Gelelim bu hafta ki köşe konumuza.
Malum okullar açılıyor hatta bir kısmı çoktan açıldı. Ailelerin, çocukların, öğretmenlerin, okulların herkesin telaşı kendine göre başladı. Kırtasiyeler, tekstilciler ve hatta trafiğin de telaşı başladı.
Bu öyle bir dönem ki zincirleme her yer herkes birbirine bağlı. İşin ticari kısmı, maddi manevi kısmı herkesi etkiliyor. Aileler , evin içinde bütün yaz okul açılsa da bir feraha kavuşsak diye beklerken okulun açılmasıyla omuzlarına binen okul, servis, yemek masraflarıyla yüzleşirken, okullar sistemin onlara dayattığı zorluklarla, bütün yaz tamamlanamayan eksikleriyle, öğrenci formatından çok uzak yeni nesille ne yapacağını düşünürken, servis şoförleri de mazotun, benzinin fiyatından istedikleri ücretlerin neredeyse yetmediğinden dem vurmaya başladılar bile.
Kırtasiyeler marketlerin kırtasiye malzemesi satmasından duydukları rahatsızlıktan bahsederken okul kıyafeti satanlar neredeyse dünya markası satıyormuş gibi faiş fiyatlara tekstil kalitesi düşük pantolonlar, tişörtler satmaya başladı.
Diyeceğim o ki herkes bir alış veriş hesap peşinde ama gelin görün ki adıyla müsemma başlayan Eğitim ve Öğretimi kimsenin umursadığı, düşündüğü yok.
Aslına bakarsanız uzun zamandır ülkede bu alanda büyük eksiklikler ve hatalar var ama ne bunları düzeltmeye çalışan ne de şikayet etmekten öteye gidemeyen bizler varız.
Özel okullar ticarethane, Devlet okulları virane, arada harcanan öğrencilerimiz, çocuklarımız.
Tüm imkansızlıklara rağmen öğrenciye yetmeye çalışan okul ve öğretmenlerimizi tenzih ederek azınlığın dışındaki çoğunluğadır sözlerim.
Ülke olarak önce neyi düzeltmeliyiz, hangi kuruma nereye el atmalıyız derseniz bence öncelikli olarak Milli Eğitim Bakanlığı gelir. Şimdi ben buradan o makama şu olmalı bu olmalı diye , ahkam kesemesemde kalemimin verdiği cesaretle şunları yazmak isterim.
Bir ülkenin temel taşını oluşturan kurumların ilkidir okul. Hakimi, savcısı, doktoru, sanatçısı, bakkalı, şöförü, hemşiresi, öğretmeni yani aklınıza gelecek her mesleğin erbabı ahbabı orada yetişir, sadece meslek mi anne olan kadın, baba olan erkek velhasıl insan okulda yetişir, öğrenir.
Ha derseniz Ailede evde hiçbir şey mi öğrenilmez elbet bazı temeller evde atılır ama eğitim önemlidir. Cem Yılmazın dediği gibi “Eğitim şart” dır.
Bizim okullardaki en büyük eksiğimiz çocukları kaba tabirle yarış atı gibi sadece sınavlara hazırlamak. Ve gerçek hayatta belkide hiçbir işlerine yaramayacak hiçbir yerde kullanamayacakları bilgilerle doldurmak.
Çocuklarımıza okullarda önce sosyal beceri, sevgi , saygı, empatiyi öğretsek.Dürüstlüğü, yardımlaşmayı, kendinden olmayanı da sevmeyi öğretsek. Sabırlı olmayı, kanaatkar olmayı, adaletin önemini, adil olmayı, ahlakın ne olduğunu öğretsek. Dinlemeyi, kendini düzgün ifade edebilmeyi, farklı fikirleri de kabullenebilmeyi öğretsek. Vicdanı, merhameti, yardımlaşmayı, paylaşmayı öğretsek. Zorbalığın, kabadayılığın, usulsüzlüğün, yalanın, hilenin, kötülüğün doğuracağı sonuçları ve insana yakışan davranışlar olmadığını öğretsek.
Tüm bunların verildiği bir okul düşünün ve bunları alan öğrenen özümseyen ahlaklı yetişmiş bir nesil düşünün. İşte o zaman kimse mahkeme kapılarında adalet diye bağırmaz, hastanelerde çeteler, sokaklarda caniler olmaz. En önemlisi Memleketi yönetenlerde diploma krizi olmaz. 😉 Herkes önce insan olur
Sonrasında kim ne olmak istiyorsa onun eğitimini alır onu olur.
Şimdilik diyeceğim çok ama yazacaklarım bu kadar bir sonraki yazıda görüşmek üzere sevgiyle iyilikle kalın.


