Erman: Türkiye Siyasetin Gölgesinde
tv55.tr köşe yazarı Emin Erman, Türkiye'nin siyasetin gölgesinde kaldığını yazdı. Usta kalem yazısında şu ifadelere yer verdi:

Siyasetin Gölgesinde Türkiye

 

Türkiye siyasetinde son dönemde yaşananlara bakıldığında, sıradan gelişmelerin ötesine geçen ve adeta büyük bir senaryonun parçası gibi görünen olaylar akıllara hâkim olmaya başladı. Büyükşehir belediye başkanları da dâhil olmak üzere çok sayıda belediye başkanı ve parti üyesi, bulundukları görevlerden istifa ederek iktidar partisine katılıyor. Dikkat çekici olan, bu istifaların birçoğunun kamuoyuna önceden dillendirilmesidir. Daha açıklama yapılmadan kimin nerede yer alacağı belli oluyormuş gibi görünmesi, “Bu bir tesadüf mü, yoksa planlı bir hamle mi?” sorularını beraberinde getiriyor.

 

Siyasi kulislerde konuşulan bir diğer iddia ise, bazı isimlerin yolsuzluk dosyaları nedeniyle iktidar partisine yakınlaştıkları yönünde. Yargı süreçleriyle karşı karşıya kalan kimi belediye başkanlarının, yeni bir siyasi limanda kendilerini güvence altına almak istedikleri öne sürülüyor. Ayrıca, istifa eden belediye başkanlarının önemli bir bölümünün Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimler olması da, bu gelişmelere farklı bir yorum boyutu kazandırıyor. Tüm bu tartışmalar ise halkın gözünde siyasete duyulan güveni zedeliyor.

 

CHP cephesinde de hareketlilik dikkat çekiyor. Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden genel başkanlık için yoğun bir mücadele yürütüyor. İstanbul İl Teşkilatı’na kayyum atanması ve CHP’li fakat yönetimde olmayan Gürsel Tekin’in kayyum başkanı olarak göreve getirilmesi şaşkınlık yarattı.

 

Öte yandan, Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere bazı CHP’li belediye başkanlarının yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklu bulunması siyasi atmosferi daha da ağırlaştırıyor. Bu tutuklamaların yargının bağımsız işleyişiyle mi, yoksa siyasi hesaplarla mı bağlantılı olduğu konusu hâlâ tartışmalı. Ancak her durumda toplumda ciddi bir endişe oluşturduğu görülüyor.

 

Yerel yönetimler açısından tabloya bakıldığında ise belediyelerin yalnızca hizmet makamları olmadığı, aynı zamanda kaynakların dağıtıldığı, halkla doğrudan temasın kurulduğu ve siyasi varlığın sahada hissedildiği merkezler olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Dolayısıyla belediyeler üzerindeki hâkimiyet, siyasal güç dengelerinde belirleyici bir rol oynamaktadır.

 

Muhalefet içindeki hareketlilik de başka bir boyut oluşturuyor. Parti içi tartışmalar, yönetim krizleri, kongre iptalleri ya da kayyum atamaları, muhalefetin kamuoyu nezdinde “istikrarsız bir görüntü” vermesine yol açabiliyor. Bu durum seçmen güvenini zedeleyerek partilerin gelecekteki seçim performansını doğrudan etkileyebilir.

 

Sonuç olarak Türkiye, belirsizliklerle örülü bir dönemin içinden geçiyor. Atılan her adım, yapılan her hamle yalnızca bugünün dengelerini değil, yarının yönünü de şekillendiriyor. Kısa vadede kimilerine avantaj sağlayan bu gelişmeler, uzun vadede demokrasinin temellerini, halkın siyasete duyduğu güveni ve hukuk devletinin geleceğini sınayabilir.

 

Unutulmamalıdır ki siyasette asıl güç, anlık kazanımlarda değil; kalıcı güvenin inşasında gizlidir. Ve güven, bir kez kaybedildiğinde geri kazanılması en zor hazinedir. Bu yüzden asıl mesele, kimin öne geçtiği değil; toplumun hangi değerler üzerinde geleceğe yürüdüğüdür.