Türk dünyasının sevilen kahini, Uygur asıllı Kazak vatandaşı Bakşı Şaman Selenge, 2026 yılından itibaren önümüzdeki birkaç yıl boyunca dünyamızı nelerin beklediğini 40 öngörü halinde açıkladı.
Bu öngörülerden 20 tanesi Zaman Mekan Makinesi youtube kanalında katıl özelliğinden yararlanan izleyicilere açık olarak yayınlandı.
Kalanlarının da 2026 yılbaşına kadar yayınlanması planlanıyor.
İlk 20 kehanete bakılarak gelecekte bizi neler beklediğine ilişkin birşeyler söyleyebilecek duruma geldik.
Metaforlara gizlenmiş dizeleri çözebildiğimiz oranda her kehanet hakkında birkaç cümleyi sizinle paylaşmak istiyoruz.
Ayrıntılara geçmeden önce bizi izlediğiniz ve kanalımıza abone olduğunuz için teşekkür ediyoruz. Kehanetlerin özgün hallerine ilgi duyan izleyicilerimiz, izlemekte olduğunuz videonun açıklamalar bölümündeki youtube katıl linkinden yararlanabilirler.
İlk kehanette denizin kıyısındaki bir yerden söz ediliyor. Selenge’ye kadın evliya olarak seslenilen dizelerde insanoğlunun ve özellikle Musevilerin güvenilmeziliğinden bahsediliyor. Türk mitolojisinin bilindik figürleri Erlik Han ve Radcazudan da söz edilen dizelerde denizin kenarındaki bir halkın uğradığı zulüm anlatılıyor. Ölümden kurtulanların bir kısmının uzak ülkelere göç edeceği ve bunların torunlarından birilerinin çok uzun yıllar sonra intikam alacağı ifade ediliyor.
İkinci kehanet dizelerinde kara cüppeli birileri tarafından parlatılan ve dede metaforuyla anlatılan birisinden söz ediliyor. Dede, bir isyan hareketi karşısında aldığı tutumla direnişçileri hayal kırıklığına uğratıyor. Ancak küçük bir fidan metaforuyla direnişçilerin umudunu koruyacakları ifade ediliyor.
Üçüncü kehanette aklını yitirmiş ve iradesi teslim alınmış bir kimsenin aldığı cinayet emrini yerine getireceği söyleniyor.
Dördüncü kehanet dizeleri, güzel kadınlar ülkesinin başına neler geleceğindan bahsediyor. Bu ülkenin üç parçaya ayrılacağını söyleyen Bakşı Selenge’nin dizelerinden çıkartabildiğimiz kadarıyla bu ülke iki güç arasında paylaşılacak ve ayrıca bir tampon bölgenin oluşturulacak.
Beşinci dizeler, hastalığa ve ölüme direnen inatçı bir kraldan bahsediliyor. Ölümünden sonra yerine geçecek kralın eşi kraliçenin de hastalanacağı kehanette vurgulanıyor. Yeni kralın ömrü boyunca yakınlarının çektiği acılara tanık olacağının altı çiziliyor.
Altıncı kehanette seçim yenilgisiyle bitecek bir iktidardan bahsediliyor. Kehanet dizelerinde gidecekler ve gelecekler hakkında önemli ipuçları içeren metaforlar dikkatlerden kaçmıyor.
Yedinci kehanet, aslında birinci kehanetle bağlantılı gibi görünüyor. İki avuç kum ve sönen kam ateşi metaforlarıyla başlıyan dizelerde mavi bayraklı askerlerin yıktığı bir şehirden ve Kudüsün Rabbisi metaforuyla anlatılan bir iradeden bahsediliyor. Adanın kralının yol göstermesiyle Ürdün Nehrine doğru olan toprakları kanlı çizmeleriyle ezecek bir güç anlatılıyor.
Sekizinci kehanette ise çılgın gibi gelen yağmurla gelen bir felaketten söz ediliyor. Güçlü akıntılara yol açacak felakette hayatını kaybedenlerden bir kısmının cesetleri bulunmayacak diye anlıyoruz.
Dokuzuncu dizeler ise bir toprak kayması felaketi anlatılıyor. Olayların akışına bakılarak bu kehanetin henüz yılbaşı gelmeden Kenya’da gerçekleştiğini düşünüyoruz.
Onuncu kehanet, Osmanın torunları isimli bir ailenin geçmişten günümüze öyküsü anlatılarak başlıyor. Buradan hareketle günümüze geliniyor ve iki yetkili arasındaki görüş farklılığı anlatılıyor. Bu ikilinin paylaşabileceği birşey kalmayınca kavgaya tutuşacakları söyleniyor.
Onbirinci kehanet, yaşlı kimselerin bir yangında ölmesiyle ilgili ayrıntıları anlatıyor. Biz bu öngörünün de 2026 yılına girmeden, Bosna’da bir yaşlılar yurdunda meydana gelen yangınla net biçimde gerçekleştiğini düşünüyoruz.
Onikinci kehanete gelecek olursak: Birinci ve yedinci kehanetle ilişkili görünüyor. İçerikler benziyor. Ancak farklı ayrıntılar söz konusu diyebiliriz. Özellikle Müslümanlar ve Yahudilerin yeni kurulacak düzende aldıkları pozisyon konu ediliyor.
Onüçüncü kehanette, tarih yazan bir kimsenin ölümünden bahsediliyor. Kısa bir kehanet olduğu için verebileceğimiz pek fazla ayrıntı yok.
Ondördüncü kehanette İsmirna isimli güzel bir şehir yakınlarında arka arkaya meydana gelecek iki depremin yaratacağı yıkım anlatılıyor.
On beşinci kehanet, Dürüst Don isimli bir kimseye güvenenlerin başına gelecek olumsuzluklar dile getiriliyor. Bu şahsın güvenilmezliğine vurgu yapılıyor.
Onaltıncı kehanette ise anlaşıldığı kadarıyla kölelik düzeninden başlayarak insanların çalıştırılmasındaki düzenin köklü bir değişime uğrayacağı belirtiliyor.
Onyedince kehanette büyük sivri ada metaforuyla anlatılan bir yerden bahsediliyor. Birçok farklı gücün bu adaya yerleşmek istediği anlatılıyor. Sonuçta bir başka yerde verilecek tavize karşılık adanın bir bölümünün bir başkasına teklif edileceği ifade ediliyor.
Onsekizinci kehanet, kalabalık bir başkenti tehdit eden felaketler ve buna bağlı olarak meydana gelen büyük bir göç dalgası anlatılıyor.
Ondokuzuncu kehanet, iklim felaketlerinden söz ediyor. Kuraklık nedeniyle oluşan sorunlara yer verilirken Türk mitolojisinin iki güçlü karakteri Yayık Han ve Kızagan metaforları dizelerde dikkat çekiyor.
Son olarak yirminci kehanete yer verelim. Tezgele’nin gelerek söyledikleri anlatılıyor. Gençliklerini yaşayamayanların ihtiyarlıklarında zayıflıklarını kullanan bir takım casusların eline düştükleri anlatılıyor. Gelecekte bunların yerini alacak kimselerin ise hapishanelerden çıkanlardan olacağı söylenirken özellikle Türk mitolojisinin önemli karakterlerinden Radcazuya atıfta bulunuluyor.
Değerli izleyiciler, kalan 20 kehanetin de önümüzdeki haftalarda kanalımızda yayınlanacağını ve Şeman Selenge’nin tüm kehanetlerinin özgün hallerine youtube katıl özelliğinden yararlanan izleyicilerimizin ulaşabileceğini tekrar etmemk istiyoruz.
İlgilenen izleyicilerimizin izlemekte olduğunuz videonun açıklamalar bölümüne göz atmalarını rica ediyor, 2026 yılının tüm insanlığa esenlikler getirmesini diliyoruz.


