Evcil Hayvanlar Sevgisi Üzerine
Bir müddet önce bir gazete haberinde (ve video’da), genç bir kişinin asansöre kendisi ile giren bir kediyi tekme ile ezerek öldürdüğünü gördüğümde ne kadar kahredip üzüldüğümü tahmin edemezsiniz. Acaba bu genç adam hayatında hiç mi sevgi görmemişki hayvanlara böyle acımasız davranıyor diye düşündüm!

Hadi yetiştiği sevgisiz saygısız aile ve mahalle ortamını bırakalım hiç mi Kuran’da tüm hayvanlar için söylenen (Enam Süresi 38) “Yeryüzünde yürüyen hayvanlardan ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi sizin gibi birer topluluktur.” Hayvanlar da tıpkı bizler gibi yeryüzünün sakinleridir” sözlerini işitmemiş?

 

Tabiki bu olay beni çok etkiledi. Bir insanın bu kadar gaddar, bilgisiz ve insafsız olacağını katiyetle düşünemediğim için belki bir nebze insanları uyarırım hayvan sevgisi bahşederim umudu ile bu yazıyı yazmaya karar verdim.

 

Düşünün soğuktan kaçmaya çalışan ılık bir ortam arayan yavru bir kedi önce kapısı açık bir apartmana giriyor sonra da asansör kapısı açılınca, ki kediler bilmedikleri yerleri araştırmayı severler, içeriye dalıyor o arada onunla beraber içeriye giren kişi birden bu masum sokak kedisinin hareketine sinirleniyor ve tekmeleyerek ve ezerek öldürüyor.

 

Tüm olay videolara geçince bu kişide tutuklanıyor ama sonucu takip etmeme rağmen bu kişiye ne gibi bir ceza verildiğini henüz öğrenemedim.

 

Evinde üç tane kedi, yakın zamana kadarda bir muhabbet kuş’u (17 yaşında idi) ve bir tanede köpek besleyen birisi olarak bu hayvanlara yapılacak en ufak bir zulüm bile beni fazlası ile etkiliyor, üzüyor.

 

Bizim evimizde her Amerikan ailesinde olduğu gibi hayvanlarımız evimizin mutlak üyeleridirler.  Zaten kedilerimizde köpeğimizde kendilerini bizlerle eşdeğer görürler yani hayvan olduklarını fark etmeyip bizler gibi günlük hayatlarına gayet programlı bir şekilde devam ederler. Sabah kalkışları, yemek yiyişleri, günlük uykuları, dışarıya çıkıp hava almaları, aksam tekrar yatağa gitmeleri daima program dahilindedir.  Saate bakmazlar ama tüm bu yaptıkları her zaman hemen hemen günün ve akşamın aynı vakitlerindedir.

 

Ağızları dilleri yoktur ama her zaman ne meramları varsa size kolayca anlatırlar.  Evcil hayvanların bulundukları ortama göre rutin hayat başladığında onu değiştirmeden devam ettirirler.

 

En yaşlı kedimiz Memiş kızımız (9 yaşında), İstanbul’un Kurtuluş semtinde sokakta doğdu. Kızım Aylin onu soğuk karlı bir kış günü kaldığı apartmanın giriş katında titrerken bulduğunda henüz birkaç aylıktı. Tahmin ettiğiniz gibi tekmeleyerek dışarı atacağına aldı ve 5’inci kattaki dairesine onuda ortak etti.  Bu suretle bu küçücük yavrucak vahşi soğuk mu soğuk sokak ortamından sıcacık sevilen bir yuvaya kavuştu.

Aylin 6 ay sonra Cihangir’de bir başka daire’ye taşınınca tabiki Memiş’ de onunla beraber geldi ve burada Aylin kızımın Almanya’nın iş bulduğu Berlin kentine gidene kadar hemen hemen iki yıl daha orada kaldılar. Berlin’e gitmek için Memiş’ ede pasaport çıkarıldı ve akabinde uçarak Berlin’deki yeni evlerine geçtiler.  Memiş burada iki yıl kaldıktan sonra annesi Aylin’in New York Columbia üniversitesinde MBA programına kabul edilmesi ile Amerika’ya geldi ve dolaysı ile bizle yaşamaya başladı.

 

Bizim için ona alışmak zor olmadı zaten iki kedimiz vardı üçüncüsü ile uğraşmak kolaydı, lakin bu Türk kedisinin diğer iki Amerikan kedisine tolerans göstermesi pek de kolay olmadı.  Dört yıldır diğer iki kedi ile beraber yaşıyorlar ama Memiş diğer ikisini kendi yaşam alanına sokmakta hala direniyor, sık sık onlara saldırıyor.

 

İkinci kedimiz Bali, “Torti” (Tortoiseshell) tipi dişi bir kedi. Türkiye’de bu tip kedi nadir veya yok sanıyorum.

 

Kızım Ceylan 2020 yılında Philedelphi’da bir kedi kurtarma evinden hemen hemen bir yaşında iken aldı.  Alım kâğıtlarında sokakta bulunduğu yazılı idi. Bali 4 yıla yakındır bizim ile ve hayatinin ilk büyüme ve gelişme kısmını sokakta geçirdiğinden ev hayatına adapte olması ve insanlara yakinlik göstermesi biraz zaman almasına rağmen ona gösterilen ilgi ve güven sonucu normal hayata geçmeyi başardı.

Her kedinin bir favori kişisi olduğu söylenir bu meyanda Bali’ninde en sevdiği kişi ben olduğumu söyleyebilirim.  Kendisini başkalarına sevdirmemesi ve başkalarının kucağına ilgi göstermemesine rağmen benim ile bunları kolayca yapıyor.

 

Üçüncü kedimiz 2018 doğumlu Minnoş.  Evimizin benden sonra ikinci erkeği.  Duman renginde çekik ve birazda şaşı gözlü.  Tankinis cinsi, yani uzak doğudan Siyam kedilerine yakın bir tür.  Çok nadir olduğu için epeyde bulunması zor vede pahalı, genelde yavru iken satılıyor ve piyasa değeri genelde 1000 dolar civarında.  Minnoş çok haşarı ve dışarı hayatını daha çok seviyor.  Günün büyük bir kısmını bizim ve komşunun bahçesinde geçirmesine rağmen yemek öğünlerinde vede tabiki aksam karardığında evine geliyor. Öpülmeyi, öpmeyi, okşanmayı, kucağa alınmayı ve masajı çok seviyor.  Bali ile evimizin ayni bölümünü paylaşıyorlar ve birbirleri ile gayet güzel geçiniyorlar.

 

Üç kedimizde köpeğimiz Lilly ile çok güzel geçiniyorlar.  Lilly sonradan ailemize katılmasına rağmen ona alıştılar ve birbirlerine gayet güzel tolerans gösteriyorlar.

 

Kedilerimiz ve köpeğimiz bizim için olmazlarsa olmaz gibiler, ailemizin ve hayatımızın parçaları.  Tabiki zorluklar var ve olacak ama bizim için önemli olan onların bize verdikleri karşılıksız sevgi ve huzur; bunları anlamak için bizim deneyimlerimize ortak olmalısınız derim, yani evinizde hayvan beslemelisiniz ki bakım zahmetlerine karşılık ve onların size neler verdiklerini anlayabilesiniz.

 

Genellikle evcil hayvan sahibi olmak insanlara zor gelir, en büyük sebebide, benim de hayvan sahibi olmadan söylediğim gibi, bakmasının çok zor olduğu tezidir. Kedilerin tüy dökmelerinden şikâyet edenlerde vardır.   Doğru, evcil hayvanların yaşamını gereken konforda sürdürmesi için beslenmeleri, dolaştırılması, temizlenmesi, sağlık kontrollerinin aksatılmaması şart, tabiki bunlar hem vakit alan hemde zahmetli işlerdirler.

Lakin bu bir bakıma alacak verecek ilişkisidir.  Bunların karşılığında ilk olarak söylemek isterim ki, evcil hayvanlar sahiplerine (veya "velilerine") hem fiziksel hem de duygusal fayda sağladıklarıdır.

Sıralarsak, evcil hayvanlar:

•             Sizi zinde tutarlar.

•             Sorumluluk duygusunu güçlendirirler.

•             Asla yalnız kalmamanızı sağlarlar.

•             Stres seviyenizi düşürürler.

•             Deprasyonu azaltırlar.

•             Arkadaş edinmenize yardımcı olabilirler.

•             Bağışıklık sisteminizi iyileştirebilirler.

•             Çocuklarınızın alerji geliştirmesini engelleyebilirler.

 

Hayvanlarda insanların yaşadığı panik, korku, mutluluk, heyecan, sevgi, üzüntü ve sevinç gibi birçok duyguyu yaşamaktadırlar. Hayvanların bu duyguları yaşayabilmesi onların da insanlar gibi sosyalleşen canlılar olduğunu göstermektedir. Onlarda bizler gibi duyarlı oldukları için  eğer evcil hayvan adapt etmek istiyorsanız bu hayvanlara iyi davranmalı ve güven vermelisiniz, yani onların güvenini kazanmalısınız, hoşgörülü olmalısınız!

 

Mesela köpegimiz Lilly bizden önce geçirdigi travma’lar onu hala etkiliyor, günlük yürüme yapamıyor, gürültüden yüksek sesden ürküyor, gök gürültüsünde saklanma ihtiyacını hissediyor.  Anlıyacagınız inanılmaz şekilde duyarlı bir köpek.

 

Kızım Ceylan Lilly'yi (simdi 5 yasında) Philadelphia merkezli (Saved Me = kurtar beni) adlı kedi ve köpeklere yönelik bir kurtarma barınağından aldı. Lilly başlangıçta Georgia'daki bir ölüm barınağından kurtarılıp buraya getirilmişti. Bu barınaktaki köpekleri birileri almazlarsa (evlat edinilmezlerse) belirli zaman içerisinde katlediliyorlar.

 

Hayvanlarin evlerde barındırılmasına inanmayanlar için tekrar söylüyorum, Kuran’da yazildigi gibi “Hayvanlar da tıpkı bizler gibi yeryüzünün sakinleridir. Onların da yaşama, korunma, barınma gibi temel hakları olduğunu unutmayalım. Varlık alemine sevgi, şefkat ve ibret nazarıyla bakalım. Hiçbir canlıyı incitmeyelim. Özellikle kış şartlarında hayvanlara karşı daha duyarlı olalım. Dini, vicdani ve insani sorumluluğumuzu yerine getirerek Rabbimizin rızasına talip olalım”.

 

Ashâb-ı kirâm, "Ey Allah'ın Resûlü! Hayvanlara yaptığımız iyilikler için de mi sevap var?" diye sorunca Peygamberimiz şöyle buyurmuştu: "Her canlıya yapılan iyilikte sevap vardır." (Buhârî, Müsâkât, 9) buyrulmaktadır.

 

Burada bir hikayeyide özetlemek isterim: Hz. Muhammed, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış.Ve seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş. Muhammed, kedisi Müezza'yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed'in giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Hz. Muhammed, Müezza'yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş.  Hz. Muhammed'in bir kedi dostu olması Müslümanlar için bir övünç kaynağıdır.

 

Bizde evimizde kedilerimiz velevki bizim oturduğumuz kalktıgımız yerlerde uyuya kalmışlar, onların keyiflerini katiyetle bozmaz saygı gösteririz.

 

İslamiyet'te kediler "temizlik" ile simgelenmiştir ve saygın bir yer edinmişlerdir. Kediler bilindigi gibi suyu ve banyo almayı sevmezler.  Su ile fazla temas etmemelerine rağmen inanılmaz temizdirler, kendilerine has nefis kokuları vardır ve kattiyetle kokmazlar.  Allah’ın bir lütfuki günün büyük bir kısmında kendilerini kırtıklı dilleri ile yalayarak temizlerler, vücutlarında hiçbir yabancı bir asalak barındırmazlar.

 

Birazda köpeklerden bahsedelim.  Köpekler binlerce yıldır insanın en iyi arkadaşı olduğu gibi, bugünlerin dünyasında birçok insanın tek dostu oldular. Bir köpek, bu dünyada sizi kendisinden daha çok seven tek şeydir. Bu, gerçekten harika bir arkadaş olabilecekleri kadar sadık ve sevgi dolu oldukları anlamına gelir, duygular karşılıklıdır.

 

Köpeğimizin en sevdiğim yanı, bana ve ailemizin her ferdine koşulsuz sevgisini her zaman sunmaya hazır olmasıdır. Bazen köpeğinize hak ettiği ilgiyi gösterecek kadar vaktiniz olmayacak kadar meşgul olsanız bile, o hala çılgınca eve gelip sizi sıcak bir şekilde karşılar vede karşılamanızı bekler.

 

Kendinizi kötü hissettiğinizde ve kimsenin sizi sevmediğini düşündüğünüzde, kendinizi daha iyi ve daha mutlu hissetmenizi sağlayacak bir köpek dostunuz vardır. Asla yargılamazlar ve ister beş saat ister beş dakika gitmiş olun, geri döndüğünüzü görmekten her zaman mutlu olurlar.

Ayrıca ruh sağlığı açısından köpek sahibinin ruh halini iyileştirir ve stresi azaltır, bu da tansiyonun düşmesi anlamına gelir. Ancak, bakımlari kolay degildir. Demek istediğim, sürekli gözetime, ilgiye, yürüyüşe, beslenmeye ve sık sık egzersize ihtiyaç duyan bakıma ihtiyaçları vardır, bu da sizin çok fazla zaman, çaba ve enerji ayırmanız anlamına geliyor.

 

Benim inancım şudur ki bu dünyada hayvan sevenler onları koruyanlar sahiplenip evlerine alanlar güzel insanlardır vede Allah katında cennetliktirler.

 

Umarim bu yazimi okuduktan sonra sizde bir evcil hayvan sahibi olmak istersiniz.