Kendi arzularıyla yaptıkları bir yolculuk değil bu elbette. İlk kez duydukları 'mübadele' diye bir sözcüğün anlamına kapılarak yapılan gizemli bir yolculuk bu...
Nasıl gizemli olmasın? Atalarının asırlardır yaşadığı ve memleket adını verdikleri topraklardan koparılıp bilmedikleri ve hiç görmedikleri bir diyara götürülüyorlar.
İçlerinde yeni doğanlardan en yaşlılara ve yüksek okulları bitirip zamanında devlet görevlerinde bulunanlara kadar insanlar var.
Mustafa Kemal'in kurduğu yeni Türkiye Cumhuriyeti'ne gidiyorlar ama oralara uyum sağlayıp sağlayamayacaklarını bilemiyorlar.
Olduğu gibi bıraktıkları evlerinin, tarlalarının ve çoğu eşyalarının aynılarını bulup bulamayacaklarını da bilemiyorlar.
Bir diyardan koparılıp henüz başka bir diyara bağlanamayan insanlar bunlar... Yürekleri iki parça... Bir yarısında anılar, diğerinde umutlar...
Anılar geride kalan memlekette. Umutlar ise Mustafa Kemal'in kurduğu yeni cumhuriyete gidiyor Gülcemal'le...
Dumanlarını savurarak yol alan Gülcemal Çanakkale, İstanbul derken Samsun İskelesi'ne demir atıyor günün birinde.
Kavala'da bağlı Sarışaban nahiyesinin Muratlı köyünden gelenler iniyorlar son olarak vapurdan...
Ve yeni vatan toprağı diyerek eğilip gözyaşlarıyla öpüyorlar iskelenin tahtalarını...


