Onun içindir ki, “Nijer’deki askeri darbe, önce Afrika’yı yakacak sonra da tüm dünyaya yansımaları olacak” diye yazdığımda kulak kabartan pek olmayacak.
“Yahu, benim derdim kendime yetmiş, bana ne Nijer’den Mijer’den” diyen okuyucuların sesleri ta buraya kadar geliyor!
Geçiniz efendim.
Afganistan’da darbe olunca da, Pakistan’da ekonomik ve siyasi kriz patlayınca da “bize dokunmaz” modundaydık.
Suriyeliler, Iraklılar yetmezmiş gibi her köşe başında bir Afgan, bir Paki memlekete doluştu.
Dua edin de Nijer krizi savaşa yol açmadan çözülsün.
Aksi halde burada mini bir dünya savaşı koparsa yandı gülüm keten helva!
Bir yanda çıkarları bozulan Fransa ve Batı kampının desteklediği ECOWAS ülkeleri, öte yandan Rusya ve biraz da Çin’in perde arkasından karıştırdığı güçler…
Önce bilmeyenler için Ecowas nedir, onu söyleyelim: 1975’te Nijerya’da kurulan ve 15 Batı Afrika ülkesinin kurduğu bir teşkilatın adı!
Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu’nun baş harflerinden oluşuyor.
Lakin siz bakmayın, ismi Afrika ülkelerinin iş birliği gibi anlaşılıyor; ama burası düpedüz ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin arka bahçesi!
Bölgede Amerika ve Fransa’nın borusu ötüyor!
Gelelin Nijer’deki darbenin arka planına!
Bu işin ardında, yine Ukrayna savaşı ve Amerika – Rusya arasındaki bilek güreşi var.
Avrupa’nın Rus doğal gazı ve petrolüne olan bağımlılığını azaltmanın peşindeki Amerikalılar, Nijerya’dan Akdeniz kıyılarına hatlar çekmek için kolları sıvadı.
Petrol ve doğal gaz deposu olan Nijerya’dan çekilecek hatlar, Cezayir ve Fas üzerinden önce Akdenize, oradan da batı ülkelerine ulaştırılacak.
Ne var ki açın bakın haritayı, bu planı Nijer olmadan uygulamak mümkün değil.
Rusya, Batılıların Afrika’daki hesabını bozmak için önce Tahıl Anlaşmasını askıya aldı. Böylece fakir ve açlıkla mücadele eden Kara Kıta sakinlerine kartların kimde olduğunu göstermiş oldu.
Böylece, “Batının istediklerini yaparsanız bunun bedelini size böyle ödetirim” dedi.
Bununla da yetinmedi, Nijer’de askeri darbe yaptırarak Batı’nın elini kolunu bağladı.
Bu duruma Batı elbette rıza göstermeyecektir. Cezayir ve Nijerya başta olmak üzere bölge ülkeleri üzerinden Nijer’deki darbecilere “askeri müdahale tehditi” yaptılar bile.
Nijer’in askeri gücü tek başına böyle bir müdahaleye cevap vermeye yetmez.
Rusya ve onun uzantısı Wagner birliklerinin ne kadar destek verebileceği ayrı bir muamma.
Libya’da Sirte kıyılarında üsleri bulunan Wagner’in Nijer’den başka Çad, Etyopya, Mali gibi ülkelerde eli kolu uzamış durumda.
Ruslar, bölgesel bir savaş çıkması halinde nasıl bir yol haritası izleyeceklerini mutlaka hesaplamıştır. Büyük bir ihtimalle terör örgütleri, etnik kavgalar ve darbe yapmaya hevesli generaller üzerinden bölgeyi istikrarsızlaştırmaya devam edecekler.
Bir yandan da gıda krizi yaratarak Afrika’da açlık meselesini tırmandıracaklardır.
Bu yolla bölgedeki Batı kontrolünü sağlayamasalar da büyük bir ihtimalle yeni göç dalgalarını tetikleyerek İtalya, Fransa ve Yunanistan’ın Afrikalı göçmenlerle başlarını daha çok belaya sokacaklardır.
Peki bunun Türkiye’ye yansıması ne olur derseniz…
Afrika ülkelerinin vatandaşları, Türkiye’ye vizesiz seyahat edebiliyor.
Bizim de geleni geri gönderme alışkanlığımız yok ve artık bunu dünyadaki herkes biliyor.
Naçizane tavsiyem o ki, Türkiye Afrika cenahından gelecek göçmen sayısındaki artışa karşı tedbirlerini alsın. Pakistanlı, Afgan, Suriyeli, Iraklı derken bir de Somali’den, Nijer’den, Libya’dan, Mali’den, Çad’tan göçmen işgaline uğramayalım.
Yoksa Muhacir Ensar güzellemelerinden sonra bir de Bilali Habeşi öyküleri dinlemeye başlarız.


