Fenerbahçe–Galatasaray derbisi öncesinde, Türk futbolunun önemli isimlerinden, Galatasaray ve A Milli Takım formasını giymiş Gökmen Özdenak için yapılan saygı duruşu sırasında tribünlerden yükselen yuhalama sesleri, ülkemizde futbolun uzun zamandır taşıdığı bir yarayı yeniden görünür kıldı: aşırı ve kontrolsüz hasımlık.
Derbiler, doğası gereği rekabet barındırır. Renkler ayrıdır, duygular yoğundur, kazanma arzusu yüksektir. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak rekabetin de taraftarlığın da bir sınırı olmak zorundadır. O sınır, insan hayatı ve ölüm karşısındaki ortak saygıdır.
Gökmen Özdenak, yalnızca bir kulübün değil, Türk futbolunun bir değeriydi. Galatasaray forması giymiş olabilir ama aynı zamanda bu ülkenin milli formasını terletmiş, ay-yıldızlı bayrağı temsil etmiş bir sporcuydu. Vefatının ardından yapılan saygı duruşu, bir kulübe değil; bir insana, bir emeğe, bir futbol geçmişineydi.
Daha da önemlisi, hangi renklere gönül vermiş olursak olalım, ölüm karşısında gösterilen vakur duruş insan olmanın en temel gereğidir. “Ölünün arkasından” sergilenen davranışlar, yalnızca tribünleri değil, toplumun aynasını da yansıtır. O anlarda atılan her slogan, çıkan her ses; çocukların, gençlerin ve geleceğin hafızasına kazınır.
Tribünler sadece tezahürat edilen yerler değildir. Aynı zamanda değerlerin öğretildiği, nesilden nesle aktarıldığı sosyal alanlardır. Bugün bir saygı duruşunda sessiz kalabilmeyi başaramazsak, yarın gençlerden neyi doğru yapmalarını bekleyebiliriz?
Keşke o an, tüm tribünler renklerini bir kenara bırakıp birkaç dakikalığına ortak bir sessizlikte buluşabilseydi. İşte o zaman, futbolun gerçekten birleştirici bir güç olabileceğini gösterebilirdik. İşte o zaman, rekabetin düşmanlık olmadığını, aksine saygıyla anlam kazandığını anlatabilirdik.
Türk futbolunun, sadece sahadaki oyuna değil, tribündeki duruşa da ihtiyacı var. Hangi takımı tutarsak tutalım, anma törenlerinde hep birlikte vakurca durabilmenin güzelliğini göstermek zorundayız. Çünkü gerçek taraftarlık, gerektiğinde susabilmeyi de bilmektir.
Gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras; kupalar ya da skorlar değil, insanlığa yakışan davranışlardır.


