ölüm üç gün ara ver
Al başımdan bu sevdayı götür yâre ver”
Eğitimci -Yazar Firdevs Tunçay
09. 05. 2023, İzmir


