RUMELİ COĞRAFYASINA YOLCULUK (2)
Vatanımız Rumeli çok güzel bir diyar idi. Maya Dağ’dan kalkan kazları, al topuklu kızları, deryaya karşı köşkleri vardı. Müslüman Türklerin, bu güzelim diyarın efendisi olduğu yıllar… Doğu Roma’nın topraklarını almayı başarmış Osmanlı Devleti. Birbirinden güzel şehirler kurulmuş Rumeli’de; çok dilli ve çok dinli. Herkesin birbirine saygılı olduğu kıymetli bir mozaikti Rumeli.
Yabancı bir kitapta 1900’lü yıllarda çizilmiş bir harita görmüştüm. Rumeli toprakları üzerinde “TÜRKİYE” diye yazılıydı. Bugün üzerinde yaşadığımız vatan toprakları “ASYA TÜRKİYESİ” diye adlandırılmıştı. Bu harita, Osmanlı’nın Rumeli’ye verdiği önceliği ne güzel anlatıyordu!
Çatlayan Mozaik
Binlerce “evlad-ı fatihan” o günlerin Türkiyesi’nde ferah fahur yaşarken devran döner. Balkanlarda ve Rumeli’de o muazzam mozaik çatlamaya, halklar arasındaki dirlik düzen kaybolmaya başlar. Eski huzur başını alıp giderken kin ve nefret tohumları yeşerir. Özellikle de Türklere karşı! Çınarlı meydanlarda kaygısız içilen kahvelerin tadı kalmamıştır artık.
Zamanla değişen ekonomik koşullar ve savaşlar nedeniyle Osmanlı’nın gücü gittikçe zayıflar. Bu durum, uyruğundaki halkların kendi devletlerini kurma, özgürlüklerine kavuşma isteklerini güçlendirir.
Önce Yunanistan bağımsızlığını ilan eder. Ardından azınlık isyanları, Batı’nın Hıristiyan halka himayeci tutumu Rumeli’nin Balkan yakasını Devlet-i Aliyye’den koparmıştır adeta. Yüzyıllar süren Paxottomanica (Osmanlı Barışı) çözülmüş, kardeşliğe kan bulaşmıştır. Devir çetecilik devridir artık.Gün geçmez ki dağlarda öldürülen bir Müslüman’ın haberi duyulmasın. Rumeli Türkleri korku ve şaşkınlıkla izler gelen haberleri. Kaynayan bir kazandır Rumeli!
Böyle gelinir 1877 yılına.
(Moskof) 93 Harbi Günleri
Rumi takvime göre 1293 (1877) yılı, Tuna boyları kara bulutlarla kaplanır. Çarlık Dönemi’ni yaşayan Rusya, Osmanlı’ya harp ilan eder. Savaş, Rumi takvime göre 1293 yılında ilan edildiği için tarihe (93 Savaşı) olarak kara kalemle yazılacaktır! En ağır, en kanlı savaşlar Tuna’da (Balkan Cephesi’nde) olur. Topların gümbürtüsü Filibe’de, Kızanlık’ta, Pilevne’de, daha nice yerlerde yalçın kayalara çarptıkça büyüye büyüye gelip, Rumeli Müslümanlarının yüreklerinde yankılanır. Ah, savaş başlamadan Rus askerlerinin Tuna’yı teknelerle geçmesine engel olunabilseydi! Bunca şehit verilmeyecek, bunca kan akmayacaktı.
93 Harbi’nin mezalimi, en çok Kızanlık’ı ve onun güneyindeki Şıpka Geçidi’ni al kanlara boyadığından “Kızanlık Savaşı” olarak da adı geçer tarihte. Rumeli’nin bağrından, Üsküp’ten çıkan Şair Yahya Kemal Beyatlı, yıllar sonra bu savaşı:
“Gözde tüter dumanları / Bak Şıpka’nın Balkanları / Hala sızar al kanları” dizeleriyle anlatacaktır.
Çok acılar çekmiş Balkan Türkleri! Daha o zamanlar Pilevne Komutanı Osman Paşa’nın istediği yardım gelseydi, insanlar Rumeli’de bu kadar sahipsiz kalmaz, bu kadar büyük acılar yaşanmazdı! Müslüman halk evlerini terk etmiş, akın akın Osmanlı idaresindeki şehirlere kaçıyor yayan yapıldak. Çamurlara bata çıka… Binlerce mülteci, çağlar önce atalarının geldiği yere, Anadolu’ya, kaçıyor. Tarih tersine dönmüştür şimdi.
93 Harbi’ni kaybeden Osmanlı kartalı, bir gün büsbütün havalanıp gidecek miydi Rumeli’den?
Firdevs Tuncay


