Antik Yunan'a Dair Tarih Kitaplarında Geçmeyen Günlük Yaşantı ile İlgili Detaylar
Antik Yunan’ın yasaları, gelenekleri ve kültürleri hakkında muhakkakı biraz bilgi sahibisinizdir. O döneme ait pek çok film çekildi. Ancak seyrettiğiniz filmlerdeki belirli şeyleri bilmiyor olabilirsiniz, çünkü bunlar ortalama bir gişe rekorları kıran film veya lise tarih dersiniz için gösterilmesi ve yazılması bazen çok utanç verici, bazen de garip veya çok nahoş uygulamalar.

Tarih dersinde öğrenmemiş olabileceğiniz bir şey, mesela Antik Yunanlılar tuvalet kâğıdı yerine ne kullanıyordu? Eski Yunanlılar kendilerini temizlemek silmek için taşları kullanıyorlardı.  Bu taşlardan bazıları günümüze kadar ulaşabilmiştir!

 

Arkeologlar pessoi (tuvalet taşı) örnekleri buldular- modern DNA teknikleriyle bunların ne için kullanıldığını keşfetmeyi başardılar- ve hatta bu pis küçük taşların tam olarak nasıl kullanıldığını gösteren bir çizimin bulunduğu eski bir fincan bile buldular.

Ama dahası da var! Kanıtlar, bazı insanların, sevmedikleri politikacıların isimlerini kullanmadan önce yontulmuş seramik taş parçalarının üzerine kazıdıklarını gösteriyor.

 

Yunanlılar çırılçıplak egzersiz yapıyorlardı.

 

“Gymnasium” kelimesini eski Yunanlılardan aldığımızı biliyormuydunuz? Egzersiz anlamına gelen “gumazo” kelimesi ile çıplak anlamına gelen “gumnos” kelimesinden türemiştir.

Eski Yunanlılar, sağlıklı, parlak bir vücuda sahip olmanın tanrıları onurlandırmanın iyi bir yolu olduğuna inanıyordu; bu nedenle, tüm zamanlarını spor salonunda geçiren Yunan erkekleri vardı. Tıpkı bugün birçoklarının yaptığı gibi!

 

Kadınların spor yapması yasaklandı

 

Bunlar erkeklerdi, peki ya kadınlar? Çıplakken de egzersiz yaptılar mı? Aslında kadınlar pek fazla seçeneğe sahip değillerdi. Spor faaliyetlerine katılmak isteyen bir kadın ciddi şekilde hoş karşılanmazdı.

Ortalama bir kadın (bazen yüksek statüdeki kadınlar için istisnalar yapılıyordu) bırakın katılmayı, Olimpiyatlara bile katılamıyordu. Erkeklerin spor yaparken genellikle çıplak olmasının bir başka nedeni de herkesin onların kadın olmadığını kontrol edebilmesiydi.

 

Antik Yunan'da doktorlar, teşhis koymak için hastaların vücut sıvılarının tadına bakarlardı. Çünkü onlar “Humorizm” diye bir şeye inanıyorlardı. Humorizm, humoral teori veya humoralizm, Antik Yunan tarafından benimsenen, insan vücudunun işleyişini detaylandıran bir tıp sistemiydi. Humoralizme göre, dört vücut sıvısı- kan, sarı safra, kara safra ve balgam- bir kişinin sağlığını ve dengesizlik durumlarını belirlerdi. Her bir humor maddenin dört niteliğinden biriyle ilişkilendiriliyordu: sarı safra ısıyla, kan kurulukla, balgam nemle ve kara safra soğukla. Hangi humor’un fazla veya eksik olduğuna bağlı olarak belirli hastalıklara yol açtığına inanılırdı. Bunlardan biri yanlış giderse hastalığa neden olan şey bu oluyordu.

 

Humor’lar gök cisimleriyle, mevsimlerle, vücut parçalarıyla ve yaşamın evreleriyle bağlantılıydı.

 

Hatta bazı Yunanlılar humor’un kişinin görünüşünü ve kişiliğini belirleyebileceğinede inanıyordu. Bu, günümüzde insanların astrolojik işaretler gibi şeylere inanma şekliyle hemen hemen aynıdır.

 

Kadınların sağlığı çok kötüydü

 

Eğer kadınsanız, eski Yunanlıların zamanında yaşamadığınıza şükredin. Kadınların sağlığı ve adet dönemleri hakkında çok tuhaf fikirleri vardı. Belki de bunun bir nedeni kadın doktor sayısının çok az olması idi.

 

Yani erkekler, kadınların pek çok rahatsızlığını "gezici rahim" adı verilen bir şeye bağladılar. Ve "gezinen rahmi" düzeltmenin bir numaralı tedavisi, inek gübresiydi.

 

İnek gübresi ilaçları

 

Bir kadın adet görmüyorsa, doktorları ona inek gübresi sürerek bunu tedavi etmeye çalışırdı. Teori, bunun vücudu "ısıtacağı" ve regl (ay başı-adet) dönemini yeniden tetikleyeceği yönündeydi. Bir kadının kısır olması durumunda inek gübresi (dışkısı) de kullanılırdı.

 

Bu son bölümün arkasındaki "mantığın" dışkının mahsullerin büyümesine yardımcı olan, gübre gibi, önemli bir bileşen olduğu düşünülüyor. Yani bir kadının rahminde de işe yarayacağına inanılıyordu!

 

Dışkı maddesi cilt bakımındada kullanıldı

 

Kesin olan bir şey var ki, eski Yunanlılar dışkıya takıntılıydı. Adet sorunları, kelliğin tedavisi ve hatta cilt bakımı için kullandılar.

 

Kozmetikte değerli bir içerik de timsah gübresiydi. Yunan kadınları bunu o günlerde güzelliğin bir işareti olarak ciltlerini daha açık hale getirmek için kullanıyorlardı.

 

Koyun teri de öyleydi

 

Antik Yunanlılara karşı adil olmak gerekirse, ne kadar kötü koktuklarının fazlasıyla farkında olmalılar. Bundan dolayı gübre bazlı çeşitli ilaç ve kozmetik ürünlerinin bir çeşit parfümle kaplanmasını sağlamaya çalıştılar.

 

Başka bir cilt rengini açan krem yapmak için koyun yününden ter ve yağların nasıl çıkarılacağını biliyorlardı ve bu teknik bugün de hala kullanılıyor.

 

 

Doğum kontrolü son derece zordu

 

Artık doğum kontrolünün kolay ve ucuz olduğu bir dünyada yaşadığımız için şanslıyız. Antik Yunanlılarda ise bir Yunan kadını hamileliği önlemek istiyorsa muhtemelen bitkilere yönelecekti.

Tarihçiler söğüt, nar, sedef otu, artemisia (pelin otu) ve asafetida'nın (şeytan tersi bitkisi) doğum kontrolünde (hamileliği önleyici) kullanılan bitkilerden sadece birkaçı olduğunu ortaya çıkardılar. Ancak ne yazık ki bunların bazıları ölümcül oldu. Daha da zehirli olanı, kurşun içeren doğum kontrol hapı olduğu iddia edilen “demirci suyu” idi.

 

Seks sonrası hapşırma

 

Bir kadının çaresiz kaldığında deneyebileceği başka şeyler de vardı. Bunlardan biri, jinekoloji üzerine bir antlaşma yazan Efesli Soranus adlı eski bir Yunan doktorun ortaya attığı çok ilginç bir yöntemdi.

 

Eğer bir kadın hamile kalmak istemiyorsa, seksten hemen sonra hapşırması ve ardından biraz soğuk su içmesi gerektiğine inanıyordu.

 

Bazı eski Yunanlılar banyo suyunu paylaşıyordu

 

Eski Yunanlılar banyolarını çok seviyorlardı. Taş veya kömürle ısıtılan sıcak hava banyoları, yalnızca temizlenmek için değil, aynı zamanda diğer insanlarla sohbet etmek için de gidilecek yerlerdi.

 

Hamamlar genellikle spor salonlarının yanına inşa edilirdi, böylece kişi antrenmandan terli halde çıkıp doğrudan ortak banyoya gidebilirdi.

 

Daha da kötüsü Yunanlılar henüz sabunu icat etmemişlerdi. Bunun yerine, hassas parçaların temizliği söz konusu olduğunda açıkçası acıtmış olması gereken bir parça kil, ponza taşı ve kum kullanmak yaygındı.

 

 

İdrar gargara olarak kullanıldı

 

Eski Yunanlıların dışkıyı ne kadar sevdiğinden bahsetmiş idik hatırlıyor musunuz? Evet, idrarı da seviyorlardı. Öyle ki, mutlulukla ağızlarını idrarla yıkamakta yaygındı. Eski Yunanlılar idrarı ağızlarını sağlıklı ve dişlerini beyaz tutmak için kullanıyorlardı ya da öyle umuyorlardı.

Bu devirde deve sidiğinin bazı ülkelerde hastalıklar için içildiği gibi o eski kültürdeki insanlar için idrar ile gargara yapmak yaşamın bir parçası idi.

 

 

Antik Yunan diş hekimliği

 

Dişleri ve diş etlerini idrarla temizlemek, eski Yunanlıların diş sağlıklarını iyileştirmek için yaptıkları tek garip şey değildi. Antik diş hekimliğinin hoş olmayan başka yönleri de vardı.

 

Kürdan, bildiğimiz şekliyle o zamanlar bir şey değildi, bu yüzden Yunanlılar sadece dal parçalarını kullanıyorlardı. Diş ipi de henüz icat edilmediğinden at kılı kullanılıyordu.

 

Kan Alma

Eski Yunanlıların tıbbi sorunlara neyin sebep olduğu konusunda gerçekten tuhaf fikirleri vardı. Yunan Doktor Erasistratus, hastalığın vücutta çok fazla kandan kaynaklandığına inanan birçok kişiden biriydi. Antik dünyanın doktorları, hastayı öldürmeden fazla kanı akıtmak için özel aletlere sahipti.

 

Sülük kullanımı

"Kötü" kanı vücuttan atmanın bir yolu da sülük kullanmaktı. Ancak kulağa iğrenç gelse de bu yöntem gerçekten işe yaradı ve sülük tedavisi bugün bile hâlâ kullanılıyor!

 

Sülüklerin tükürüğünde kanın pıhtılaşmasını önleyen bir antikoagülan ve sülüğün ağrıya neden olmasını önleyen bir anestezik madde bulunur. Sülükler ameliyat komplikasyonlarını önleyebilir ve bazı insanların uzuvlarının kurtarılmasına kesinlikle yardımcı bilinir, (Britannica, Bill Mesler).

 

Antik Yunanlılar gladyatör teri satın aldılar

 

Eski Yunanlılar (ve tesadüfen Romalılar) gladyatörlerin terinin onlara sağlık getireceğine inanıyorlardı ve bunun bedelini ödemeye hazırdılar.

Gladyatörler genellikle zeytinyağına bulanır ve ardından strigil adı verilen metal bir aletle terleri "kazınır". Ortaya çıkan yağlı karışım parayla satılırdı.

 

Bazıları gladyatörün terini “çaldı”

 

Belirli bir açıdan bakarsanız, gladyatörler aslında kendi zamanlarının rock yıldızlarıydı. Yani herkes kendine gerekli bir şeyi ele geçirmek istiyordu, bu şey "vücut teri" olsa bile.

Bazı insanlar hamamlara girip gladyatörlerin orada otururken geride bıraktıkları terleri silecek kadar ileri giderlerdi. Ter elde edildikten sonra parfüm veya krem olarak kullanılırdı.

 

 

Vücut kılları

 

Eski Yunanlılar vücut kıllarından pek hoşlanmıyorlardı. Antik sanatın hayranıysanız çoğu Yunan heykellerinin kilsiz olduğunu fark etmişsinizdir. Bunun tabiki nedenleri vardı.

O günlerde hijyen pek iyi değildi ve vücut kıllarında bit görülmesi yaygın bir durumdu.

 

Vücut kıllarını almak acı vericiydi

 

Peki vücut tüyleri nasıl alınıyordu? Aslında kolay değildi. Tarihçiler, Yunan erkeklerinin genellikle onları tek tek koparmak ya da yakmak için aletler kullanılıyordu. Jiletler vardı ama bugün bildiklerimize benzemiyorlardı.

Ancak kadınların durumu daha da kötüydü. Hiçbir kasık, kol altı kılının olmaması bekleniyordu ve düzenli olarak bu kılların tamamını almanın onlar için ne kadar acı verici olduğunu Tanrı bilir.

Mesela Mısırlı kadınlar, ponza taşıyla ovmak, deniz kabuklarını cımbızla cımbızlamak, ip geçirmek, balmumu ve erken şekerleme yöntemleri kullanmak gibi çeşitli teknikler kullanarak başlarındaki saçlar da dahil olmak üzere tüm vücut kıllarını aldılar (Vida Sleek).

 

Lezbiyenlik

 

Antik Yunan'da lezbiyenler vardı ama onların bugünkü eşcinsel kadınların sahip olduğu haklara yakın bir hakları yoktu. Zamanın insanları onlar karşısında tamamen şaşkına dönmüştü, (Mcwildboer).

 

Hepsinden önemlisi, ilişkilerini gerçekte nasıl tamamladıkları konusunda kafaları karışmıştı. Çünkü antik Yunan toplumunda seksin penis içermesi gerekiyordu. Sekse bugün bizden çok farklı bakıyorlardı.

 

Temel olarak, antik Yunan'ın seks algısı kimin kime ne yaptığı, kimin nüfuz ettiği ve kimin nüfuz edildiği etrafında dönüyordu. Bu tür bir çerçevede erkeklerin neden kadın eşcinselliğini kabul etmeyi tamamen reddettiklerini anlaşılabilinir.

Bunlara rağmen hala çok ünlü bir antik Yunan lezbiyeni vardı. Bu şair Sappho'ydu ve bugün bile hâlâ hatırlanıyor. Kendi adası olan Midilli, “lezbiyen” tabirinin geldiği yerdir, (Britannica).

 

Bebeğinizin cinsiyetini doğrulamanın yolları olduğu iddia edildi

 

Antik Yunan'da erkek çocuk sahibi olmanın her annenin tutkusu olmadığını öğrendiğinizde şaşırabilirsiniz. Hâlâ ataerkil bir toplumdu ama pek çok ebeveyn kız çocuğu istiyordu.

Bu, mirasınızı nasıl inşa etmek istediğinize bağlıydı; politika yoluyla ittifaklar (erkekler) veya evlilik yoluyla ittifaklar (kızlar). Ve doktorlar, birini veya diğerini nasıl alabileceğinizi size bildirmek için hazırdılar.

 

Testisleri iple bağlamak

 

Antik Yunan doktorları çiftlere, erkek çocukları için sıcak yemek (çünkü onların akıllarında sıcak, güçlü anlamına geliyordu) ve kız çocukları için ise soğuk yemek yemelerini tavsiye ediyordu. Ama deneyebilecekleri daha şiddetli bir şey vardı.

Eğer bir çift erkek çocuk istiyorsa sol testisini bağlamalıdır! Herkes bunun spermin rahmin sağ tarafına yönlendirileceğini ve bir erkek çocukla sonuçlanacağını düşünüyordu.

 

Antik Yunan'ın en popüler tanrılarından biri şarap ve partilerin tanrısı Dionysos'tu. Ve popüler bir Yunan bayramı, onun yani Ülke Dionysia'nın onuruna düzenlenen büyük bir ziyafetti.

Kutlamada şarap, bir hayvanın kurban edilmesi ve birçok fallus yer alıyordu. Bu nedenle evli kadınların katılmasına izin verilmiyordu. Temelde büyük, gürültülü bir partiydi.

 

Penis Festivali

 

Ve 21. yüzyılda Yunanistan hala fallus temelli Dionysos festivalleri düzenliyor! Örneğin Teselya kasabasında her yıl bu popüler festival yapılıyor. İnsanlar buraya penis festivalini kutlamak için her yerden akın akın geliyorlar.

Eğlenenler falluslarla selfie fotoğraf çekebilir, fallus şeklindeki yiyecekleri yiyebilir, hatta hediyelik eşya dükkanlarından küçük fallus hediyelik eşyaları satın alabilir (Britannica).

 

 

Kıyafetler kaşındırıyordu

 

Antik Yunan toplumunun bir üyesiyseniz ve fakirseniz, temelde kendinizi örtmek için mümkün olan en kötü kıyafetlere sıkışıp kalmıştınız. Giysileriniz kaba, kaşındırıcı yünden yapılmış olacaktır.

Üstelik çamaşır deterjanı henüz icat edilmemişti. Sabun insan vücudu için kullanılıyordu ama giysiler için kullanılmadı. Fakir bir Yunanlının giysisi bitlerin üreme alanı olmuş olmalı idi.

 

Giysilerin durumu belirtildi

 

Kıyafetlerine bakan herkes ne durumda olduğunu görebilirdi çünkü boyaya ancak zenginlerin parası yetiyordu. Eğer mor giyinmiş olsaydınız bu zenginlik belirtisi idi. Ama eğer sıkıcı kahverengiler ve griler giyiyorsanız bu yoksulluğunuzun bir göstergesiydi.

Daha da kötüsü, öncelikle giysi kumaşının nereden geldiğini düşünün. Birçoğu köleler tarafından yapılıyordu.

 

 

Bebekler ölüme terk edilebilir

 

Eğer eski bir Yunan ebeveyniyseniz duygusallığa vaktiniz yokmuş gibi görünüyor. O zamanın geleneği, bebeği yaşayıp yaşamayacağını görmek için "test" etmenizdi.

Bir bebek sağlıklı yaşamak için gereken yüksek standartları karşılamıyor gibi görünüyorsa, yani hastalıklı ise, genellikle öleceği yere çöp gibi atılıyordu.

 

Bebekler şaraba batırıldı

 

Bir bebeğin yaşayıp yaşamayacağını test etmek için kullanılan yöntemlerden biri, onu henüz yeni doğmuşken şarapta yıkamaktı. Eğer kötü tepki verirse muhtemelen bebekten vazgeçilirdi. Ispartalıların erkek bebeklerini güçlü kılmak için şarapla yıkadıkları bir gelenekti, 18. yüzyıl Fransa'sında yeniden popülerlik kazandı ve yeniden popüler olmaya başlıyor (Valerie Lego).

Bebeklerin doğrudan öldürülmek yerine terk edilmesinin bir nedeni vardı. Bu, başka birisinin bebeği bulup evlat edinme ihtimalinin az da olsa olduğu anlamına geliyordu.

 

 

Tek kaşlar çok popülerdi

 

Bu günlerde tek kaşlı bir kadın bulmakta zorlanacaksınız, ancak antik Yunan'da bunun tersi geçerliydi. Tek kaşlar bilgeliğin ve evet güzelliğin bir işaretiydi.

Kadın karakterlerin tek kaşlarını salladığı antik Yunan yapımı pek fazla film görmezsiniz. Ancak eski zamanlarda kadınlar tek kaşlı olabilmek için büyük çaba harcadılar.

 

Kadınlar yüzlerine keçi kılı yapıştırdı

 

Günümüz kadınının kaşlarını almasına karşın, eski Yunanlı bir kadın kaşlarını daha kalın ve dolgun göstermek için siyah is kullanıyordu. Peki ya ortadaki kısım?

Bir kadının yüzünün bu kısmında doğal olarak büyüyen kılları yoksa siyaha boyalı keçi kılı kullanabilirdi. Bu yüze ağaç reçinesi ile yapıştırıldı.

 

Kadınlara mal muamelesi yapılıyordu.

 

En hafif tabirle antik Yunan'da kadın olmak hiç de kolay değildi. Atina toplumu, bir kadının tam bir vatandaş bile sayılmadığını, sadece kocasının veya babasının yanında olduğunda dikte ediliyordu.

Kız çocuğu, erkek çocuğuyla aynı eğitim hakkına bile sahip değildi. Erkeklere okuma, yazma ve matematik öğretilirken, kız çocuğu evi idare etmek için eğitiliyordu ve sahip olduğu tek şey buydu.

 

Antik Yunan kızları evlenmek zorundaydı!

 

Ama belki de en kötüsü evlilikle ilgili kurallardı. Bir kızın evlenmesi mutlak bir zorunluluktu, aksi takdirde toplum onu kabul etmezdi. Ve evet, evlenen bir kadın değil, bir kızdı.

Görüyorsunuz, kızlar 13 ya da 14 yaşlarında, genellikle 30 yaşlarında bir erkekle evlendiriliyordu.

 

Tahmin ediyorum ve eminimki bu yazıyı okuduktan sonra birçoğunuz “günümüzde bile antik yunanda uygulanan birçok şey hala uygulanıyor” diyeceksiniz. Evet tabiki doğru olanlar hala devam ediyor olabilir lakin acaba içinizde “günümüzde bazı memleketlerde antik Yunandaki uygulamalardan çok daha tuhaf, garip şeyler uygulanıyor veya adettir” diyeniniz çıkacakmıdır?

 

Yukarıdaki yazı, Historical Genius sitesinde ”Uncomfortable Details About Ancient Greece That Weren’t In The History Books” başlığı altındaki January 30, 2024 tarihinde Araştırıcı Yazar Sarah Jones tarafından kaleme alınan makaleden esinlenmiştir.