SAKA PRENSİNE ŞARAP VE KADIN TUZAĞI
Milattan önce altıncı yüzyılın ortalarına geldiğimizde dünyanın en büyük imparatorluğu Perslerdi. Mısır’dan Hindistan’a ve Lidya’dan Tibet Dağlarına kadar olan topraklara hükmeden Büyük Kiros, tüm dünyayı ele geçirmeyi arzuluyordu. Son olarak Türkistan topraklarını gözüne kestirmiş, burada hüküm süren İskit Saka Kralını savaş meydanında öldürmüş, ancak onun yerine ülkenin başına geçen eşi Kraliçe Tomris’i bir türlü yenmeyi başaramamıştı.

Bir kadına yenilmeyi kabullenemeyen Kiros, küstahça bir teklifle Tomris’e kendisiyle evlenmeyi teklif ederek ona savaşmak yerine hareminde rahat bir hayat sürmeyi önermişti.

Bu küstahlığı sert biçimde geri çeviren güzel kraliçe, düşmanına meydan okumayı ihmal etmemişti.

Anadolu’dan, Mısır’dan ve Hindistan’dan paralı askerlerle takviye edilmiş çok büyük bir orduyla sefere çıkan Kiros, burada sayıca kendisinden küçük Saka ordusunu kolayca yenmeyi ummuştu.

Ancak bu geniş topraklarda vurkaç saldırılarına yönelen Tomris, çekildiği bölgelerdeki otlakları yakarak, suları zehirleyerek Kiros’u güç durumda bırakmıltı.

Sakaların vurkaç saldırılarını on yedi yaşındaki genç bir savaşçı olan oğlu Spargapis yönetiyordu.

Tecrübesizliğine karşın gözüpek bir savaşçı olan genç adam, küçük birliklerle Kiros’un ordusuna büyük kayıplar vermesini biliyordu.

Bir türlü Spargapis’i yakalayamayan ve ondan kurtulamayan Kiros, genç adam hakkında kısa bir araştırma yapınca delikanlının zayıf yönlerini öğrenmişti.

Delikanlı, Saka topraklarında bol bulunan kımız yerine nadiren bulduğu şarap içmeyi tercih ediyordu. Ayrıca onun yaşındaki her delikanlı gibi güzel kadınlara karşı zaafı vardı.

***

Genç prens Spargapis, bir akşam üstü yanındaki avcı birliğiyle Kiros’un otağını bir dağ yamacından takip etmeye başlamıştı.

Kraliçe Tomris’i yakalayabilmek için tüm ordusunu yaylalara dağıtan Kiros, küçük bir koruma birliği ile kendince güvenli bulduğu geri plandaki bir noktada otağını kurmuştu.

Spargapis, İmparatorun tedbirsizliğini öz güvenine bağlamıştı. Ancak durum pek onun düşündüğü gibi değildi.

***

Karanlık basınca Spargapis’in avcıları, ormanın içinden sızarak düşmanın bıraktığı nöbetçileri okla vurmaya başladı.

Durumu fark eden muhafızlar bağırarak baskını haber verme telaşına düşmüşlerdi.

Otağdaki hareketliliği görünce Spargapis, Gök Tengri aşkına diye atıldı. Elimizi çabuk tutmazsak Kiros’u elimizden kaçıracağız.

Pers muhafızlar, İmparatorlarını koruma telaşıyla atlarına binip ordugahı Kiros’un peşinden ordugahı terk etmeye başlamıştı.

Saka avcıları çok geçmeden tümüyle boşaltılan muhafız çadırlarına girip kontrol altına almışlardı.

Spargapis, Kiros’un peşinden gidip gitmeme konusunda karar vermeden önce otağa girmeyi akıl etti.

İçeri girdiğinde zengin bir yer sofrası, bir fıçı şarap ve iki güzel kızla karşılaştı.

***

Bütün bunlar olurken Kiros, çok uzaklardaki gerçek otağında güven içindeydi. Spargapis’in kendisi için kurulan tuzağa düşmesini ümitle bekliyordu.

Sahte otağa bırakılan iki güzel kızdan birisi Lidyalı, diğeri Mısırlı kölelerdi. İkisi de özenle seçilmişlerdi. Güzellikleri bir yana, anadilleri dışında bir dil bilmiyorlardı. Genç kızlara, otağa bir prensin geleceği ve onun her emrini yerine getirmeleri gerektiği söylenmişti.

***

Spargapis, otağdaki manzarayı görünce Kiros’un peşinden gitme fikrinden vazgeçmişti. Yanındaki avcılara, gece karanlığında takip yapmanın tehlikeli olabileceğini söyledi. Tedbiri elden bırakmadan öteki çadırları yağmalamalarına izin verdi.

Kendisi sabaha kadar otağda kalacaktı.

***

Dil bilmeyen köle kızlar, gelen herşeyden habersiz gelen Prensle birlikte oldular. Hep birlikte şarap içip birbirinden lezzetli yiyeceklerin tadına baktılar.

Sabah güneş yükselinceye kadar Spargapis’in otağdan çıkmasını bekleyen avcılar, saatler ilerledikçe durumdan kuşkulanmaya başlamıştı.

Neden sonra içeri seslenmeyi akıl ettiler. Cevap alamayınca içeri girdiler ve Saka Prensiyle birlikte iki kızın cesetleriyle karşılaştılar.

Spargapis tuzağa düşmüş, zehirli şarap ve yemeklerin kurbanı olmuştu.

***

Oğlunun ölüm haberini alan Tomris, daha önce kocasını da öldüren Kiros’a bir mektup yazdı. Gök Tengriye ve Güneşe yemin ederim, intikam almadan ölmeyeceğim diyordu.

Bir yıl sonra Tomris, düşman ordusunu bir meydan savaşında yendi. Katil Kiros bu savaşta hayatını kaybetti.

Güzel Saka Kraliçesi, düşmanının kesik başını içi kan dolu bir fıçıya attı. Yaşarken kana doymadın, öldükten sonra belki doyarsın diye homurdandı.

Tomris’in intikamı korkunç olmuştu.