Bizim öykülerimiz için geleceği biliyor deniyormuş.
Aslında Ece bir kahin diyenler de varmış.
Ben bunlara hiç takılmıyorum.
Öykülerimizde yaşadığımız olaylarla küçük benzerlikler olabilir.
Ancak şunu baştan söyleyelim: Ece ile Gece hikayeleri, gerçek üstü karakterlerle süslenmiş modern çağın masallarından oluşuyor.
Olurya buna rağmen siz, öykülerin içine gizlenmiş kehanetlere rastlarsanız, düşüncelerinizi yazabilirsiniz.
Bunun dışında modern çağın öykülerini dinlemenin keyfini çıkartmaya bakın.
Şimdi eğer hazırsanız, bu gece size cinlerin efendisi Hüddam Hazım Hoca’nın Kadıköyspor’un başkanı, tanınmış iş insanı Baran Bey’e neler anlattığından söz edeceğim.
Başlarken kanalımıza abone olmayı lütfen unutmayın.
***
Bugünkü öykümüz Türkşie’nin en büyük medya şirketlerinden birisi olan İstanbull’s Plazada geçiyor.
Söyleyişimde bir telaffuz hatası aramayın. Bull’s sözcüğü İngilizce Boğalar anlamına geliyor.
İstanbul’un ilk iki hecesi ile birleştirilince İstanbul Boğaları anlamına geliyor.
Baran Bey’in babası tarafından kurulan bu büyük medya şirketinin yer aldığı plazadan içeri giren Hüddam Hazım, kendisine eşlik eden bir görevli tarafından Baran Bey’in makam katına çıkarıldı.
Sekreter, gülümseyerek Baran Bey’in kendisini beklediğini söyleyerek hemen içeri aldı.
Misafirine hürmet ederek ayakta karşılayan Baran Bey, kısa bir hoş sohbetten sonra, isterseniz hemen gündemimize geçelim dedi.
Hüddam Hazım, evsahibinin gözlerinin içine baktı. İsmail Vaizoğlu isminde birini tanıyor musunuz, diye sordu.
Baran Bey, şöyle bir düşündükten sonra, çıkartamadım cevabını verdi.
Hazım sakin bir sesle, Taksimspor’un finans işlerinden sorumlu yönetim kurulu üyesi olduğunu söyledi.
Ardından Hüddam Hazım, bu defa İbrahim Çaybaşı hakkında ne biliyorsunuz diye sordu.
Baran Bey, bu şahsı da hatırlayamamıştı.
Hazım Hoca, tanımamanız normal diye mırıldandı. Türkiye’nin en büyük kamu bankalarından birisinin yönetim kurulu üyesiydi. Ancak bu makama gelmesini Ankara’daki muktedirlere yakınlığına borçluydu.
Baran Bey, tedirgin bir bakışla, bu adamların Kadıköyspor veya benimle nasıl bir ilgisi var dedi.
Taksimspor’un finans işlerinden sorumlu yöneticisi İsmail Vaizoğlu, bir Alman şirketinin Türkiye yetkili bayiliğini yapan ve nispeten küçük sayılabilecek bütçeli işler yapan vasat bir iş insanıydı.
Ancak kulübün yüksek bütçeli kadrolar kurmasını sağlayan nakit akışında anahtar ondaydı.
Taksimspor’a gerekli kaynağı kamu bankasında yönetici olan İbrahim Çaybaşı sağlıyordu.
Bankanın hatırlı müşterileri içinde kara para aklayanlar vardı ve bu paranın sisteme güven içinde girmesi, Taksimspor’a sponsorluk ve bağış olarak gösterilen kirli kaynaklardan sağlanıyordu.
Bunun dışında bir yol kazası ihtimaline karşılık federasyondaki aparatlar sayesinde gerektiğinde hakemler ve troller üzerinden müdahale yapılıyordu.
Baran Bey derin bir iç çekti. İtiraf etmek gerekirse diye söze başladı. Kendilerinin de federasyon nezdinde hakemleri baskılama güçleri vardı ve son olarak Şimalspor ile oynadıkları zorlu maçta hakemin rakip takımın golcüsüne kırmızı kart göstermesini sağlamışlardı. Ancak Baran Bey’e bakılırsa topun canı vardı. 15 dakikaya yakın uzatmaya rağmen bir türlü golü bulamamışlar ve sahalarında puan kaybetmişlerdi.
Bir noktadan sonra hakemlerin katkısı yeterli olmuyordu. Futbolcuların yeterli ve güçlü olması gerekiyordu. Rakipleri Taksimspor, çok daha yetenekli oyuncuları kadrosuna katıyor ve daha az yol kazası yapıyordu.
Bunları anlattıktan sonra misafirine dönüp Taksimspor’un finans kaynaklarıyla ilgili ayrıntıları nasıl öğrendiğini sordu.
Hüddam Hazım için bu bilgileri toplayan yardımcısı Karabiber’den başkası değildi. Ancak cinlerle olan yakınlığını anlatmayı yersiz bulmuştu.
Bunu bilmek istemezsiniz demekle yetindi.
Baran Bey gözlerini kırpıştırarak durumu kabullendiğini gösterdi. Bu söylediklerinizi araştırdıktan sonra neler yapabiliceğime bakacağım diye iç geçirdi.
Sonra döndü ve size başka bir konuyu açmak istiyorum dedi. Holdingin en büyük kuruluşlarından birisi olan İstanbulls Medya’da işler pek iyi gitmiyordu.
Babası tarafından büyük bir yatırımla kurulan medya kuruluşu sürekli zarar ediyordu ve vaktinin çoğunu burada geçirmesine rağmen kara delikleri bir türlü kapatmayı başaramıyordu.
Neyin yanlış gittiğini öğrenmesi için Hüddam Hazım’ın yardımına ihtiyacı vardı.
***
Ece ile Gece Hikayelerinde bu gece cinlerin efendisi Hüddam Hazım’ın Türk medyası ve futbol dünyasının tanınmış iş insanlarından birisiyle yaptığı gizemli sohbetten bahsettik.
Gelecek bölümlerde yine sizleri şaşırtacak ve ekranlarınızda fırtınalar estirecek gece öyküleriyle birlikte olacağız.
Yeniden görüşünceye kadar esenlikler diliyorum ve ayrılırken kanalımıza abone olmanızı rica ediyorum.


