ÇİN İMPARATORİÇESİ GÖKTÜRK PRENSESİ AŞİNA’NIN ALTIN MÜHRÜ
1993 yılında Çin’in İç Moğolistan eyaletinin güneyindeki Şensi bölgesinde eski bir mezarlık kalıntısı ortaya çıkartıldığında bunun çok büyük bir keşif olduğu tahmin bile edilememişti. Ancak bölgede çalışmaya başlayan arkeologlar, köylülerden bu mezarlıkta define avcıları tarafından yapılan kaçak kazılarda çok büyük miktarda altın çıkartıldığını duyduklarında ister istemez heyecana kapıldılar.

Yaklaşık bir yıl süren kurtarma kazılarında yaklaşık bir dönümlük alana yayılmış mezarlığın 1400 yıl önce Çin’i yöneten Şi Ayo hanedana ait bir aile kabristanlığı olduğu anlaşıldı.

Ancak tüm gayretlere rağmen kazılarda hiçbir kayda değer arkeolojik bulgu elde edilemedi. Ortaya çıkarılan en eski eser, tarihi eser kaçakçılarının bıraktığı kazma kürek ve el arabalarından ibaretti.

Çin geleneklerine göre hanedan ailesi, kişisel eşyaları ve takılarıyla birlikte defnedilmiş olmalıydı. Ancak belli ki mezar soyguncuları herşeyi çalmışlardı.

Tam kazı alanından ayrılacaklardı ki yanlarına yaşlı bir köylü kadın sokuldu.

Kocasının yıllar evvel mezar soyguncularının yanında işçi olarak çalıştığını anlattı. Soyguncular, gerçekten çok büyük bir define bulmuşlar ve hızla oradan kaybolmuşlardı.

Onların yanında günlük bir ücret karşılığında çalışan kocası, kazmasına takılan altın bir parçayı yeniden toprağın altına saklamış ve soyguncular definenin kalanıyla ortadan kaybolduktan sonra bu parçayı sakladığı yerden almıştı.

Kadın, eşinin kısa bir süre önce hayatını kaybettiğini, ondan kalan altın parçayı küçük bir bedel karşılığında müzeye satabileceğini söyledi.

Arkeologlar, kadının gösterdiği dikdörtgen kalıp biçimindeki altın parçayı görünce istediği parayı hemen verip satın aldılar.

Mezar soyguncuları, büyük bir defineyi alıp götürmüş olsalar da tarihi yönden çok büyük değer ifade eden bir parçayı yanlarında çalışan bir işçi, kendisine ayırmıştı.

Köylü kadından satın aldıkları parça, Çin tarihinin en gizemli isimlerinden birisi olan Prenses Aşina’nın altın mührüydü!

***

552 yılında Göktürk İmparatorluğunu kuran Bumin Kağan’ın torunu olan Prenses Aşina’nın babası Göktürkler’e altın çağını yaşatan Mukan Kağan’dan başkası değildi.

Türk boylarını kendine bağlayan Mukan Kağan, komşu Tabgaç İmparatorluğu ile iyi ilişkiler kurmayı tercih etti.

Çin asıllı olmakla birlikte yüzyıllardır Türk soyluları ile evlilikler yapan bir hanedan olan Tabgaçlara güzel kızı Aşina’yı gelin olarak gönderdi.

Buna karşın Çinliler de kendi prenseslerini Göktürklere gelin olarak verdi.

Aslında kendi aralarında çekişme içinde olan Çin hanedanları, Göktürkler ile ittifak kurmak için birbirleriyle yarışıyordu. Bu nedenle Prenses Aşina’yı gelin alabilmek için babasına sürekli elçiler gönderiyorlardı.

Babasının kararına uygun olarak 568 yılında başkent Çangen’deki saraya gelin olarak getirilen Prenses Aşina için Çin kayıtları son derece güzel, iyi yetişmiş ve asil ifadelerini kullanıyor.

Aynı kaynaklar, Çinliler’in bu evlilik anlaşmasına karşılık yüz genç kızı ve zengin bir hediye kervanını Göktürklere gönderdiğini yazıyor.

19 yaşında evlenerek İmparatoriçe ünvanı alan Göktürk Prensesi Aşina on yıl süreyle eşiyle birlikte ülkeyi yönetti. 578 yılında kocası İmparator Yong hayatını kaybetti. İmparatoriçe ünvanıyla saygı görmeye devam eden Aşina, 3 yıl sonra bilinmeyen bir nedenle öldü.

32 yaşında hayatını kaybeden Aşina’nın eşinin yanına defnedildiği Çin kaynaklarında belirtiliyor. Ancak güzel Türk Prensesinin mezarının bulunduğu hanedan mezarlığının yeri bilinmiyordu.

İmparator Aşina’nın altın mührü, bir köylü kadın tarafından Çinli yetkililere satılıncaya kadar!