BAKACAK ÇEŞMESİ
Tekkeköy/ Samsun

Elindeki keskiyle briket büyüklüğündeki taşa şekil vermeye çalışıyor, taşı önceden belirlediği yere koyup ölçüyor diğer taşı alıp hemen şekil vermeye başlıyordu.
Çok acelesi var gibiydi, yılların çeşme ustasıydı, çeşmeci Hristo dendiğinde herkes onu bilirdi.
Çoğu köyün çeşmesini yapmıştı, işini çok sakin yapan biriyken son işinde çok acele ve telaşlı hareket ediyor adeta hiç dinlenmiyordu.
Çeşme inşaatını gören bir Türk komşusunun kolay gelsin demesiyle irkilmiş sağol demişti, "yakında buradan gideceksiniz bu çeşmeyle neden ilgilenip kendini yoruyorsun? Sana bu çeşmeden su içmek nasip olmayacak ki!"
Yılların ustası Hristonun, çok zoruna gitmişti bu soru, "ben çeşmelerimi insanların su içmesi için yaparım, onları Türkmüş, Rummuş ayırmam" diyordu.
Yola çıkmadan bitirmek için var gücüyle çalışmaya devam ediyordu. Sayılı günler vardı gitmelerine, akşama kadar hiç durmadan çalışmış, eskiden Parpucu şimdi ise Yukarı Çinik köyündeki evine doğru yola çıkmıştı, çok yorulmuş eve kendini zor atmıştı. Eşinin yaptığı yemeği yiyip hemen yatmıştı.
Kafasındaki tek düşünce çeşmeyi bitirmekti, sabah erkenden kalkmış Bakacak köyündeki çeşme inşaatına yola çıkmıştı, nasıl olsa gideceğiz diye kimse ona yardımda etmiyordu, bugünde kan ter içinde kalana kadar çalışmış çok yorulmuştu. Ara sıra başı dönüyor, biraz dinlenip tekrar işine sarılıyordu.
Gitmelerine 1 gün kala çok büyük bir heyecanla yaptığı çeşmeyi bitirmiş, heyecan ve yorgunluktan yere yığılmıştı.
Yaptığı çeşme de kendi de artık bu topraklarda kalacaktı, ölmüştü.
İnsanlık uğruna, mesleği uğruna ve kendine duyduğu saygıyla bu dünyadan gitmiş, doğduğu topraklara veda etmemişti.
O köyde yaptığı çeşmeden insanlar yıllarca kana kana su içti, ustalar eserleriyle yaşarmış oda bıraktığı eseriyle ölümsüzlüğü seçmişti.

YAZAN: RECEP YILMAZ