Uluslararası Mübadele Sempozyumuna Dair Gözlemler
Samsun merkezli Mübadele Derneği'nin İstanbul temsilcisi Ahmet Saffet Öztepe, Lozan Mübadilleri Vakfı tarafından düzenlenen 100. Yılında Mübadeleyi Ele Alan Uluslararası Sempozyuma dair gözlemlerini Asya Balsam için kaleme aldı.

100.Yılında Türk-Yunan Zorunlu Nüfus Mübadelesi Uluslararası Sempozyumu Notları,

01 -02 Nisan tarihlerinde “Lozan Mübadilleri” vakfı çok değerli, motivasyonu yüksek uluslararası bir sempozyum düzenledi. Katılımcılar, dallarında uzman, konularını en ince ayrıntısına kadar incelemiş ve sunuma hazırlamış akademisyen ve yazarlarımızdı.
Anlatılan o kadar önemli konular vardı ki buraya sığdırmak mümkün değil ancak bana da ilginç gelen bazı anlatılanları burada paylaşmak istiyorum;
Mübadele, sosyokültürel, ekonomik, siyasi, edebi, demografik, coğrafi ve hukuki olarak ele alındı.

Önem arz eden konulardan bir tanesi “taşıma”.

Öncelikle Yunanistan’ın gemi filosu daha genişti dolayısıyla Yunanların taşınması daha kolaydı. Türk tarafının iseneredeyse gemisi yok gibiydi, Osmanlı döneminde batılı ülkelere verilmiş kapitülasyonlar nedeniyle imparatorluğun kabotaj hakkı yoktu. Lozan’la bu kalktı ancak halihazırda bu işi yapacak yeterli ve özellikli gemiler yoktu. Bunun için ihale açılıyor ve İtalyan bir firma kazanıyor ancak ülke içinde yerli ve milli olmaması nedeniyle karşı çıkılıyor. İhale iptal edilip taşıma görevi Türk Vapurcular Birliği’ne veriliyor. Tabi bizde yolcu gemisi yok, kuru yük gemileri yolcu gemilerine dönüştürülüp kullanılmaya başlanıyor. Ne yazık ki  göçmenler ancak 1923 yılının kasım ayından sonra taşınmaya başlanıyor. Gerçi az da olsa Fransız ve başka yabancı gemilerle de gelenler olmuş, limanlarda görevli küçük komisyonlar bu inisiyatifi almış ve parası olmayanın da ödemesini devlet karşılamış. Ha bu arada taşıma işlemi ücretliydi. Fiyat uzaklığa göre 400-600 kuruş arasında değişiyordu. Tekeler, keçiler 60 kuruş, büyükbaş hayvanlar 100 kuruş civarındaydı.

Yüklemeler uzun sürmüş ve ilk gemiye binenler 10-15 gün gemide hayvanlarla birlikte beklemek durumunda kalmışlar. Yine varış limanında 15 gün karantina, temizlik ve aşılama nedeniyle bekletilmişler. Burada dinlenmeleri de sağlanmış.
Bir de meşhur Gülcemal meselesi var, Gülcemal Yunanistan’dan değil de Tuzla gibi iç limanlardan diğer şehirlere taşımada kullanılmış.

Gayrimübadiller (Etabli):
Yunanistan’da ya da Türkiye’de toprağı olan ancak buralarda yaşamayanlar Gayrimübadil olarak adlandırılırdı. Gayrimübadillerin hak arama mücadelesi yıllarca sürmüş ama bir türlü haklarını alamamışlardı. Hemşerileri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İnönü’ye bir mektupla rica ve sorunun çözümü için desteğini bildirmesine rağmen çözülememişti. Hatta karikatürlere konu olmuştur;
Hoca: Canlılardan en az su içen hangisidir?
Talebe: Deve.
Hoca: En sabırlıları?

Talebe: Gayrimübadiller efendim.

Mübadeleye konu anlatılan iki yer hakkında bilgi aktarmak istiyorum;
Birincisi Yanya (II.Murat Dönemi):
Yanya Osmanlı’ya Amanname ile teslim olduğu için halkın bir takım ayrıcalıkları vardı;
Mesela askere gitmiyorlardı, bütün hakları korunuyordu.
Yanya’nın nüfusu 700 bin civarı ve Müslüman nüfus şehir dışında yaşıyor, sadece %10’uşehirde.
Şehirde kız okulları, erkek okulları bulunuyor. Mehmet Ağa mahallesi ve yine Mehmet Ağa Cami bulunmaktaydı. 1913’te tekrar Yunan kontrolüne geçiyor ve 1913 Yanya Protokolü düzenleniyor. Dini yaşamı, gelenek ve görenekleri, siyasi ve bütün dini hakları sabit kalacak, Müslümanlar korunacak… 1917’de İtalyanlar şehri işgal ediyor, Yunanistan’da siyasi durum değişiyor, Lozan’dan sonra da Müslümanların malları Yunan milli bankasına devrediliyor.
Bir de bizim yakada bir köy var; Sazak Köyü. Burası İzmir Karaburun’da bulunuyor, köyün %90’ı Rum ama tamamen Türkçe konuşuluyor, din dışında bütün gelenek ve görenekler aynı. Rumlar Ağustos 1922’de köyü terk ediyor ve köyde sadece 5-10 Müslüman hane kalıyor, onlar da yalnızlık hissederek köyü öylece bırakıp komşu köylere göç ediyorlar. Köy,halen harabe bir şekilde durmaktadır. Köyün ilginç bir yönetsel yapısı vardı:

Sazak
1. Muhtar (Müslümanların Temsilcisi)
2. Kocabaş (Rumların Temsilcisi)
- Kocabaş’a bağlı 7 kişilik bir komitesi var. Okul komitesi ve kilise komitesi gibi.

Toplam 110 hane var. Türkçe konuşuluyor demiştik, Türkler rençberlik yapıyor. Köyde Rum Ortodoks Okulu ve kamusal fırınlar var. Bu fırınları yöre kadınları sosyalleşme alanı olarak da kullanıyor. Bir tarafta ekmek, pasta yaparken diğer tarafta daçocukları etrafta oyun oynuyor.

Peki ya Edebiyat,
Genelde 1.Kuşak ve 2.Kuşak Rum mübadil yazarlar mübadele üzerine sayısız eserler yazmışlardır. Türk tarafında ise bilinen, Necati Cumalı ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu var. Yunan tarafından yayınlanıp çevrilen kitaplar var ancak onlar da objektif olamamış. Pek çok çeviri, olumsuz ifadeler çıkarılarak, birazda yumuşatılarak yapılıyordu. Çevirmenler davalara konu olmak istemiyorlardı. Yunan tarafında yazılan makalelerde, kitaplarda ve şiirlerde insanların bireysel dramları, geride bırakılan mutlu hatıralar,kaçarken yaşanan sıkıntılar, gelinen yerlerdeki zorluklar ve uyum sorunları konu edilmiştir. Yazarlar konuya empatiyle yaklaşmakta; çekilen acılar her iki kesim tarafından yaşanmıştır. Bazı Marksist yazarlar ise çekilen sıkıntıların sorumlusu olarak Batıyı ve Emperyalizmi görmektedir.

Yazarlar,“Milli anlatıların söylemediği şeyleri söylüyorlar, çünkü bedellerini kendileri, anaları ve babaları ödemiş.”
Milli anlatım: Mesela İzmir yangını. Türk tarafına göre farklı, Yunan tarafına göre farklı. Türk anlatımına göre Yunanlılar yaktı ve gitti. Yunan anlatımına göre 1919’da İzmir’e gelen bir Yunan ordusu yok. Yayınlanan bir fotoğrafta kıyıya sıkışmış Yunan halkı ve onları sadece izlemekte olan bir Amerikan bayrağı takılı bir gemi görünüyor. (Durumu taraf değiştiren müttefiklere bağlıyor ve Türkler kaba kuvvet gücüyle bize vurdu, geçmişte de bunu yapmıştı) değerlendirmesi yaptılar.

Barınma Sorunu;

Yunanistan Rum mübadillere evleri belli bir bedel karşılığı vermiştir. Konut edinme sorunu uzun yıllar sürmüş ve bir kısım halk gecekondularda kalmak durumunda kalmış. Bu durum 1960’lara kadar sürmüş. Türkiye’den gelen kasabalı ve şehirli Rumlar Türklerin bıraktığı köyler ve kırsal bölgelere yerleştirilmiştir. Bu da büyük bir handikap oluşturmuştur.

Gerek Balkan Savaşları gerekse Yunan dışındaki diğer halklarla olan ilişkiler sonucu demografik yapı da o ölçüde değişiyor.
Özellikle Balkan Savaşları sonrası birçok değişim olmuş; Mesela Bulgaristan ile Osmanlı arasında bir mübadele görüşmesi yapılmış ama tam o sırada 1.Dünya savaşı çıkmış ve görüşmeler durmuş. Pomaklar Bulgarlar tarafından zorla Hristiyan yapılmış. 1930-1932 yılları arası 5000 Arnavut Müslüman Türkiye’ye geldi. Bazı Arnavutlar da orada kalabilmek için Hristiyanlığa geçmiştir.

Ruslar Van’dan getirdikleri Ermenileri Yunanistan’a getirip yerleştirmişler. Hatta Tarsus- Adana bölgesinden de Kürtçe, Arapça ve Ermenice konuşan vatandaşların da Yunanistan’a getirildiği belirtildi.
Yunanistan, 1927’de Ortodoks olup İslam’a dönenlerin mübadeleye tabi olacağını ve insanların dini bağlantılarını kanıtlaması gerektiğini belirtmiştir. (kilise, cami vb. kayıtlar)

Trabzon’da gizli Hristiyanlık olduğu gibi Anadolu’nun iç kısımlarında, İzmir ve Midilli gibi yerlerde de din değiştirmeler oluyor. Yine Yunanistan bölgesinde de Türklerden din değiştirmeler de olmuş.

Yunanistan’a gönderilen Ermeniler de mübadeleye tabi olmak için Yunan Ortodoks mezhebine geçiyorlarancak Yunan Hükümeti onlara karşı çok sert davranıyor ve kabul etmiyor.
Çingenelere ise Yunan Hükümeti göz yumuyor, Türkiye’ye gönderilenlerin bir kısmı tekrar Hristiyan kimliğiyle Yunanistan’a geri geliyorlar.Hatta bir kısmı bir nehir kenarında toplu vaftiz oluyorlar.

Yunanistan’da Kalanlar;

Sayısı azımsanamayacak bir kısım Müslüman; bunlar 3 dil biliyor ama okur-yazar değiller, diğer insanlarla pek iletişim kurmamış, kendilerini bir yere bağlı görmüyorlar ve orada kalıyorlar. Yunanistan, bunların kalmalarına göz yumuyor ancak din değiştirmiş olmalarına rağmen uzun yıllar vatandaşlık vermiyor.

Neden mübadele hala önemli?

Kollektif bellek oluşturmak ve kültürel mirasın korunması açısından çok önemlidir.

Ahmet Saffet Öztepe