Tamam, günlük hayat çoğunlukla gereksiz konuşmalarla doludur. Bunda hemfikiriz. Hepimiz yapıyoruz bunu. İnsanlardan sürekli bir senaryo metni düzeninde noktasına, virgülüne, tonlamasına varana dek düzgün ve eksiksiz konuşmasını beklememiz yanlış olur. Ama en azından arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde (Ne de olsa çoğumuz üniversite mezunuyuz ya!) konuştuğumuz konuların farklı olması gerekmez mi?
Konular belli; dedikodu, ilişkiler, dış görünüş ve burçlar. (Burç konusuna ayrı bir antipatim var, bu konuya başka bir yazımda detaylıca yer vereceğim.) Kadınlar da erkekler de böyle maalesef. Gerçi günümüzde bir araya gelindiğinde bu konuları bile telefonlarımız ne kadar müsaade ederse o kadar konuşabiliyoruz! Şaşırtıcı gerçekten insan bir tane kitap okumaz bir tane film izlemez mi? Bir insanın müzik zevkinin olmaması tuhaf.
Farklı alanlara bakalım, mesela sosyoloji konuşalım ama ezberlediğiniz şeyleri değil okuduktan sonra kendi aklınızla yorumladığınız, içinde bulunduğunuz toplumu inceleyip deneyimlerinizden de faydalanarak karşı tarafa aktardığınız şeklini. Psikoloji konuşalım ya da. Ülkece en fazla ihtiyaç duyduğumuz zamanlardayken hazır! Hadi hepsini geçtim tarih, coğrafya konuşalım. O da yok!
“Hangi rimeli kullanıyorsun?” “Senin yükselenin neydi?” Gibi aptal Soruların ötesine geçemiyoruz maalesef. Bütün bunlardan sonra -eğer ki bu durumdan rahatsızlık duyuyorsanız.- görüşelim mi, denildiğinde aklınıza sıklıkla şu sorunun gelme ihtimali yüksek: Ne konuşacağız şimdi?
Bengül ALKAN


