Kırık bir hayat öyküsü, Çocuk Evliliği
Lisa New York’da doğdu. Ailesi dindar bir Ortodoks Musevisiydi, gelenekleri doğrultusunda Lisa’yi çocuk yaşta evlendirdiler. Lisa çok genç olduğundan başına gelenlere ve onu ne gibi bir gelecek beklediginin farkında bile değildi. Evliliği suresince arzu edilmeyen deneyimlere maruz kalmasına rağmen katı adet ve gelenekleri çerçevesinde evliliğini devam ettirmiş idi. Nihayetinde ise boşanmış ve özgür bir hayata kavuşmuştur. Bu zincirlerini kıran kadının hikayesi ABD Kongresinin (Yasama Organı) çocuk evliliklerini sona erdirmeyi teşvik ettiği yasayı geçirmelerini teşvik etmek için konu oldu.

“İnsanlar aşağıdaki Lisa’nin hikayesini duyduklarında kalplerinin kırıldığını söylüyorlar. Ama Lisa’nin hikayesi belki birilerine bir yerlerde yardımcı olabilir umuduyla siz okuyucularimla paylaşıyorum. Umarım bu yazı size neden çocuk yaşta evliliklere son vermemiz gerektiğini ve 17 yaş ve altındaki kızları Lisa’nin yaşadıklarından korumanız gerektiğini gösterecektir.

 

Lisa New York'ta evlendirildiğinde henüz 17 yaşındaydı. Herkesin genç yaşta evliliğinin görücü usulüyle yapıldığı, dar görüşlü tutucu bir çevrede, dini kurallar içinde yaşayan fakir bir aileden gelmişti Lisa. Hayatta başka seçeneği yoktu. Birisi ailesine paralı işi olan bir çocukla evlenmesini önermişti ve Lisa, "Ne oluyor ben daha çocuğum?" demesine rağmen. Daha iyisini bilmeyen ailesi “yapılacak şey, töremiz” bu demişti.

 

17 yaşında, o kadar korunaklı bir hayat içinde büyümüş bir kızdı ki, daha bir yıl evveline kadar arkadaşları ile evcilik oyunu oynuyordu. Hiç randevusu ya da erkek arkadaşı olmamıştı. Yani daha henüz çocuktu. Bu kadar korunaklı tutucu bir ortamda büyüyen 17 yaşındaki bir kız nasıl böyle tüm hayatı ilgilendiren bir karar verebilirdi? Onun icin karar veriliyordu ve yapabileceği hiçbir şey yoktu!

 

Ancak çocukla tanıştıktan, Mike, sonra onun kendisine göre olmadığını anlamıştı. Yarım saatliğine buluşmalari gerekiyordu ve ilk defa gördüğü Mike gömleğinin düğmelerini burnuna kadar ilikleyerek orada oturdu ve arada sırada geğirmeye devam etti. Yarım saat sonra Lisa’nın babasi odaya geldi ve şöyle dedi, “Peki Lisa bu hayırlı bir nasipmi”? Lisa kafasını bilmiyorum diye sallamıştı. Sonra odada bulunan damat adayının babası şöyle dedi: “Evet hayırlı nasip”!

 

O anda Lisa kekeleyerek “yanlışsınız demek istedi” ama bu kelime ağzından düşemedi.

 

Lisa’nin gelecegi için düşündüğü bütün hayalleri bir anda kaybolmuştu. Lisedeki Edebiyat hocası onun için “diksiyonun cok iyi, güzel öyküler şiirler yaziyorsun” dediğinde iyi bir Edebiyat öğretmeni olacağını düsünüyordu.  Belkide liseden sonra üniversiteye gider gazetecilik calışır iyi bir haber yazarı olabilirim diyede düşleniyordu.

 

 

Lisa ertesi sabah hayatının en büyük hatasını yaptığını anladı. Bir çıkış yoluna ihtiyacı vardı. Lakin ailesine getireceği utancı düşündü, çevre, komşular ne der diye düşündü ve bu karara uymak zorunda kaldı.

 

Dört ay nişanlılığı süresince Lisa pek çok yalanın örtbas edildiğini fark etmiş idi. Nisanlısının kendisine denildiği gibi birkaç yas değil çok daha yasli olduğunu öğrendi. Nişanlısının tutucu, içki içen, çok dindar ve kontrol kişiligi olduğunu anladı. Sigara içen biriyle evlenmek istemediği halde sigara içtiğini öğrendi. Ama ne yapabilirdiki, bataklığa girmişti bir kere?

 

17 yaşındayken o kadar saftı ki ailesinin neden evlilik cüzdanı başvurumu imzaladığını bile anlamadı. Bütün ebeveynlerin çocukları adına imza attığını sanıyordu. Henüz 18 yaşında olmadığı için “ebeveyn iznine” ihtiyacı olduğunu bilmiyordu.

 

17 yaşındaydı ve çok masumdu. En büyük günahı oje sürmek istemesiydi. Artık onunla evliydi ve gerdek gecesinde, sadece kocasının yatakta yaptıklarından haz aldıgını kendisinin bu münasebetten bir haz almadığını hissetti. Kocası gerdek görevini yaptıktan sonra Lisa’ya bakıp şöyle demisti: Eğer benim ilkim olduğunu sanıyorsan, değilsin; övgü ile fahişelerle daha once seks yaptığını söylemişti.

 

Şok olmuştu Lisa. Yatakta ağlamaya başlamıştı, sadece kocasının daha önce sex yaptığına değil, böyle bağnaz ve aşağılayıcı, kadınını basit bir nesne olarak gören, hürmetsiz bir dil kullanan biri ile evlendiği icin ağlıyordu.  Ve ağladığı için kocası Lisa’ya zihinsel sorunları olan bir kadınla evlendiğini haykırmıştı. Bu suretle daha ilk günümde gerçek duyguyu göstermemeyi kısa sürede öğrendim diyordu Lisa.

 

Ondan sonraki hayatları tam bir robotik ilişki içerisindeydi.  Kocası çalışıyordu, evinin ihtiyaclarını karsıladıgı icin kendini evin tek hakimi olarak görüyor, baskıcı, dinlemeyi bilmeyen ve herşeyi yalnızca o bilen biri olarak etrafta idi.  Dinleme ve saygı alışkanlığıyoktu.

 

Lisa kendisini korumanın, hayatta kalmasının tek yolunun kendisini çok rahatsız edecek şekilde davranmak olduğunu kısa sürede öğrendi. Onu bu evde benimde sözüm geçer diye tehdit edersem, onun istedigi gibi giyinip davranmazsam çocuklarımızı alıp beni çocuksuz, parasız ve yiyeceksiz bırakacaktı.  Işte o zaman bir kızın ne kadar ekonomik bağımsızlıga ihtiyacı olduğunu öğenmisti Lisa.

 

Lisa “Nihayet yıllar sonra, bana bininci kez tecavüz ettikten sonra aynaya baktım ve tanımadığım bir yansımayı gördüm. Dışarı çıkma zamanının geldiğini biliyordum. Şubat günüydü ve çocuklarımı ve evraklarımı alıp baba evine gittim. Ailem beni eve geri gönderdi, ben de eve döndüm ama işim bitti, yaşamam icin çocuklarım icin katlanmam gerekiyordu” diyordu.

 

“Merhum olan Annemle babamı ölesiye seviyorum ve bu konuda onları suçlamıyorum. Aynı zihniyetle, aynı fikirlerle yetiştiler, çevre ve dini gelenekler böyle idi daha iyisini bilmiyorlardı, büyüme ve olgunlaşma şansları yoktu, peki çocukları nasıl büyüyüp olgunlaştıracaklardı?” diyordu Lisa.

 

“Belki ailem benim adıma imza atmasaydı ve 18 yaşıma kadar beklemek zorunda kalsalardı, daha da ögrenir, güçlenirdim ve onlara karşı koyabilirdim. 17 yaşındayken onlara olan bağımlılığım çok şiddetliydi. Kendimi savunamadım ve 'İstediğim bu değil, okumak, bağımsız olmak, olgunlaşmak, kişilik sahibi özgür olmak istiyorum' diyemedim”.

 

“Yolun yarısına gelmeden kim olduğunu nasıl anlayabilirsin? Çoğu insan 17 yaşında kim olduğunu biliyor mu?  Artık yetişmis yaşlarda çocuklarım var ve onlara büyümenin kendilerinin kim olduğunu anlamak olduğunu söylüyorum.”

 

Bu öyküde açıkca anlaşılmıştırki bir çocuğun büyümesi ve olgunlaşması için ne kadar çok zaman kalırsa, bu ona yaşam boyu kararlar alması için daha fazla zaman tanıyor. Evlilik sadece yasal olarak değil, din, adetler, gelenekler, çevre içindede bağlayıcı oldugundan kimi zaman bilhassa dar ve tutucu çevrelerde istenilmediği halde bunu sonsuza kadar sürdürmek zorunda kalınabiliniyor”

 

NOT1: Lisa yıllarca süren tacizin ardından nihayet boşanarak kisiligini ve özgürlügünü buldu.  Lakin boşanmak ekonomik bagımsızlığı olmayan biri için kolay değildi, ancak tek sorun buda değildi. Lisa, boşanmasının dini bir sekilde karara bağlanması konusunda baskı altında olduğunu hissediyordu ve boşanma anlaşmasında standart bir hüküm vardı: kocasinin rızası olması hükmü. Anlaşmasında ayrıca, çocuklarının velayetini elinde tutmanın bir koşulu olarak evinin içinde ve dışında katı dini vecibeler gereğince davranması gerektiği de belirtiliyordu.

 

NOT2: Çocuk evliliği, 18 yaşın altındaki bir çocuk ile bir yetişkin veya başka bir çocuk arasındaki herhangi bir resmi evlilik veya gayri resmi birliktelik anlamına gelir.

 

Geçtiğimiz on yılda bu zararlı uygulamanın istikrarlı bir şekilde azalmasına rağmen, çocuk evlilikleri hala yaygın; dünya çapında yaklaşık beş kız çocuğundan biri çocuklukta evlendiriliyor.

 

Türkiye'de ise tüm evliliklerin üçte biri çocuk evlilikleridir ve kadınların üçte biri 18 yaşının altında evlenmektedir.

 

Çocuk evlilikleri çoğunlukla yerleşik cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olup, kızların bu uygulamadan orantısız bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Dünya çapında, erkek çocuklar arasında çocuk evliliğinin yaygınlığı kızlarınkinin yalnızca altıda biri kadardır.

 

Çocuk yaşta evlilik, kızların çocukluklarını çalıyor ve refahlarını tehdit ediyor. 18 yaşından önce evlenen kızların aile içi şiddete maruz kalma olasılıkları daha yüksek ve okula devam etme olasılıkları daha düşük. Evli olmayan akranlarına göre daha kötü ekonomik ve sağlık sonuçlarına sahipler ve bu durum eninde sonunda kendi çocuklarına da yansıyor ve ülkenin kaliteli sağlık ve eğitim hizmetleri sunma kapasitesini zorluyor.

 

Çocuk yaşta yapılan evlilikler çocukları sosyal-arkadaş ortamlarından uzaklaştırmakta, baskı ve şiddet görmeye yatkın olan bu evlilikler sonucunda çocukların toplum içinde söz hakkı olmamakta, özgüven eksikliği yaşamakta ve aynı yaşta evli olmayan akranlarına yönelik intihar etme durumları daha sık yaşanmaktadır.