Hayat yolculuğunda insanlarla iç içe olmak, bazen kolay gibi görünse de aslında en zor sınavlarımızdan biridir. Hepimizin yaşamında, iyisiyle kötüsüyle, vefalı ya da vefasız, bazen de nankör insanlar olmuştur ya da olacaktır. “Vefa” kelimesi kulağa ne kadar hoş ne kadar iç açıcı geliyorsa; “nankörlük” kelimesi de bir o kadar ağır, rahatsız edici ve içimizi burkan bir yankı bırakır. Çünkü insan, karşısındakinden her şeyden önce samimiyet ve sadakat bekler.
Babam sık sık söylerdi: “Nankör insandan uzak dur, çünkü en büyük zararı en yakınından görürsün.” O vakitler bu sözün ağırlığını tam anlamazdım. Meğer ne kadar haklıymış… Çünkü nankörlüğü, insan ancak yaşadığında tanıyabiliyor.
Nankör kişi önce samimi görünür; sofranıza oturur, sizinle sevinir, sizinle hüzünlenir. Siz de güvenirsiniz; gönlünüzü açar, elinizdekini paylaşırsınız. Hatta kendi ailenize bile sunmadığınız fedakârlıkları onlar için yaparsınız. O günlerde minnet dolu sözler duyar, yüreğinizin derinliklerinde “iyi ki yanımda” dersiniz.
Ama gün gelir, işte o gün hakikat ortaya çıkar… İhtiyaçları kalmadığında, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrendiklerinde, ilk unuttukları şey sizin emeğiniz olur. Ne bir arayan kalır ne bir soran. Hatta bazen daha da ileri gidip sizin değerlerinize, sizin hatıralarınıza gölge düşürürler. O an anlarsınız: Onca samimiyet, onca yıllık dostluk onların gözünde aslında bir hiçmiş.
İşte o noktada incinirsiniz, üzülürsünüz… Ama yine de asaletinizi korursunuz. Çünkü bilirsiniz ki nankörlük insanı küçültür, vefa ise insanı yüceltir. Yıllar sonra yollarınız kesiştiğinde belki konuşmazsınız; fakat içinizdeki insanlık size yine de bir selamı çok görmez. İşte fark tam da budur: Nankör insan unutur, vefalı insan unutmaz.
Unutmayalım, nankörlüğün en acı tarafı karşılıksız yapılan iyiliğin hiçe sayılmasıdır. Ama aynı zamanda en öğretici tarafı da budur. Çünkü insan, nankörlerle sınandığında vefanın kıymetini daha çok anlar. Ve şükür ki dünyada hâlâ teşekkür etmeyi bilen, yapılanı unutmayan, vefasıyla insanı onurlandıran güzel yürekler vardır.
Hayat sonunda insanları ikiye ayırır:
Nankörlüğüyle kaybedenler ve vefasıyla kazananlar.
Bizim yolumuz belli… Çünkü bir gönülde vefa varsa, orada insanlık hâlâ yaşıyor demektir.


