Bugünkü öykümüzün kahramanı ise İstanbul Boğazında dolaşan bir deniz kızı.
Üstelik de tamamen gerçek bir deniz kızı!
İstanbul Büyükdere’de yaşayan Osmanlı vatandaşı bir Rum ailenin 1891’de bir kız çocuğu dünyaya geldi.
Yorgaki Efendi, bir jandarma yüzbaşı olduğu halde müzikle yatıp kalkan, sanatçı ruhu taşıyan birisiydi.
1891’de dünyaya gelen kızına Atanasya adını verdi.
Küçük kızın muhteşem sesi, kısa sürede herkesin diline düştü.
1900’lü yıllara geldiğimizde İstanbulluların en büyük eğlencesi, sandal sefalarına çıkıp burada boğazın manzarası eşliğinde şarkılar söylemekti.
Atanasya, babasıyla birlikte katıldığı sandal sefalarında sesinin güzelliği ile herkesi büyülemeye başlamıştı.
Şöhreti yayıldıkça ona deniz kızı eftelya ismi yakıştırıldı.
Ay ışığında, yakamozlar eşliğinde sandal sefaları yapanlar küçük deniz kızının sesiyle kendilerinden geçiyorlardı.
Babası Yorgaki Efendi’nin çaldığı, deniz kızı Eftelya’nın söylediği şarkıları dinlemek için her akşam onlarca sandal boğazın serin sularında yanyana yüzüyordu.
Deniz Kızı Eftelya'nın ünü yayıldıkça davetler almaya başladı. Yaz geceleri sandallarda şarkı söyleyen genç kız, kış günleri Galata'nın çay bahçelerinde şarkı söylemeye başladı.
Daha sonra Kadıköy, Moda, Kalamış, Galata, Harbiye, Beyoğlu’ndaki gazinolarda sahne aldı.
İnsanlar onu dinlemek için birbiriyle yarışıyor, bir kez dinleyen hayranı oluyordu. Dünya Savaşı ve ardından işgal yıllarının yorgun kenti İstanbul’da Deniz Kızı Eftelya kentin efsanesi haline gelmişti.
Tarihler 1920'li yılları gösterirken dönemin tanınmış besteci ve kemancılarından Sadi Bey, ona aşık oldu.
Kısa sürede Sadi Bey'le evlenen Eftelya için bambaşka bir sayfa açılmıştı. Çok şanslıydı, çünkü Sadi Bey, sevdiği kadının yeteneğini görüp karanlığa gömmeye çalışan biri değildi.
Cumhuriyetin erken döneminde yaşanan kargaşalardan uzaklaşmak ve yeni ufuklara yelken açmak için eşiyle birlikte Paris'e gittiler. Eftelya Hanım, 1923 ile1926 yılları arasında Paris’te ilk plaklarını doldurdu. Avrupa'dan başlayıp Orta Doğu'da son bulan konserler vermeye başladı.
Türkiye’de çalkantılı yılların sona erdiğini gören Sadi Bey ve eşi Eftelya Hanım, 1927’de İstanbul’a döndü.
1930’a geldiğimizde ellinin üzerinde plağı vardı ve yeni Türkiye Cumhuriyetinin Müslüman olmayan en ünlü şarkıcısı olarak biliniyordu.
Çankaya Köşkünde Atatürk’ün huzurunda şarkı söyleyen ve sesinin güzelliği yönünden Safiye Ayla ile emsal gösterilen Eftelya Hanım, 1936 yazında İstanbul Boğazında bu defa vapurlarda sahne almaya başladı.
Ancak artık 45 yaşına gelmişti ve Boğazın serin havasında üşütmüştü. Bir gece hastalandı ve yataklara düştü.
Tedavi gördükten sonra biraz iyileşme gösterdi ancak bir daha hiçbir zaman eski sağlığına kavuşamadı.
Deniz kızı Eftelya, 15 Mart 1939’da kalp yetmezliğine bağlı olarak hayata gözlerini yumdu.
Şişli Rum mezarlığına defnedilen Eftelya Hanım’ın yüreklere işleyen şarkısı Ey Denizin Nazlı Kızı, uzun yıllar sevenleri tarafından mezarı başında söylendi.
Bugün size İstanbul boğazının son deniz kızı Eftelya’nın öyküsünü anlattım.
Bir sonraki öyküde görüşünceye kadar, esenlikler diliyorum.


