Hamdullah Suphi Tanrıöver'in Bükreş Büyükelçisi olduğu 1931-44 arası, aynı zamanda Gagauzların yoğun bir şekilde Türkiye’nin gündemine geldiği dönem olur. Tanrıöver sık sık Gagauzların yaşadığı toprakları bölgeyi ziyaret eder. Elçilik memurlarını önemli bir kısmını Gagauzlardan oluşturur. Bu arada onların Türkiye ve Türk kültürüyle bağlarını sağlamlaştırmak için de elinden geleni yapar.
Tanrıöver, bu amaç doğrultusunda Gagauzya’da Türkçe eğitim veren okullar açtırır. İhtiyaç duyulan kitapları Türkiye’den getirtir. Ayrıca var olan öğretmen açığını ortadan kaldırmak için pratik bir yola başvurur. Romen hükümetinin katkılarıyla, öncelikle bu ülkedeki; belirtilen dönemde Silistre ve Hacıoğlu Pazarcık da (Dobriç) bu ülkenin sınırları içindedir, Türk öğretmenlerden yararlanır. Bu arada Türkiye’den talep ettiği 80 öğretmen de Mustafa Kemal Atatürk tarafından zaman geçirilmeden ivedilikle gönderilir. Kemal’in Öğretmenleri öyküsü de böylece başlamış olur.
Tanrıöver, Gagauzların Türk Kültürüyle ilişkilerini daha sıkı tutmak amacıyla Türkiye’ye de öğrenci gönderir. Bu iş için ilk aşamada 40 öğrenci seçer. Bu sayı daha sonra 200’ü geçer. Fakat asıl kavga, Gagauzya topraklarında verilir. Gönderilen öğretmenler, görevlerini yerine getirebilmek için canla başla mücadele eder. Ancak başlayan İkinci Dünya Savaşı hayalleri yok eder. Bir kısmı savaşla birlikte geri döner. Bir kısmı ise her şeye rağmen görevleri bitmediği, sorumluluklarını yerine getiremedikleri gerekçesiyle çalışmalarını sürdürür. Ancak bölgenin Sovyetler Birliği’ne geçmesiyle, onlar için kötü günler başlar. Hepsi, Türkiye’nin adamı oldukları gerekçesiyle tutuklanır ve 25 yıl hapis cezasına çarptırılır. Yeni adres Sibirya’daki toplama kamplarıdır.
Sibirya’ya gidenlerden bir tek Ali Kantarelli adlı öğretmen hayatta kalır. O da ancak Kruşçev tarafından çıkarılan af sayesinde Gagauzya’ya dönebilir. Onun da 1980 yılında ölmesiyle “Kemalin Öğretmenleri” öyküsü böylece son bulur. Ancak Kemal’in öğretmenlerinin öyküsü yaşamaya devam eder…


