İzmir’in ilçesi Urla’ya bağlı, iki yüz yıllık geçmişi olan Bademler’in bir özelliği de köyü kurup yerleşen ve geçimini Tahtacılık yaparak sağlayan Türkmen Aşiretlerin, geleneklerini nesiller boyu korumasıdır. Adını çevresindeki badem ağaçlarından alan Bademler, bir Tahtacı-Türkmen köyü. Burada ne Cem Evi var ne de Cami; yaşayanların büyük çoğunluğu da Alevi inancından. Laik yönetimin sosyal yaşamda birebir uygulanması ve kültürel yoldan taviz verilmemesi köyün en önemli özelliklerindendir. Ne mutlu ki yakın geçmişte Bademler, Urla’nın mahallesi statüsüne alınır.
Bir Köyün Geleceğini Değiştiren Öğretmen
Cumhuriyet’in ilk yılları… 1928 yılında, Mustafa Anarat adlı idealist bir öğretmen köye atanır. Anarat Öğretmen, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve ulu önder Mustafa Kemal’in güvenini kazanarak Emir Subayı olarak yanında yer almıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Atatürk, güvendiği kişileri Aydınlanma Işığını yaymaları için çeşitli köylere gönderir. Mustafa Anarat da Atatürk’ün talimatıyla Urla’nın Bademler köyüne Yedek Subay Öğretmen olarak atanır. Köye gider gitmez Bademler halkının aydınlığa, bilgiye, ilme, sanata sonsuz hevesli olduklarını hemen keşfeder. Kolları sıvayarak Aydınlanma Işığını köyde yaymaya başlar. Okul çocuklarına, 23 Nisan Bayramlarında Köy Meydanı’nda sadeleştirilmiş Halk Oyunları oynatır. Sınıfta piyesler sergiler.
Sene 1930… Türkiye’de ilk defa mütevazı da olsa köy kütüphanesini kurar Anarat Öğretmen. Köy halkına ve öğrencilerine okuma zevkini aşılar. 1933’te Köy halkına emek verdikleri oyunu sergilemek için ÇEŞME BAŞI olarak anılan köy meydanına bir sahne kurulur. O yıl, köylülere ilk piyesi YARIM OSMAN (Orta Oyunu) olarak oynatır. Bu durum Türkiye tarihinde bir ilktir. Köylüler, oyunu o kadar çok benimsemişler ki oyunda rol alan oyuncular, hayatları boyunca oyundaki adlarıyla anıldıkları gibi öldüklerinde de mezar taşlarına kendi öz adlarının yanı sıra, oyundaki rol adları da yazılır.
Gündüz Tarlada, Akşam Tiyatro Sahnesindeler
Geçen zamanla köy halkı, kendiliğinden tiyatro kültürüne alıştı ve çok sevdi. 1947’de köy kadınlarını da sahneye aldılar. Oyunlara birlikte koşarak gidiyorlardı. Cumhuriyet Öğretmeninin aşıladığı “Tiyatro Sevgisi” hepsini sarmıştı. 1969 yılına kadar, oyunlar Köy Meydanı’ndaki sahnede oynandı. Aynı yıl, Bademler halkı kendi imkânlarıyla tamamlayıp Bademler Köy Tiyatrosu’nu hizmete açtı. 1961’de Mustafa Anarat Öğretmen Hakkın rahmetine karışsa da onun ektiği tohumlar çiçek açmıştı.
Dededen toruna aynı sahnedeler
Bademler Köy Tiyatrosu, bembeyaz duvarları ve önündeki Atatürk heykeliyle karşılıyor ziyaretçilerini. Tiyatronun koridorlarını dolaşırken, Anarat Öğretmen gülümseyerek bakar size. Tiyatro Oyunlarının afişleri ve ünlü sanatçıların köy halkına da rol verdikleri filmlerin posterleri resmigeçit yapar karşınızda. Örneğin Metin Erksan’ın SUSUZ YAZ, Yıldız Kenter’in PEMBE KADIN filmi göz kırpar ziyaretçilerine. Duvarlarda çeşitli masklar… Bir köşede Bademler’in aldığı çeşitli ödüller. Koridorların bitiminde, 257 kişilik kapasitesiyle Tiyatro Salonu’ndasınız. Sahneye Mustafa Anarat’ın adı verilmiştir.
Mustafa Anarat Sahnesi’nde, yediden yetmişe köy halkı “Bademler Kültür ve Sanat Derneği” tarafından düzenlenen oyunlarını burada sergiledikleri gibi perde arkasında çalışan herkes de Bademler’in yerlisidir. İzmir’den ve diğer kentlerden gelen tiyatro grupları da oyunlarını bu sahnede sergiliyorlar. Bademler’in tiyatro grupları da zaman zaman yurt içinde çeşitli kentlere gidiyorlar.
Bademler halkı, köyün zaten var olan hamuruna bir de çağdaş mayası katan Mustafa Anarat Öğretmeni sonsuza dek unutmayacak ve unutturmayacaktır!
Anısına saygı, sevgi ve rahmetle…
Firdevs TUNÇAY


