Eğitim bir insan hakkıdır!
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 26. Maddesi şöyle der:

1.    Herkes, eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel öğrenim aşamalarında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleki eğitim herkese açıktır. Yüksek öğrenim, yeteneğe göre herkese eşit olarak sağlanır.
2.    Eğitim, insan kişiliğinin tam geliştirilmesine, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu yerleştirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki etkinliklerini güçlendirmelidir.
3.    Ana-babalar, çocuklarına verilecek eğitimi seçmede öncelikli hak sahibidir.

Batı Trakya Türklerini Yunanistan’a emanet bırakan Lozan Antlaşması’nın 40. Maddesi de; okul açma, kendi öğretmenini tayin etme ve kendi anadilinde Müslüman Türklerin eğitim haklarını düzenlemektedir..

Yunanistan Anayası da;

“Bütün Yunanlılar yasalar önünde eşittir.”

“Eğitim, Devletin temel görevini oluşturur ve Yunanlıların ahlâki, entelektüel, mesleki ve fiziki eğitimini, milli ve dini bilincinin gelişmesini ve onların hür ve sorumlu vatandaşlar olarak gelişmelerini amaçlar.”

Yukarıdaki maddelerden de anlaşılmaktadır ki eğitim kutsal bir haktır; kısıtlanamaz, kişisel hırslara kurban edilemez, engellenemez ve zorlaştırılamaz.

Peki bütün bunlar ülkemiz Yunanistan’da uygulanıyor mu? Batı Trakya’da yaşayan bir avuç insan bu haklardan  tam olarak yararlanabiliyor mu? Ülkemiz Yunanistan Türk azınlığın eğitimini geliştirmek için çaba gösteriyor mu? Eğitim konusunda vatandaşlarına eşit davranıyor mu? Devletin eğitim konusunda iyi niyeti var mı?

Devlet sağlıklı ve çağdaş eğitimi azınlık çocuklarına sağlamak zorundadır. Bunu yaparken de anlaşma, antlaşma ve anayasayı kendi düşünceleri doğrultusunda yorumlayarak hareket etmesi düpedüz eğitim hakkının kısıtlanması ve engellenmesi anlamına gelir.

Bunun en açık örneğini son günlerde İskeçe’de yaşamaktayız. İskeçe Azınlık Ortaokulu-Lisesi öğrencileri Yunanistan’da tek bu okulda uygulanan vardiyalı eğitimi ve okulun fiziki şartlarını protesto için boykota gittiler. Batı Trakya Türkleri yine yollara düştü. Öğrenciler yetkililere “kırmızı kart” gösterdi ve siyah çelenk bıraktılar. En temel insan hakkı olan; eşit, sağlıklı, kaliteli eğitim hakkı için öğrenciler ve veliler İskeçe’de yine feryat etti. İstedikleri neydi? Karşılanamayacak bir olay mıydı? Devlete karşı bütün yükümlülüklerini yerine getiren, vergi ödeyen, askere giden, gerektiğinde canını veren bu insanlara yapılanları gerçekten de anlatacak kelimeleri bulmak çok zor.

Öğrencilerin tek isteği çağdaş ve sağlıklı  koşullarda bir eğitimdi. “Vardiyalı eğitim istemiyoruz”, “Yeni okul istiyoruz” diyen çocukların feryadını yerel ve merkezi yöneticiler duydu mu acaba? Bazı idarecilerin yürüyüş esnasında makamlarında bulunmamaları konuya ciddi bakmadıklarının bir göstergesiydi. Bazı siyasilerin ise okulun dışında öğrencileri ziyaret etmeleri olumlu bir davranıştı. Yine Eyalet Başkanının da konuyu bildiğini ve gerekli girişimleri yaptıklarını söylemesi de iyi ve umut veren bir gelişmeydi.

Kısacası, nedir bu çocukların çilesi? Onların sağlıklı çağdaş eğitime hakları yok mu? Bu çağda, hala bir tütün deposunda, balık istifi gibi sınıflarda eğitimlerine devam mı edecekler?  Bu çocuklara yeni bir okul binası yapmak çok mu zor?

Batı Trakya’da eğer bir çocuk temel eğitim hakkı için her gün yağmurda, soğukta 150 km yol katediyorsa bunun adına eşit eğitim denir mi?

Rodop ilinde nüfusun yarısını ve İskeçe ilinde de yarıya yakınını oluşturan Türklere devlet Hıristiyan vatandaşlara açtığı okul sayısını ne yazık Türklere hala sağlayamıyor! O zaman bu nasıl  eşit vatandaşlık?

Azınlığın konuştuğu Türkçe dilinde, azınlık okulları gibi çalışacak, çift dilli ana okullarının halen bugün olmadığını biliyor musunuz? BAKEŞ’in – Batı Trakya Kültür Eğitim Şirketi- bu konudaki taleplerinin ne yazık hala karşılanmadığını görmekteyiz. Peki bu durumda eşit eğitimden söz edilebilir mi? Kuşkusuz hayır ve hayır!

 

Son yıllarda, ilk başlarda 350 civarında olan azınlık ilkokullarının, öğrenci yetersizliği bahane gösterilerek bir bir kapatıldığına ne demeli. Hani eğitim hakkı antlaşmalara ve anayasaya dayanan bir haktı. Bu hak vatandaşların sadece bir kısmına verilerek sağlanabilir mi?

“Öğretmen tayin etme” hakkının ise artık hiç uygulanmadığını üzülerek yazmak zorundayız.

Evet, Batı Trakya Türklerinin eğitimi kanayan bir yara. Hiç kuşku yok ki toplumları da ayakta tutan eğitim ve ekonomidir. Ne yazık ki Batı Trakya’da ikisi de yok olmak üzere. Sonuç ise doğal olarak bölgeyi terk etmek, kısacası göç gibi hiç istemediğimiz en acı olay. Sonuçta burada ne kadar azınlık insanı kalır bu iki sorunun çözümü gösterecektir.

Son olarak  İran Türklerine ait bir türkünün ilk mısralarını yine hatırlayalım:

Devran döndü

Göçten düştü elimiz.

Hani ellerim dağlar

İki gözüm ağlar.