1 Mart 2016 tarihinde yaptığım Facebook paylaşımında “ilk ikisine bir okur olarak katıldığım Karadeniz Kitap Fuarlarına inşallah bir yazar olarak da katılabilirim” şeklinde bir hayal ya da niyet ibrazında bulunmuştum.
Söz konusu paylaşımı yaptığım 2. Karadeniz Kitap Fuarı, hem ülkemiz hem de benim için son derece berbat geçen bir yılın en keyifli günlerinden biri olarak aklıma kazınmıştı.
Ki Tv55 yazarlarından Mehmet Yılmaz, Akın Üner ve Yusuf Demircioğlu ağabeylerle tanışmam da tam da o fuara dayanır.
Bu sene 10. su düzenlenen fuarda bir mutluluk daha yaşadım.
2. Karadeniz Kitap Fuarı’nda standını ziyaret edip külliyatını satın aldığım Refik Baskın hocam, Şu Samsun’un Evleri kitabının son kopyasını “nadir kitabım nadir öğrencime” diye imzalamış “senden de bir kitap bekliyorum artık” diye ben çıraktan söz almıştı.
Bugün, o paylaşımın ve fuarın üzerinden sadece 9 yıl geçmişken, hem ustama verdiğim sözü tutmanın hem de hayatımda ilk kez bir yazar olarak Karadeniz Kitap Fuarlarında yer almanın mutluluğunu yaşıyorum.
Ve tabii ki, Refik Hoca, naçizane bir Şehr-i Samsun hikayesi anlattığım romanım Bir Var Bir Yok’u yorumlarken onun karşısında terlediğimi görünce bana “artık Hoca sensin oğlum” diye gaz verse de ben halâ onun çırağı olmanın keyfini çıkarıyorum.
İçimde hasretini büyüttüğüm güzel memleketim Samsun’um’da bir iki gün de olsa nefes alabiliyor olmanın mutluluğu hiçbir şeye benzemez.
Malumunuz, biz gurbetçiler için bayram demek en çok da memlekete kavuşmak demek olduğu için güzeldir.
Kitapseverler arasında bu fuara Kitap Bayramı denir ya; iş bu sebepten Sivas’taki yoğun mesaimin ardından, Cuma günü okulun ardından evine neşe içinde koşan bir çocuk gibi geldiğim memleketimde bir bayramsal kavuşma idi bu iki günlük ara.
İyi ki gelmişim. Ve fakat…
Keşke yazıya bu bayram şekeri renklerinde devam edebilsem. Ama bu yazıcılık denen meret içindekileri saklayarak olmuyor.
Hele ki Samsun ve Kitaplar gibi kalbimin ve kalemimin tam ortasında yer alan bir mevzuda hiç olmuyor.
O nedenle bir sonraki yazıda bence fuarın aksayan yönleri ve bunların düzeltilmesine dair naçizane çözüm önerilerimi paylaşacağımı belirterek yazıyı şimdilik burada sonlandırayım.
Kırmızı Beyaz ve Kitaplı Günler!


