Büyücü Gorlukoviç, saatlerdir laboratuvarında çalışıyordu.
İçeride kendisine yardımcı olan birkaç kadın asistanı vardı.
İçlerinden bir tanesi, sayfalarını özenle çevirdiği kalın el yazması kitaptan satıları okuyor, diğerleri Gorlukoviç’in istediği malzemeleri getiriyor, büyücü bunları önündeki elektronik tartıya koyup hesapladıktan sonra önündeki tüplere koyup iksir hazırlıyordu.
Kuyumcu titizliğiyle çalışırken laboratuvarın otomatik kapısı açıldı. Gorlukoviç çalışırken rahatsız edilmeyi kesinlikle istemiyordu ve içeri girme yetkisi sadece baş yardımcısı Dimitra’daydı ve çok önemli bir durum yoksa kesinlikle laboratuvara girmemesi gerektiğini gayet iyi biliyordu.
Hoş geldin Dimitra, dedi. Ben çalışırken laboratuvara girdiğine göre dünya yıkılıyor olmalı!
Güzel kadın, genizden gelen bir sesle kusura bakmayın efendim, diye cevap verdi. İngiliz Metafizik İstihbarat Teşkilatından Ajan Tompson sizinle görüşmek için ısrar etti. Özel odadaki ekranda sizi beklediğini söyledi.
Anlaşıldı, dedi Gorlukoviç. Asistanlarına ellerindeki işe devam etmelerini ve en küçük bir hata yapmamalarını tembihledi. Dimitra ile beraber laboratuvardan çıktı. Şatonun en korunaklı yerindeki özel odaya parmak izini okutup tek başına girdi.
Odanın tam ortasındaki koltuğa oturdu ve tok bir sesle şifreyi söyledi:
İngiliz Hanedanının emrindeyim!
Bu cümleyi söyler söylemez tam karşısındaki duvarda duran dev ekran açıldı. MI-X ajanı Bay Tompson ekranda belirdi.
- Merhaba bay Tompson. Nasılsınız edendim?
- İyiyim Bay Gorlukoviç. Kusura bakmayın, önemli bazı gelişmeler üst üste birikince sizin fikrinizi alma ihtiyacı duyduk.
- Açıkçası laboratuvarımdaydım. Dış dünyadan biraz kopmuş durumdayım. Bilmem gereken önemli bir durum mu oldu?
Bay Tompson, gözlerini hafifçe kastı. Aslına bakarsanız dedi, bugünlerde önemli ve biraz da şok edici olaylar arka arkaya geliyor, dedi. Geçtiğimiz gün Amerikan başkan adayı Trump’a ikinci bir saldırı girişimi oldu, bunun arka planını anlamaya çalışırken şimdi de İsraillilerin Lübnan’daki İran yanlısı örgütlerin kullandığı çağrı cihazlarını eşgüdümlü olarak patlattıklarını öğrendik, diye ekledi.
Gorlukoviç, durumu kavrayamamıştı.
- Amerikan başkanına yeni bir saldırı gelebileceğine ilişkin bir ön görümü sizinle paylaşmıştım. Amerikan derin devleti, başkan adaylarına kadim politikalara devam etmek zorundasın mesajını dikte ettirecektir demiştim. Ancak Lübnan’da neler olduğundan haberim yok. Çok yeni bir gelişme olsa gerek?
Bay Tompson, gizemli bir ses rengiyle herşey iki saat önce oldu dedi. Sonra olan biteni hızlıca özetledi. Lübnan’da İran yanlılarının haberleşmek için kullandıkları çağrı cihazları aynı anda bomba gibi patlamış, onlarca kişi ölmüş ve yüzlercesi yaralanmıştı. Yerlerinin bulunmaması ve konuşmalarının dinlenmemesi için cep telefonu yerine çağrı cihazıyla haberleşen örgüte büyük bir siber saldırı gerçekleştirilmişti.
Gorlukoviç dudak büktü. İsrail ve teknoloji diye mırıldandı. Kısa bir süre düşündükten sonra bu konuda sizin için ne yapabilirim, diye sordu.
- Açıkçası bunu bilemiyorum. Böyle eş güdümlü bir siber saldırının sonuçları ne olabilir diye anlamaya çalışıyoruz. Teknolojinin bu şekilde kullanılmaya başlaması dünyadaki güç dengelerini nasıl etkileyecek diye kafa yoruyoruz.
Gorlukoviç, dünyadaki güvenlik kavramı için kırılma yaratabilir, diye iç çekti. Gerçekten tehlikeli bir süreç başlamış olabilirdi. Daha önce konum bilgisine göre güdümlü silah kullanımı bir devrim yaratmıştı. Şimdi gündelik iletişim cihazları patlatılarak bir saldırı yapılmıştı.
- Düşündükçe gerçekten ürkütücü şeyler akla geliyor. Gelecekte bir ülkedeki otomobillerin, evimizdeki buzdolaplarının veya caddelerdeki trafik lambalarının patlamayacağını kim garanti edebilir? Veya uçakların, metroların veya enerji santrallerinin siber saldırılarla havaya uçurulduğunu düşünsenize!
Bay Tompson başını sallayarak onayladı. Savaşların topla tüfekle kazanıldığı dönem çoktan sona erdi, dedi. Artık sadece şehirlerdeki akıllı sistemlere sızarak günlük hayatı kilitleyip düşmanınızı yenebileceğiniz bir döneme girdik.
Gorlukoviç, sorusunu tekrarlama ihtiyacı duymuştu. Durum endişe verici görünüyor, ancak bu durumda ben ne yapabilirim, diye sordu.
- Açıkçası sizin egzoterik yeteneklerinize ve dünyanın seçkin sınıfı arasında kurduğunuz ağa çok güveniyoruz. Sizden ricamız şu: Bundan sonra olası siber saldırılara karşı algılarınızı açık tutmanızı istiyoruz.
- Elimden ne gelir bilemiyorum ancak bu söylediklerinizi dikkate alacağımdan emin olabilirsiniz.
- Bu arada, son görüşmelerimizin birinde Türklerin Kuzey Lübnan’a asker gönderme konusunda istekli olduğunu ancak bu konuda büyük devletlerin engeliyle karşılaştığını söylemiştiniz. Bu konuda yeni bir durum var mı?
Gorlukoviç dudaklarınızı büzüştürdü. Ankaradakiler, Ortadoğuda İran’dan doğacak boşluğu doldurmanın hesaplarını yapıyor. Doğrusu Amerikalılar ve İsrail, Ortadoğuda İran yerine Türkiye’yi görmeyi tercih ederler. Ancak buna Rusların ve Arap dünyasının izin vereceğini sanmıyorum, dedi.
- Sizi işinizden alıkoydum. Eğer söylemek istediğiniz birşey yoksa birbirimize izin verelim.
- Doğrusu Türkiye’den bahsetmişken, size bambaşka bir konuyla ilgili duyduklarımı anlatmak istiyorum.
Bay Tompson dikkat kesilerek, Türkler ilginç bir millet, dedi. Her zaman kendilerinden söz ettirmesini biliyorlar. Buyrun, söyleyeceklerinizi merakla bekliyorum.
Gorlukoviç, Macaristan’da yaşayan Eşkinaz Yahudisi bir müşterisinden söz ederek başladı. Annesi kanser hastasıydı ve onun tedavisi için hazırladığı iksirlere büyük paralar ödemişti. Bu müşterimle sohbet ederken bana Türkiye’nin neden Rusların kurduğu Bricks isimli ekonomik iş birliği teşkilatına üye olmak istediğine ilişkin tutarlı bilgiler aktardı, dedi. Anlattıklarına bakılırsa Türkiye’nin başlattığı bir çalışma kapsamında Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kırgızistan gibi Türkçe konuşan ülkelerde kiril alfabesinden vazgeçilerek ortak Türk alfabesine geçilme kararıyla Bricks üyeliği için yapılan başvuru arasında doğrudan bir ilişki vardı.
Ajan Tompson, bu anlattıklarınızdan iki konu arasında pek bir bağlantı çıkaramadım, dedi. Bricks ile ortak Türk alfabesinin ne ilgisi olabilir, doğrusu anlamadım.
- Başta ben de pek bir bağlantı kuramadım. Ancak biliyorsunuz, Macaristan Türk devletleri teşkilatı üyesi olduğu için olan bitenin içindeki ülkelerden bir tanesi ve Eşkinaz Yahudilerinin etnik geçmişleri bakımından hem Türkiye, hem Rusya ile ortak bağları var. Müşterim, bu sayede Rusya’da ve Türk Dünyasındaki dengeleri iyi takip edebiliyor. Söylediğine bakılırsa Türkler her zamanki gibi şark kurnazlığı yapıyor. Bricks üyeliği başvurusu yaparak Ruslara çiçek atıyorlar ama bir yandan Türk kökenli ülkelerin kiril alfabesini bırakmasını sağlayacak adımlar atıyor. Yani Putin’e şirin görünmeye çalışarak uzun vadede altını oyuyorlar.
Bay Tompson belli belirsiz gülümsedi. Ah şu Türkler ve Yahudiler! diye mırıldandı. Onlar olmasaydı dünya ne kadar ön görülebilir ve sıkıcı bir gezegen olurdu!


