BİR SES BİR NEFES
Gidenler bilirler. Başka bir ülke toprağına adım atan insan öncelikle bildik bir ses duymak ister. Rahat bir nefes almak, yalnız olmadığını hissetmek ister.

Çok insanca bir duygudur bu.

Balkan ülkelerinde her an dilimizden anlayanlarla yüz yüze gelebiliriz. Osmanlı'dan mirastır onlar, dilleri ve dinleri bizimle aynı da olabilir ayrı da...

Hasretle kucaklarlar hep.

Avrupa'nın diğer ülkelerinde de Türkçe konuşanlara her an rastlayabiliriz. Bunlar ya turistlerdir ya da gurbetçi dediğimiz soydaşlarımızdır.

Başka türlüsü de olurmuş meğer.

İtalya gezimizde rehberimiz bizi Pisa Kulesi'ne götürüyor.

Yürüyoruz hediyelik eşyalar satılan bir sokakta.

Gözlerime inanamıyorum, ileride bir dükkânın önünde Türk bayrağı dalgalanıyor. Yaklaşıyoruz, dükkân sahibi bizim Türk olduğumuzu anlıyor. "Hoş geldiniz!" diyor.

Söyleyiş özelliklerinden fark ediyoruz ki o Türk değil... Ama dilimizi biliyor.

Merakımızı anlıyor ve durmadan anlatıyor:

"Adım Muhammet Hasan, Bangladeşliyim. İtalya'da yaşıyorum. Atatürk ve Türkiye hayranıyım.                  
Dükkânımda sadece Türk bayrağı dalgalanır gururla..."

Hayranlıkla dinliyoruz ülkemize âşık bu kardeşimizi. Derinden etkileniyoruz, gözlerimiz nemleniyor.               
"İyi ki Türkiye gibi bir devletimiz, şanlı bayrağımız ve Atatürk gibi bir kurtarıcımız var." diyoruz.