Önce vergi memurlarına sonra da düşmanlara kan kusturan yiğit...
Hakkında bugüne kadar ulaşan çeşitli söylentiler var ama kesin bildiklerimiz de var.
Onun efsaneleşmesine giden yol köyünde başlıyor. Köylülerini soyup soğana çeviren vergi memurlarıyla çatışması yaşamında adeta bir dönüm noktası oluyor.
Yanına aldığı Karakedi gibi yiğit arkadaşlarıyla dağları mesken tutuyor. Balkanların Osmanlı'nın elinden çıkması üzerine de düşmanlarla mücadeleye başlıyor.
Haksız kazanç elde edenlerden ve halka zulüm eden düşmanlardan aldıklarını fakir fukaraya dağıtıyor. Düşkünlere ve çaresizlere yardım elini uzatıyor.
Dramaya köprü yaptırıyor. Hapislere düşüyor ama kurtulmayı beceriyor.
Mübadele söylentileri gerçeğe dönüşünce katılmayı düşünmüyor. Rumeli'de kalan Türkler için mücadeleye devam kararı alıyor.
Sonrası mı?
Söylenti çok...
Hasan kadar bilinmese de Kavala civarında yaşayanların dilinde bir başka Debreli daha var; 'Çayleyikli Hüseyin'...
Çetesiyle Yunan jandarmasına meydan okuyor adeta.
Amacı Hasan'la aynı...
Bir çatışmada yaralanıp çevredeki köylerden birine sığınıyor. Yaraları iyileşene kadar kaldığı bu yerde yaşamının Hasan'la örtüştüğü fark ediliyor. O nedenle de adının başına 'Debreli' lakabı ekleniyor.
O köyde bir baskına gelen Yunanlı komutanı öldürünce kalplere nakşediliyor.
Hasan'ın oluruyla da mübadeleye katılma kararı alıyor.
Ama bu nasıl olacak?
Yunanlılarca yakalanması gereken bir çeteci o...
Çare bulunuyor sonunda.
Osmanlı gizli servisi Teşkilatı Mahsusa'nın Rumeli'de kalıp da yeni Türkiye Cumhuriyeti adına çalışan elemanlarının yardımıyla vapura ulaştırılıyor zor da olsa...
Saffet Ünal


