Nankörlük üzerine
Hemen hemen belirli bir yaşa gelmis hepimiz birçok defalar arzu edilmeyen deneyler yaşamışızdır. Bunlardan bir taneside sıksık işittiğimiz nankör insanlar meselesidirki, maalesef çok can sıkıcı bizlerin iyi niyetlerini istismar edici bir durumdur. Kendi açımdan konuştuğumda bende defalarca pek yakın dost ve yakınlarım tarafından çok üzücü bir sekilde istismar edildim, lakin etkilerini bu gibi insanlarla iliskilerimi minimuma indirerek veya tamamen keserek düzeltmeye muvaffak oldum. Aşağıdaki yazıyı okurken sizlerde karşılaştığınız bu tip insanlarin ne kadar burada yazılanlara benzedigini hissedecek ve iyi niyetlerinize karşı hala devam eden istismar varsa gerekli önlemleri umarım alacaksınız. Iyi okumalar:

Nankörlük genelde yapılan iyiliğin kıymetini bilmemektir.

Nankörlük, almayı bilen ama vermeyi bilmeyen, sağlıklı iletişimden haberi olmayan, bencil bir kimsenin en son ulaşabileceği son nokta ve bir kişilik özelliğidir.

Türkçede kullanılan “Nankör” sözcüğünün kökeni Kürtçe ve Farsçadır. Sözcüğün orijinal hali ise “Nankür, Nankor” olarak yazılıp-okunur. Kürtçe ve Farsçada ekmeğe “Nan” denir. “Görmeyen, kör” manasına gelen “kûr, kor” kelimelerinden meydana getirilmiş, iki birleşik bir sözcüktür.

Nankör insanların isimlerinin önüne gelen bir sıfattır. Bu sıfat kişilerin karakterlerine, duygularına, yaşayışlarına, konuşmalarına ve hareketlerine göre nitelendirilmektedir. Bu bağlamda nankör insan yapılan iyiliklerden anlamayan bir insandır. Bu tür insanların hem kendisine hem de çevresine pek yararları dokunmaz.

İnsanlara en büyük darbeyi genelde çevresindekilerin vurdukları, en büyük nankörlüğün en çok sevilenlerden geldiği bilinen bir durumdur. Yani genelde dost bildiğinizdir nankör insan.

Nankör insan; bir tek zararınızı görse, bütün iyiliklerinizi unutur.  Nankör insanları mutlu etmek çok zordur. Ne kadar verirsen ver yaranamazsın.

 

İnsan, doğuştan hem iyiliğe hem de kötülüğe meyli olan bir varlık. İnsan aynı zamanda da kendisine yapılan iyilik, yardım ve nimetlerin farkına varma konusunda da zayıf bir varlık. Dolayısıyla kendisine yapılan yardımın veya iyiliğin kıymetini bilmeyen insanların sayısı günümüzde maalesef artıyor.  Cunki en çabuk unutulan şey iyiliktir.

Nankörlük duygusu hainlik ve ihanet alışkanlığı doğurur ve zamanla huy ve mizaç edinilerek kişilik özelliği olarak yıkıcı davranışlarla bireylere zarar veren sonuçlar doğurmaya başlar.

Aslında nankörlük bir hastalıktır. Yapılan iyiliklere, sahip çıkmalara, gösterilen saygı ve sevgiye karşılık vermeden kötülük yapma girişimlerinin sonucu olarak ortaya çıkar.

Vefa yoktur. Vefa, minnettarlık duymak ve kişinin kendine saygısı sayesinde sahiplenme ve aitlik gösterme çabalarına girmeyi ifade eder. Ama nankörlük ağır basınca vefa ve minnet duygusu yok olur.

Kendini düşünme, kendi çıkarları peşinde koşma, başkasını düşünmeme gibi bencil davranışların yanında üzerine düşeni yapmama, sorumluluk edinmeme, tembellik göstererek başkalarının sırtından geçinme derdine düşmektir.

Vefalı insan; hatanızı da görse, iyiliğinizi unutmaz. Nankör insan; bir tek zararınızı görse, bütün iyiliklerinizi unutur. İnsanlara iyilik yaptıkça maalesef ki iyiliği sürekli sizden bekliyorlar ve sizin göreviniz gibi düşünüyorlar. Sebebi de insanların emeklerini ve çabalarını küçümsemek, kıskançlık göstererek diğerine karşı öfke duymak, nefret beslemektir.

Nankörlük dürtüsünün temelinde hırs vardır, öfke-nefret duymak, kıskançlık beslemek vardır.

Nankör insanlarin ortak özellikleri:

1) Kendilerini Her Şeye Hak Sahibi Hissediyorlar

2) Herşeyi Hemen İstiyorlar

3) Onlara Hiçbir Zaman “Hayır” Denmemiş

4) Calışmış olsalar bile genelde başarısızdırlar

4) Hayatlarında Hiçbir Şey İçin Çalışmamış olabilirler

5) Ruhsal Olarak Bağlantılarının Kesildiğini Hissediyorlar

6) Başkalarına Zaman Ayırmazlar

7) Sadece En Büyük Şeyler İçin Minnettar Olmaları   Gerektiğini Hissediyorlar

8) Kendilerini Asla Sorumlu Tutmazlar

9) Duygusal Açıdan Dengesiz Olma Eğilimindedirler

10) Zorlayıcı olma eğilimindedirler

11) Daima daha fazlasını isterler

12) Kıskançdirlar

13) Cabucak kirilirlar

14) Mağduru oynarlar ve asla sorumluluk almazlar

15) Herşey onlara teslim edilsin isterler

16) Geçmişte ve gelecekte yaşarlar

17) Hiçbir şeyi asla takdir etmezler

18) Bencildirler

19) Başkalarını yargılamayi severler

20) Asla yapıcı eleştiri istemezler

21) Çok şikayet ederler

22) Asla başkalarını desteklemezler

23) Asla özür dilemezler

Bir insan huysuzsa idare edin, cahilse yol gösterin, sinirliyse sabredin ama nankörse yol verin gitsin.! Çünkü huysuz bir insan düzelebilir, cahil insan akıllanabilir, sinirli insan sakinleşebilir, ama nankör insan asla değişmez! (Hz. Ali).

 

Kötülüğün kaynağında yer edinen nankörlük duygusunu alt etmenin yolu insani özellikleri edinmek ve iyilikten yana davranışları hayatımıza adapte edebilmek yolun başında ki ilk adımdır. İyilik içeren davranışlarda bulunmak, sözleri ve eylemleri düzeltecek düşüncelere kapılmak atılacak adımlardır.

Bencillik duygusundan sıyrılmak ve toplumsal hayatın sadece bir parçası olduğumuzu unutmadan dayanışma ve birliktelik ruhuna karşı uyumlu bir zaman-mekân algısına sahip olmaya çalışmak amaç edinilmelidir.

Eğer en yakınınızla dahi iyi niyetleriniz istismar ediliyorsa, yapılacak iş yol yakınken iliskinizi minumuma indirmek veya son vermektir.

Çoğu durumda nankör insanlar kötü insanlar değildir; lakin onlar sadece kısır döngülere hapsolmuş durumdadirlar.