Soğuk bir kış günü, okyanusun soğuk dalgaları arasında sıra dışı bir olay meydana geldi.
Karanlık suların içinde Amerikan bandralı bir denizaltı yükselerek yüzeye çıktı.
Çok geçmeden ıssız sulardaki monoton manzarayı bozan bir başka gelişme oldu.
Rus bayraklı bir hücumbot, denizaltıya doğru yaklaştı. Biraz sonra hücumbottan bir tekne suya indi. İçinde sivil giyimli iki adam ve tekneye yön veren bir asker vardı.
Denizaltının yanına sokulan teknedeki adamlar, güverteye çıktı. Onlara yardımcı olan amerikan askerlerinin nezaretinde demir bir kapıdan içeri girdiler.
Onları getiren tekne uzaklaşırken denizaltı tekrar suya gömüldü.
***
Tam o sırada, Bangolore, Hindistan
Asya’nın Silikon Vadisi diye bilinen Bangolore kenti yakınındaki yazılım kampüsünde sıradanmış gibi görünen bir ofiste genç bir Hintli kadın, önündeki süper bilgisayara bağlı kulaklıktan yansıyan seslere dikkat kesilmişti.
Başkan Putin, sayın Tramp’la yaptıkları telefon görüşmesinde yeniden seçilmelerinden dolayı kendisini bizzat tebrik etmişti. Bu vesileyle biz de yeni dönemin Amerikalılar için hayırlı olmasını diliyoruz.
Teşekkür ederiz. Başkan Trump’ın en büyük arzusu Ukrayna savaşının bir an evvel sona ermesi ve Rusya ile yeniden dostluk köprülerinin kurulmasıdır. Yeni dönemin Amerikalılar için olduğu kadar Ruslar için de hayırlı olacağını umarız.
Ukrayna’da giriştiğimiz operasyonun sebeplerini daha önce defalarca muhataplarımıza anlattık. Eğer batılılar Zelinski’ye askeri destek vermeseydi çatışma çoktan sona ermişti. Bunları tekrar etmeye gerek görmüyoruz. Başkan Tramp’ın bütün bunları gördüğünü düşünüyoruz.
Yeni başkanımız, geçmişi bir kenara bırakmak ve Rusya ile karşılıklı çıkar ilişkisine dayanan yeni bir başlangıç yapmak istiyor. Bugünkü buluşmamızın amacı, savaşı sonlandırma konusunda ortak zemin oluşturmak.
Yapıcı bir niyetle konuşulduğunda ortak zemin bulabileceğimize inanıyoruz. Önerilerinizi dinlemek isteriz. Bizi davet ettiğinize göre bize sunacağınız teklifler mutlaka vardır.
***
Birkaç saat sonra İstanbul Acarkent
Gösterişli bir villanın bahçesine giren son model arabadan iyi giyimli genç bir adam indi. Onu kapıda karşılayan, Türkiye’nin en tanınmış ekran yüzlerinden birisiydi.
Hazım Hocam hoş geldiniz. Davetimizi kabul ettiğiniz ve zahmet buyurup buraya kadar geldiğiniz için teşekkür ederim.
Estafurullah. Baran Beyin misafiri olmak benim için bir onur.
Misafirini içeriye buyur eden Baran Bey, çok sayıda şirketten oluşan bir holdingin patronunun tek oğluydu. Özellikle medya alanında büyük yatırımları vardı ve ülkenin en büyük furbol kulüplerinden Kadıköyspor’un başkanlığını yürütüyordu.
Villanın kabul salonuna oturduklarında Baran Bey, misafirinin gözlerinin içine baktı.
Tekrar hoşgeldiniz hocam. Sizinle tanışmayı çok uzun zamandır istiyordum. Bugüne nasipmiş.
Misafir, kendisine gösterilen ilgiden memnun olduğunu gülümseyerek gösterdi.
Sizinle tanışmadık ancak sizi medyada o kadar çok görüyoruz ki yıllardır tanıdığım birisini görmüş gibi oldum. Doğrusunu isterseniz beni davet ettiğinizi öğrendiğimde oldukça şaşırdım. Umarım kalıcı bir dostluğun ilk adımı olur.
Belki benim kadar medyatik birisi değilsiniz ancak şöhretinizi duymayan yok. Olağanüstü yetenekleriniz herkesin dilinde. Hüddam Hazım denildiğinde herkes büyük saygı ve biraz da ürkerek isminizi anıyor. Doğrusu böyle özel yetenekleri olan birisiyle dost olmayı herkes ister!
***
Aynı sıralarda Alaska açıklarındaki denizaltıda toplantı sona ermişti.
Genellikle vücut dillerinden ne düşündüklerini anlaşılamayan Rus misafirlerin memnuniyeti bu defa yüzlerine yansımıştı.
Faydalı bir toplantı oldu. Önerilerinizi ve düşüncelerinizi dikkatle not aldık. Başkan Putin’e anlatacağız. Umarım en kısa sürede iki ülke için faydalı sonuçlar verecektir.
Amerikalılar da keyifli görünüyorlardı.
Bundan hiç şüphemiz yok. Sayın Putin’e selamlarımızı iletirseniz seviniriz.
Denizaltındaki gizemli toplantı sona erdiğinde onları Hindistan’daki ofisinde dinleyen kadın, aldığı kaydı son bir defa daha bilgisayarından kontrol etti.
Gözlerinin içi parlıyordu.
Şimdi vakit geçirmeden bütün bunları bay Gorlukoviç’e aktarmak lazım!
***
Bütün bunlar olurken İstanbul Acarkent’te Baran Bey ile Hüddam Hazım arasındaki sohbet koyulaşmıştı.
Açık konuşmak gerekirse son birkaç yıldır futbolda ezeli rakibimiz olan Taksimspor ile aramızdaki rekabette bir türlü istediğimiz noktaya gelemiyoruz. Büyük paralar harcayarak dünya çapında bir takım kurmamıza rağmen şampiyonluk yarışında geri kalıyoruz. Bunun sebebi sportif olsa söyleyecek sözümüz yok. Ancak rakibimiz yasal olmayan yollarla önümüze geçiyor.
Hüddam Hazım arkasına yaslanarak araya girdi.
Baran bey, bizim çocukluğumıuz tarikat kampüslerinde geçti. Böyle yerlerde futbol pek konuşulmaz. Haliyle ben söylediklerinizze epey yabancıyım. Anladığım kadarıyla rakibinizin hileyle maç kazanmasından şikayet ediyorsunuz.
Öyle de söylenebilir. Hakemler ve futbol federasyonu yönetiminde her türlü etkileri olduğunu biliyoruz. Başka takımların yöneticileri ve futbolcularını da etkileri altına alabiliyorlar. Bunların bir kısmını siyasi güçle, bir kısmını ekonomik güçle yapıyorlar. Sonuçta yasal olmayan yollardan sonuçları istedikleri şekle getirebiliyorlar.
Anlıyorum. Peki siz bu durum karşısında ne yapıyorsunuz? Yasal yollardan itiraz etmenin bir işe yaramadığını tahmin ediyorum. Ancak sizler siyaseten ve ekonomik olarak güçlü kişilersiniz. Neden siz de benzer yollarla mücadele etmiyorsunuz?
Baran bey, kaşlarını kaldırdı. Derin bir iç çekti.
Doğruyu söyleyecek olursak biz de bu konuda masum sayılmayız. Onlarla sahada nasıl mücadele ediyorsak saha dışında benzer yollarla bilek güreşi yapıyoruz. Fakat öyle bir noktaya geliyoruz ki, Taksimsporluların çevirdiği dolapları aşamıyoruz. Şeytanın aklına gelmeyecek işler çeviriyorlar ve bizi alt etmeyi başarıyorlar.
Durumu kavramaya çalışıyorum, ancak doğrusunu isterseniz bu anlattıklarınızla benim nasıl bir ilgim olabileceğini anlamış değilim.
***
Aynı sırada Hintli kız, korunaklı bir dijital kanal üzerinden İskoçya sınırlarındaki muhatabıyla görüntülü irtibata geçmişti.
Bayan Dimitra, önemli bir konu için Efendi Gorlukoviç’le görüşmem gerekiyor. Bana yardımcı olur musunuz?
Anlaşıldı Cadı Gayatri. Efendi Gorlukoviç sizden gelen randevu isteklerini kabul etmemizi söyledi. Ancak kendisi şatoda değil. Hatta bir hafta süreyle yurt dışında olduğu için kısa sürede bir görüşme ayarlamam mümkün değil.
Anlıyorum ancak emin olun konu çok önemli olmasa ısrar etmezdim. Dünyanın öbür ucunda olsa uçağa atlayıp gelmeye hazırım. Mutlaka görüşmeliyim.
Hattın öte yanındaki güzel kadın bir an düşündükten sonra cevap verdi.
Efendi Gorlukoviç birkaç gün süreyle Türkiye’de olacak. Ben kendisiyle görüşüp size haber vereyim. Lütfen benden haber bekleyin.
***
Aynı sırada İstanbul’da Baran Bey ile Hüddam Hazım’ın görüşmesi sürüyordu. Sohbetlerini hizmetçi kız böldü.
Özür dilerim efendim, misafirimize ne ikram edelim?
Ben her zamanki gibi az şekerli Türk kahvesi alacağım. Yalnız yanında likör yerine soda olsun. Hazım Hocam’ın yanında alkol almamız yakışık almaz. Hocam size ne ikram edelim?
Hüddam Hazım gülümsedi.
Teşekkür ederim, ben de orta şekerli bir Türk kahvesi alabilirim.
Hizmetçi kız, ayrılmadan önce araya girdi.
Efendim Bayan Taliç geldi. Biraz erken gelmiş, birlikte havalimanına geçecektiniz.
Evet, biliyorum. Erken gelmiş. Sen onu misafir et, bir görüşmesi var dersin.
Baran bey, tekrar Hüddam Hazım’a döndü.
Bizim Sırp futbolcu Taliç’in eşi gelmiş. Takımda birkaç tane Ortodoks futbolcu var. Sırplar, Ruslar, Ukraynalılar filan derken bunların İstanbul’da kaydadeğer bir cemaatları var. Bunların değer verdikleri meşhur bir Rus Papaz varmış. İngiltere’de yaşıyor galiba. Ayin gibi bir şey yapacaklar galiba. Adamı İstanbul’a davet etmişler, benden sponsorluk istediler. Gönüllerini hoş tutmak için tamam demek zorunda kaldık.
Hüddam Hazım gülümsedi.
Söz konusu inançlar olduğunda saygı duymak lazım. Bizim dinimiz bize, onlarınki onlara kıymetli...
Haklısınız Hocam. Biz konumuza dönecek olursak, rakibimiz Taksimspor’la sahada, masada, sosyal medyada, ticarette ve akla gelebilecek her alanda mücadele ediyoruz. Bu mücadelemizin eksik kaldığı tek alan belki sizin alanınız. Bu konuda sizinle çalışmak arzusundayız.
Benden tam olarak ne istiyorsunuz? Dua etmemi filan mı?
Açıkçası hocam, dua etmek biraz eksik kalabilir. Sizden daha ziyade metafizik konularda destek istiyoruz.
***
O sırada Kahin Gorlukoviç, özel uçağındaki hattından yardımcısı Dimitra ile konuşuyordu.
Cadı Gayatri tam olarak ne söyledi?
Konuyu söylemedi ancak çok önemli bir bilgiyi sizinle yüzyüze paylaşmak zorunda olduğunu söyledi. Sizin Türkiye'de olacağınızı söyledim ancak gerekirse oraya gelebilirim diye ısrar etti.
Anladım. Önemli olmasa böyle söylemezdi. Sen şimdi onu ara ve hemen İstanbul'a gelmesini söyle. Nerede görüşebileceğimize sonra karar veririz.
Tamam o zaman. Size iyi yolculuklar. Daha sonra haberleşiriz.
***
Bütün bunlar olurken Hüddam Hazım ile Baran Bey, kahvelerini içerken birlikte neler yapabileceklerini konuşmuşlardı.
Bu güne kadar hiçbir takım tutmadım, ancak bundan sonra beni de Kadıköyspor taraftarı olarak kabul edebilirsiniz. Sizin için elimden geleni yapacağıma emin olabilirsiniz.
Teşekkür ederim Hazım Hocam. En kısa sürede yeniden görüşelim.
Baran Bey, misafirini uğurlamak için konuk odasının kapısını açtığında hizmetçi kızla birlikte güzel bir genç kadın ile karşılaştı.
Hoş geldin Aleksandra. Umarım çok bekletmedim sizi.
Hayır, siz misafirinizi yolcu edin. Yeterince zamanımız var. Sonra havalimanına doğru birlikte yola çıkarız.
Tamam. Sizi Hazım Hocam ile tanıştırayım. Kendisi değerli bir din adamıdır. Hocam, Aleksandra Taliç hanımefendi, kulübümüzün en önemli yıldızlarından Tomas Taliç'in eşidir.
Hüddam Hazım ile genç kadın tokalaşırken göz göze geldiler.
Aleksandra onu görünce birden irkildi.
Hüddam Hazım, bir adım geri çekildi.
Birbirlerinden olumsuz etkilenmiş gibi görünüyorlardı.
Baran Bey, misafirini arabasına kadar geçirdikten sonra geri dönerken Hüddam Hazım kendi kendine düşünüyordu:
Baran Bey bu kadının cadı kanı taşıdığını biliyor mu acaba?


