Türkiye’nin bu nadide kuruluşu kurulduğundan bu yana çok önemli çalışmalara imza atmıştır. Türk Dünyası ve özellikle de Balkanlar’da yaşayan Türkerin kültürel miraslarını gelecek nesillere aktarılmasında “Kültür koruyucusu” görevini başarı ile yerine getirmiş ve bu misyonunu günümüzde de sürdürmektedir.
- YTB olmasaydı; Doktor Sadık Ahmet’in 75. Yılı anısına hazırlanan “Dr. Sadık Ahmet” ve “Tanıyanların Gözünden Dr. Sadık Ahmet” isimli kitaplar olmazdı. Bu kitaplar olmasaydı; halk adamı, mücadelenin ve eylemin adı Dr. Sadık Ahmet’i Türk Dünyası ve Balkanlar’daki soydaşlar nasıl tanıyacaktı? Dünya, Batı Trakya Türklerinin sorunlarını nasıl ve nereden öğrenecekti?
- YTB olmasaydı; Mümin Gençoğlu’nu ve Bulgaristan Türklerini yeniden gündeme taşıyan, tanıtan, “Göçmen Babası Mümin Gençoğlu Kitabı” da olmazdı. Kitap olmayınca da Bulgaristan’daki Türklerin tarihi serüvenlerini, yaşadıkları acıları, göçleri ve daha sonra da tüm bunlara karşı örgütlenmelerini nereden öğrenecektik? Mümin Gençoğlu’nu Batı Trakya Türkleri bu kitaptan tanımıştır.
- YTB olmasaydı; bizler Belene ölüm kampını ve yüzlerce insanın orada neler çektiğini nereden öğrenecektik. “Belene: Ölüm İçin Yer Sert Uçmak İçin Gök Uzak” adlı kitap tam da bunları bizlere anlatıyor. Bu kitap olmasaydı; totaliter Jivkov döneminde Türklerin kültürel, milli ve dini yönden nasıl çökertilmek istendiklerini nereden öğrenecektik? Bu kitap olmasaydı, bir milletin, beraber yaşadıkları diğer farklı milletlere neler yapabileceğini nereden ve nasıl öğrenecektik?
- YTB olmasaydı; acılı, seviçli günlerimizde hep dilimizde ve gönlümüzde olan Süleyman Çelebi’nin şaheseri Mevlid-i Şerif’i farklı dilleri konuşan insanlara nasıl tanıtacaktık? Jivkov döneminde, Bulgaristan Türklerinin gizlice ve ışıkları söndürerek okudukları Mevlid’i; Arapça, Boşnakça, Arnavutça, Gürcüce, Çerkezce, Rumca, İngilizce, Almanca, Kürtçe, Tatarca ve Bulgarca dillerine tercüme ederek tekrar gönülleri okşamış, daha iyi anlaşılmasını sağlamış ve yarınki nesillere çok önemli bir miras bırakmıştır.
- YTB olmasaydı; Ahıska Türklerinin sürgününü, çilekeş Filistin halkının haklı davasını nereden öğrenecektik?
İşte kltürel mirasımıza yönelik çalışmaları yöneten bu kurumun başında ise çok değerli hemşehrimiz Sayın Abdullah Eren bulunmaktadır. Abdullah Bey, her ne kadar İstanbul doğumlu olsa da, gönlü her zaman Balkanlar’da ve Türk Dünyası’ndadır. Batı Trakya denince kalbi başka bir heyecanla atar. Boğaziçi Üniversitesi mezunudur. Londra-Westminster Üniversitesi Diplomasi Çalışmaları alanında yüksek lisanas yapmıştır.
Özel sektörde de bir çok görevler üstlenen Abdullah Eren Balkanlar’la ilgili sivil toplum kuruluşlarında aktif görevler alarak destek vermiştir.
Abdullah Eren aynı zamanda bürokrasinin en tepe noktaları olan; Başbakan Özel Kalem Müdür Yardımcılığı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevlerinde de bulunmuştur. 2018 yılından bu yana da Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı görevini yürütmektedir.
Evet, YTB olmasaydı, kültürel hafızamız eksik, yarınki nesiller öksüz kalır; farklı toplumların yaptıklarını boynu bükük üzülerek seyrederdik.


