ŞEKERPARE HATUN İLE SULTAN DELİ İBRAHİM
Bugün, Balkanların Şehrazadı Seniha’ya kulak kabartacak olursanız hep birlikte, 1640 yıllarındaki İstanbul’a doğru heyecanlı bir yolculuğa çıkacağız.

Ama önce size Eyüpsultan’daki gizemli bir türbeden bahsetmek istiyorum.

Burası Şekerpare Hatun türbesi.

Birçokları bu türbenin, Delilikleriyle bilinen Sultan İbrahim’in sırdaşı bir cariye için yapıldığını bilmez.

Daha da garip olan, bu türbede yatan kimse yok.

Hadi arkanıza yaslanın, size Şekerpare Hatın’un tuhaf öyküsünü anlatayım.

Soğuk bir şubat günüydü.

16 yıldır Osmanlı İmparatorluğunu yöneten Sultan Dördüncü Murat’ın ölüm haberi hızla yayılmıştı.

Henüz 27 yaşında olan Dördüncü Murat’ın ölümü beklenen bir durum değildi.

Son derece sert bir yönetici olan Sultan Murat, kendisine rakip olabilecek tüm şehzadeleri boğdurmuştu.

Geride bir şehzade bırakmadığı için yerine hayattaki tek veliahtı kardeşi İbrahim’di.

Ancak iki yaşından itibaren kafes hayatı yaşayan ve kardeşleri boğdurulan İbrahim, hayatı boyunca neredeyse odasından hiç çıkmamıştı.

Öldürülme korkusu ve ev hapsinde geçen hayatı, İbrahim’in ruh sağlığını fazlasıyla bozmuştu.

Hatta Dördüncü Murat’ın öldüğünü ve kendisinin padişah olacağını söyleyen müjdecilere inanmamıştı.

Bir tertibe kurban gidip kardeşleri gibi öldürülmekten korkmuştu.

Nihayet rahmetli olan Padişah’ın cesedini görünce haberin doğru olduğundan emin olabilmişti.

Dahası yeni Padişah’ın da henüz bir çocuğu yoktu.

Onun ruh sağlığındaki gel gitler yetmezmiş gibi Veliaht olabilecek kimsenin kalmaması başta annesi Kösem Sultan olmak üzere tüm İstanbul’da tedirginlik yaratmıştı.

Herkes, yeni Padişah’ın cariyelere ilgisiz olduğunu fısıldaşıyordu.

Kösem Sultan, sorunu çözmek için her yolu deniyordu.

Dünyanın en güzel kızlarını cariye olarak Sultan İbrahim’e sunuyorlardı.

Zürriyetini arttırmak için çeşitli ilaçlar deneniyordu.

Padişaha büyü yapıldığından şüphelenildiğinden Cinci Hüseyin Efendi saraya getirilmişti.

Cariyeler arasındaki Şehzade doğurma yarışını kazanan Ukrayna kökenli bir kadın olan Turhan Sultan oldu.

Ancak bu yarışın bir de gizli galibi vardı.

Kösem Sultan’ın yetiştirdiği cariyelerden birisi olan Şehsuvar Hatun, Sultan Deli İbrahim’in çılgın iç dünyasını çözmeyi başarmıştı.

Onunla ilişkisi, Sultan’ın normal olmayan arzularını yerine getirme boyutundaydı.

Onun için İstanbul’daki tüm kadın hamamlarını dolaşıyor, Sultan’ın tuhaf arzularına uygun kadınları tespit edip saraya alınmasını sağlıyordu.

Sözün gelişi kendisine şişman bir cariye isteyen Deli İbrahim için bulduğu Ermeni asıllı Şivekar Sultan tam 150 kilo geliyordu.

Padişah bu kadına o denli ilgi duymuştu ki Şam’ın gelirleri onun harcamalarına tahsis edilmişti.

Deli İbrahim, Şehsuvar Hatun’un hizmetlerinden öylesine memnundu ki iltifat olarak Şekerpare adını vermişti.

Genç kadının Padişah’ın iç dünyasını gıdıklayan hizmetlerinden birisi, büyük bir soruna da yol açmıştı.

Deli İbrahim, Sivas Valisi İpşir Mustafa Paşa’nın eşi Perihan Hanım’ın güzelliğinden bahseden Şekerpare Hatun’un söylediklerinden etkilenmişti.

Şekerpare’nin övgüler dizdiği Perihan Hatun’un kendisine gönderilmesini isteyen Padişah’a direnen bazı Paşalar yüzünden Anadolu’da büyük bir ayaklanma çıkmıştı.

İstanbul’da tam bir kaos yaşanıyordu.

Padişah’ın delilik mertebesindeki halleri nedeniyle başı boşluk had safhadaydı.

Safranbolulu Cinci Hüseyin bir yandan Şekerpare Hatun bir yandan, Padişahı adeta avucunun içine almıştı.

Devlet kademelerindeki atamalar, mahkeme kararları, para pul işleri bu iki kişi tarafından yönlendiriliyordu.

Rüşvet aldıktan sonra her işi gören ve bunun için Padişah’a yakınlıklarını kullanan ikilinin beceremedikleri yoktu.

1647’de Osmanlı sarayının en güçlü isimlerinden birisi olan Kaptanıderya Kara Musa Paşa ile evlenen Şekerpare Hatun gücünün zirvesine çıkmıştı.

Bu arada Sultan Deli İbrahim’in birinci eşi Turhan Sultan ile annesi Kösem Sultan arasında bir güç mücadelesi başlamıştı.

Bu mücadelede Kösem Sultan’ın gözden düşeceğini zanneden Şekerpare Hatun, yanlış ata oynayınca bir anda şimşekleri üstüne çekti.

Onun rüşvetle iş gördüğünü ve kendisine karşı tutum aldığını öğrenen Kösem Sultan genç kadını kırbaçlattı.

Padişah Deli İbrahim, annesinin öfkesi karşısında Şekerpare’yi koruyamadı.

Güzel kadını Sakız Adasına sürgüne gönderen Sultan, bir zamanlar en yakın sırdaşı olan kadının tüm mal varlığına el konulmasını emretti.

Şekerpare’nin rüşvet çarkında yer aldığından şüphe edilen birçok yakını idam edildi.

Kocası Kara Musa Paşa’nın Şekerpare Hatun’u boşaması emredildi ve sonra Bağdat’a vali olarak gönderildi. İki sene sonra İstanbul’a çağırıldı ve bir gerekçe bulunarak öldürüldü.

16 büyük sandık mücevharatın yanı sıra kıymetli süs eşyalarından oluşan büyük serveti İstanbul’da herkesi şaşırtacak kadar zengindi.

Şekerpare Hatun’un sonu konusunda değişik rivayetler var.

Bunlardan birincisine göre Sultan Deli İbrahim’in ölümünden sonra İstanbul’a geri döndüğü, buradaki bağlantıları sayesinde kirli işlere karıştığı biçimindedir.

Bunu duyan Kösem Sultan’ın kahvesine cam parçacıkları katarak acılar içinde ölümüne yol açtığı söylenir.

Bir diğer iddiaya göre, Sakız’dan kovulan Şekerpare’nin Mısır’ın güneyindeki bir kaleye sürgün edildiği, günümüzde Etyopya’da kalan bir bölgede dilenerek yaşamını sürdürmeye çalıştığı anlatılır.

Onun iyi günlerinde kendisi için yaptırdığı türbeye gelince...

Bu türbe, Abdurrahman Ağa isminde biri tarafından satın alınmıştır.

Sonuçta Şekerpare Hatun türbesine defnedilmek, genç kadına nasip olmamıştır.