İngiltere, Amerika'nın Ayakları Altına Muz Kabuğunu Bırakan Güç
Bugün size Türkiye’nin BRICS simli uluslar arası ekonomik güç birliği örgütüne üyelik başvurusundan hareketle yeryüzündeki güç mücadelesinin aktörleri arasındaki dengelerden bahsedeceğim.

Bu isim, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İngilizce ifadelerinin baş harflerinden oluşuyor.

Sözde Avrupa Birliği ile Birleşik Amerika’nın ekonomik güç birliğine karşıymış gibi kurulan örgütün ismi bile İngilizce tabanıyla oluşurmuş.

Dahası bu ismi ilk kullanan, Uluslararası bir yatırım kuruluşu olan Goldman Sachs’ın başkanı Jim O’neill. Bu banka bir Amerikan kuruluşu ve başkanı ise İngiliz!

Yani Batı emperyalizmine karşı kurulduğu söylenen örgütün isim babası, Bir Amerikan Bankasının İngiliz Başkanı!

Bu fikri 2001 yılında bir uluslar arası yayında ortaya atmışlar ve bundan sadece 5 sene sonra 2006’da örgüt kurulmuş.

BRICS'in fikir babası İngiliz Jim O'Neill bir dönem İngiltere’nin Hazine Bakanlığını yaptı.

aynı zamanda yüz yıldır İngiltere'nin ve dünyanın en önemli düşünce kuruluşlarından Chatham House'ın da başkanlığını yürüttü.

BRICS'in babası İngiliz Jim O'Neill'in diğer özelliği ise Baron olmasıdır.

İngiltere'de devlet tarafından Baron ilan edilirseniz, yaşam boyu Lordlar kamarasında görev yapma hakkı kazanarak devlet yönetiminde söz hakkı edinirsiniz.

O'Neill 2015'de yapıldı ve başta BRICS olmak üzere ekonomi fikirlerine katkıda bulunduğu için Baron ilan edildi.

Yani baron olmasının esas nedeni BRICS'in babası olmasıydı.

Görüldüğü gibi kâğıt üzerinde Batının ekonomik gücüne karşı iş birliği amacı taşıyan örgütü bizzat İngilizler kurmuş.

Peki bunun arka planında ne olduğuna hep beraber kafa yoralım.

Günümüzde dünyanın yönetimine talip gibi görünen ve birbiriyle çatışan iki güç, Amerika ve Rusya gibi görülüyor.

Bir de bunların arasından boy gösteren ve giderek küresel bir güç olarak dünya sahnesine çıkan Çinliler var.

Peki İngiltere bu dengenin neresinde?

İngiltere, İkinci Dünya Savaşından sonra Amerika'ya devrettiği küresel yönetimi geri almak istiyor.

Bunu da kurnazca, göz önüne çıkmadan, kuklalarla yapmaya çalışıyor.

Örgütün adı bile aslında bir metafor içeriyor.

Brics sözcüğünün Türkçe anlamı tuğlalardır.

Tıpkı Masonluk teşkilatının taş ustaları metaforuna gibi, ezoterik bir anlamı var.

İngiltere, akıllı bir planlama ile önce küresel sermaye merkezini Londra’ya taşıdı.

Rusya’nın, Çin’in, Hindistan’ın ve dünyanın birçok ülkesindeki süper zenginlerin varlıklarını ülkesine getirecek hamleler yaptı.

Amerika’daki Yahudi lobisinin en zengin isimlerinin bir ayağı İngiltere’ye getirildi.

Amerika’nın yaşadığı devlet krizleri, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki kavgalarla yorulmasında İngilizlerin parmağı var.

Bütün bunlar yaşanırken İngilizler neredeyse hiç ortalıkta görünmüyor.

Çünkü İngilizler, başrol oyuncusu ya da yönetmen koltuğunda oturmak yerine senaryoyu kaleme almayı tercih ediyor.

Şimdilik dünyanın en güçlü ülkesi, elbette Birleşik Amerika’dır.

Ancak ikinci sıradaki ne Çin, ne de Rusya’dır.

İngiltere, dünyanın en güçlü ikinci ülkesidir ve Birleşik Amerika’nın yorulmasına bağlı olarak onun yerini almanın hesaplarını yürütmektedir.

Dünyadaki güç dengesinin en büyük bileşeni ekonomidir.

Ancak ekonomi her şey demek değildir.

Bugün dünyanın en büyük altıncı ekonomisi İngiltere’dir.

Amerika ve Çin’den başka Almanya, Hindistan ve Japonya’nın ekonomisi İngiltere’den büyüktür.

Ancak Hindistan, Amerika ve Çin ekonomisi içinde İngiliz sermayesinin çok büyük bir gizli payı vardır.

Günay Afrika Cumhuriyeti, Avustralya ve Körfez ülkelerinde de çok büyük bir İngiliz sermayesi dolaşır.

Yahudi ve Rus iş dünyasının kaymak tabakasının varlıkları, İngiliz ekonomisinin paydaşıdır.

Dolayısıyla İngilizlerin arka planda kalma taktiklerinin dünya ekonomisindeki rakamlarda bile sürdüğünü söylemek yanlış olmaz.

Arşimet’in ünlü sözünü hatırlayalım: Bana yeterince büyük bir kaldıraç verin, dünyayı yerinden oynatayım demiştir.

İngiltere'nin de böyle birçok kaldıracı vardır. İmparatorluk döneminden miras dünyanın her tarafındaki derin bağlantıları ve İstihbarat ağları bunun bir parçasıdır. İkinci en büyük kaldıracı, dünyayı yönetme tecrübesi ve bu tecrübenin daha çok taze oluşudur. Yüzyıl önce dünyayı İngilizlerin yönettiğini unutmamak lazım. Bir avuç askerle Hindistan, Avustralya, Çin gibi büyük ülkeleri nasıl yönettiklerini sanıyorsunuz?

Günümüzde İngilizler, yazdıkları senaryolarla Çin, İsrail, Rusya ve Hindistan gibi güç odaklarını yönlendiriyor. En yakın dostu gibi görünen Amerika’ya ise dünyanın jandarması rolünü oynatarak yorulmasına zemin hazırlıyor.

Bu sürecin ardından İngiltere’nin yeni yüzyılın Roma İmparatorluğu gibi ortaya çıkacağı ve küresel bir güç olarak dünyayı yönetmeye hazırlandığını söylemek yanlış olmaz.