Cumartesi akşamı Çanakkale’nin Ayvacık açıklarında başlayan deprem zinciri, bölgeyi salladı. 4 büyüklüğündeki ana sarsıntının ardından 30’dan fazla mini deprem kaydedildi, bu gece yarısı ise 3,5 büyüklüğünde yeni bir deprem daha yaşandı.
Bölgedeki depremin büyüklüğü ve derinliğinin, o yörede beklenen normal sismik aktiviteyle uyumlu olduğunu belirten ünlü deprem Profesörü Süleyman Pampal, Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada depremin “olağan” sayılabileceğini ifade etti ama tehlikelere de dikkat çekti.
Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgenin çevresinde tarih boyunca kaydedilmiş önemli sarsıntıları da hatırlattı. Edremit Körfezi’nde 1944 yılında meydana gelen 6,7 büyüklüğündeki deprem, bölgenin en yıkıcı olaylarından biri olarak kayıtlara geçmişti.
Aynı şekilde bölgeye yakın Midilli Fayı üzerinde de büyük depremler yaşandığını belirten Prof. Dr. Pampal, 1865’te 6 ile 7 arasında olduğu tahmin edilen ve yıkıcı etkisi bilinen sarsıntıları örnek gösterdi. Daha yakın tarihlerde ise 2021’de bölgede 5 civarında depremler meydana geldiğini söyledi.
Doğuya doğru gidildikçe de önemli deprem örnekleri bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Pampal, 1953 Yenice depreminde 7’nin üzerinde bir büyüklüğün, ardından 1970’li yıllarda Gönen’de 6,8’lik bir depremin yaşandığını hatırlattı. Bölgenin kuzeyinde ise 1912 Mürefte depremi dikkat çeken bir diğer tarihsel olay olarak öne çıkıyor.
Son günlerde yaşanan küçük depremlerin daha büyük bir depremin habercisi olmadığını söyleyen Prof. Dr. Süleyman Pampal, “Tali faylar 4-5 büyüklüğüne kadar deprem üretebilir. Biraz daha doğuya, Biga gibi bölgelere doğru gidildikçe 6-7 büyüklüğünde depremler mümkündür.
Eğer kuzey ve güney kolda doğrudan bir deprem olursa Ayvacık ve çevresi ciddi hasar görebilir. Ancak şu an için böyle bir tehlike yok.” ifadelerini kullandı.
Ayvacık’a en yakın etkili fayın Edremit Körfezi’ndeki fay hattı olduğunu söyledi. Bu fayın tarihte yıkıcı depremler ürettiğini hatırlatan uzman isim, “Ayvacık açıkları için en dikkat edilmesi gereken yer Edremit fayıdır. 1944’te burada yıkıcı bir deprem meydana geldi” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki en kritik hatların tamamen başka bir yerde bulunduğunu vurgulayan Pampal, özellikle Bandırma-Gemlik-İznik-Geyve-Pamukova hattı üzerinden Sakarya’nın doğusuna, Akyazı’ya doğru uzanan fay kolunun şu an için en tehlikeli alanlardan biri olduğunu belirtti.
Pampal, “İznik’te 1065 yılında 7 büyüklüğünde yıkıcı bir deprem meydana geldi. Bu fay o günden bu yana kırılmadı. Yaklaşık 900 yılı aşkın süredir enerji biriktiriyor” dedi.
Bu nedenle söz konusu hattın günümüzde Türkiye’nin en riskli bölgelerinden biri olduğuna dikkat çeken Pampal, “Bu fay, 7 ile 7,5 büyüklüğü arasında deprem üretme potansiyeline sahip. Uzun süredir suskun olması da riskin yüksekliğini artırıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Özellikle Gemlik için ayrı bir parantez açan Pampal, “Gemlik, riskin en yüksek olduğu yerleşimlerden biri. Buradaki yapı stokunun çok ciddi biçimde incelenmesi gerekiyor. Fayın enerjiyi biriktirdiği ortada, ayrıca Gemlik’in zemininin de oldukça kötü olduğu biliniyor” dedi.
Aynı riskin İznik için de geçerli olduğuna dikkat çeken Pampal, 1065 yılındaki büyük depremi hatırlattı: “O depremde İznik’teki bazilika yıkıldı ve su altında kaldı. Bugün hâlâ su altında ve bu konuda çalışmalar yürütülüyor. İznik’in bir kısmının o depremle suya gömüldüğünü biliyoruz. Bu da bölgedeki tarihsel yıkıcılığın bir göstergesi.”
Pampal, bölgede yeniden deprem beklendiğini ancak zamanının öngörülemeyeceğini belirterek, “Bu faylar uzun süredir enerji biriktiriyor. Elbette zamanını bilemeyiz ama dikkatli olmak ve hazırlığı ciddiye almak gerekiyor” uyarısında bulundu.
Bölgedeki tehlikeyi artıran bir diğer hattın ise Bursa Ovası’ndan geçen Bursa Fayı olduğunu söyleyen Pampal, “1855 yılında bu fay üzerinde iki büyük yıkıcı deprem yaşandı ve ikisi de 7’nin üzerindeydi.
Bursa’nın bu tarihsel deneyimi, riskin bugün de devam ettiğini gösteriyor” dedi.
Prof. Dr. Süleyman Pampal, “Büyük bir depremle kıyaslandığında, bu küçük sarsıntılar hiçbir şey. Ancak bu depremler, stresi azaltmanın ötesinde bize bir mesaj veriyor. ‘Bu fay aktif, zamanı geldiğinde kırılacak’ demek istiyorlar” ifadelerini kullandı.
Pampal, “Ne zaman kırılacağı, fayın enerjiyi kırılma direncini aşacak kadar biriktirmesine bağlı. Bölgede yeterli enerji birikmiş potansiyel faylar var. Türkiye ne yazık ki böyle bir coğrafya üzerinde yer alıyor” diyerek, yapı stoğunun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.


