Sözler ve Davranışlar Arasındaki Uçurum
Hayatımız boyunca nice sözler duyuyoruz. Kimileri öyle etkileyici ki, kulağımıza değdiği an kalbimize de dokunuyor. İnsan ister istemez o sözü söyleyen kişiye hayranlık duyuyor, sanki bin yıllık bilgelik kitabından alınmış gibi… Dinliyoruz, etkileniyoruz, not alıyoruz. Fakat asıl sınav, söylenen sözün yaşamla ne kadar örtüştüğünde gizli. Oysa zamanla fark ediyoruz ki, sözlerin büyüsü davranışların ağırlığını taşımıyor. Çünkü insanı değerli kılan şey, ağzından çıkan cümleler değil; hayatın tam ortasında sergilediği davranışlardır.
Face sayfamda bir okuyucum çok güzel öğretici bir yazı paylaşmış, şöyleki: “İnsanların peşinden koşma. Kendin ol, kendinle meşgul ol, kendi işine odaklan ve kendini geliştir. Doğru insanlar yani hayatında gerçekten olması gereken insanlar sana gelecekler ve hayatında kalacaklar...” Bu söz, meşhur Afrikan Amerikan aktör Will Smith’e ait. İlk duyduğumda, hayatın özünü anlatan bir bilgelik gibi geldi bana. Çünkü insanın kendi yoluna odaklanması, sahici dostlukların ve gerçek bağların ancak bu şekilde kurulması gerektiğine ben de inanıyorum.
Bir dönem Will Smith’in ağzından çıkan bu güzel sözler pek çok kişiye ilham verdi. Fakat aynı kişinin Oscar sahnesindeki davranışı (sunumcu komedyen Chris Rock’ı tokatlaması, hepimize şunu hatırlattı: İnsanları sözleriyle değil, davranışlarıyla tartmak gerekir. Bu durum yalnızca ünlülerle sınırlı değil. Günlük hayatımızda da sık sık benzer çelişkilerle karşılaşırız. Dostluklardan iş ilişkilerine, aileden toplumun en yüksek makamlarına kadar… Her yerde insanlar vardır ki, ağızlarından dökülen sözler bal gibidir ama davranışları zehir kadar acı.
Aslında bu, yalnızca ünlülere özgü bir durum değil. Günlük yaşamımızda da aynı tabloyu görürüz. İş hayatında, siyasette, dostluklarda, hatta aile içinde bile… Nice insan vardır ki, sözleriyle erdem ve olgunluk dersi verir ama davranışlarında aynı çizgiyi göremeyiz. Hâlbuki gerçek karakter, süslü sözlerle değil, en zor anlarda gösterilen tavırla ölçülür.
Sevgili okur, belki sen de her gün bu çelişkiye tanık oluyorsun. Çevremizde güven telkin eden çok söz var, fakat davranışlar onların gerçekliğini hemen açığa çıkarıyor. İşte bu yüzden, kimseyi sözleriyle değil, davranışlarıyla tartmayı öğrenmek zorundayız. Çünkü sözler uçucudur; davranışlar ise insanın geride bıraktığı izdir.
Bugün toplum olarak da en çok buna ihtiyacımız var: Söz ile davranış arasındaki uyuma. Siyasetçiden öğretmene, sanatçıdan komşumuza kadar herkes için aynı şey geçerli. İyi sözlere kulak vermek güzeldir ama asıl ölçü, o sözlerin hayata nasıl yansıdığıdır.
Gelin unutmayalım: Haysiyet, öfkeye yenilmemek; adalet, güce kapılmamak; dostluk, menfaat uğruna bozulmamaktır. Güzel cümleler bizi büyüleyebilir ama asıl rehberimiz, insanların hayat içinde sergiledikleri duruştur. Ve belki de en önemlisi, başkalarını tartmadan önce kendimize şu soruyu sormalıyız: “Söylediklerimle yaptıklarım arasında gerçekten bir uyum var mı?”
Çünkü unutmayalım; dünyada herkes bizi alkışlamasa da kendimizin aynasında nasıl göründüğümüzden asla kaçamayız.


