Cadı kanı taşıyan bir Papaz Rasputin ile Çarlık Rusyasının hanedan ailesi Romanovların kanını taşıyan bir prensesin torunu olan Büyücü Gorlukoviç, tıp dünyasının çaresiz kaldığı hastalıkları iyileştiriyor, cinsel gücü artıran gençlik iksirleri yapıyor ve insanları mankurtlaştırabiliyordu.
Rus büyücünün yeteneklerini fark eden İngiliz derin devleti, onu kontrol altına alabilmek adına İskoçya ile İrlanda arasındaki küçük bir adadaki Endor Şatosunu ona tahsis etmişti.
Gorlukoviç’in gücünün kaynağı, cadı kanının aristokrat kanına karışmasıydı. Bunu fark eden İngilizler, özel hayatı kontrolden çıkan Prenses Dayana’yı kaza süsü verilmiş bir cinayetle ortadan kaldırmıştı.
Aradan yıllar geçtikten sonra ülkesindeki savaştan kaçan ve İstanbul’da özel bir hastanenin morgunda görev yapmaya başlayan Ukraynalı bir doktorun gizemli ilişkileri Türk istihbaratı tarafından fark edildi.
Turan İstihbarat Tugayından Rusça bilen bir ajan isteyen Türkler, Azerbaycanlı casus Kemal Karasev’in yardımıyla korkunç gerçekle yüzleşti.
Ukraynalı doktor, Yeryüzü Doktorları adı verilen bir grubun dünyanın dört yanından İstanbul’a getirdiği ağır yaralı ve kimsesiz savaşçılardan hayatını kaybedenleri kadavra olarak kullanılmak üzere organlarını çıkartıyordu.
Organ parçalarından bazıları, özel kargoyla İskoçya’ya götürülüyordu.
Ajan Kemal Karasev, organ parçalarının büyücü Gorlukoviç’in Endor Şatosundaki gizemli laboratuvarında kullanıldığını öğrendi. Dünyanın her tarafındaki zengin ve seçkin müşterileri için üretilen iksirlerin hammaddeleri İstanbul’dan getiriliyordu.
Bu garip bilgiyi öğrenen Türk istihbaratı çalışmalarını derinleştirince İngilizlerin yaklaşık 30 yıldır metafizik konuları araştıran gizli bir teşkilat kurduklarını tespit etti.
İç istihbarat için em ay 5 ve dış istihbarat için emay 6 isimli kurumları bulunan İngilizler, metafizik konular için emay x isimli gizli bir teşkilat oluşturmuştu.
Diğer kurumlarının ismini saklama gereği duymayan İngilizler, merafizik istihbarat konusunda tekel kalabilmek için bu kurumlarını herkesten saklamayı tercih etmişlerdi.
Türk istihbaratı, öncelikle Gorlukoviç’in yeteneklerinin nereden başlayıp nerede bittiğini anlamaya çalıştı.
Türkiye’nin önde gelen ailelerinden birisinin kanser hastası oğulları için Gorlukoviç’e bir servet ödediklerini ve hastalığın son evresinde olmasına karşın uygulanan tedavinin başarılı olduğunu öğrenince Türk İstihbaratının içinde metafizik konusunu araştıran bir yapı oluşturmaya karar verdiler.
Öncelikle Türkiye’nin dört yanındaki cincileri, büyücüleri ve medyumları araştırıp aralarında gerçekten özel yetenekleri olan birilerini bulmaya çalıştılar.
Ancak tüm gayretlerine rağmen araştırdıkları isimlerin şarlatan olduğunu gördüler. Bu araştırmadan vazgeçmek üzereyken karşılarına ismi pek bilinmeyen birisi çıktı.
Hüddam Hazım isimli bu adam, ruh hastalarını iyileştiriyor, bağlılık ve ayrılık büyüleri yapıyor, kayıpları buluyor, kısmet açıyor, insanların geleceklerini okuyor ve kader büyüleri yapıyordu.
Söylenenlere bakılırsa bu gizemli adamın üç harflilerden köleleri vardı ve gücünü onlardan alıyordu.
Hüddam Hazım, Trakyada, Bulgaristan sınırına yakın Longoz ormanları içindeki korunaklı bir çiftlikte yaşayan genç ve yakışıklı bir adamdı.
Yedi kuşak dedeleri, İstanbul’da önde gelen bir tarikatın şeyhleriydi.
Gelecekte tarikatın şeyhi olacağı halde dışlanan Hüddam Hazım, kendisine başka bir dünya kurmuştu.
Yerli bir Gorlukoviç arayan Türk gizli servisi, kısa süre içinde bu genç adamın özel yetenekleri olduğundan emin oldu ve ona işbirliği teklif etmeye karar verdi.
Hüddam Hazım’la tanışmak için biraz daha sabretmenizi rica edeceğim.
Ece ile gece öykülerinin bir sonraki bölümünde buluşmak üzere, hepinize esenlikler diliyorum.


