Kısa bir süre sonra bir seneyi daha devirip yeni bir seneye hoşgeldin diyeceğiz.
2025 yılını hem Türkiye’de hem de dünyada çalkantılara tanık olduğumuz zor bir sene olarak hatırlayacağız.
Türkiye’de belediye başkanlarına yönelik başlayan tutuklamalar, yeniden başlatılan çözüm süreci, ünlülere yönelik yasaklı madde operasyonları, futbol dünyasında yasadışı bahis temizliği, orman yangınları 2025 yılından aklımızda kalan başlıca gelişmeler olacak.
Ayrıca Ferdi Tayfur, Güllü, Edip Akbayram, Muazzez Abacı, Kahtalı Mıçe, Tanyeli, Filiz Akın, Volkan Konak, Ahmet Gülhan gibi çok sayıda değerli sanatçıyı kaybettiğimiz üzücü bir sene yaşadık.
Dünyada ise Trump’ın estirdiği fırtınalar konuşuldu. İran’da yaşananlar, Filistin, Suriye, Ukrayna meselesi gibi konular gündemden hiç düşmedi.
2025’e girerken adli olayların ve savaşların yanı sıra dünyada süregelen çatışmaların yıla damgasını vuracağını söylemiştik. Bu söylediklerimiz gerçekleşti.
Elbette biz bunları söylerken astrolojik takvimden ve astrolojik gerilim haritalarından yararlanıyoruz.
Dolayısıyla 2025 için söylediklerimiz nasıl gerçekleştiyse şimdi sıralayacağımız 2026 öngörüleri de büyük ölçüde gerçek hayatla örtüşecektir.
*
2026 yılından itibaren başlayan süreçler için başlık at deseniz şunları sıralarım:
Birincisi, yürürlükteki dünya düzeninin hızlı biçimde çökmesi ve sancılı bir geçiş döneminin ardından yeniden yapılanmasına tanık olacağız.
İkincisi yeryüzü coğrafyasının hafızalarımızdaki doğal halinin giderek bozulması, yerini insan yapımı binalar, meydanlar, tesisler ve yapıların alması süreci hız kazanacak.
Üçüncüsü iklim değişimine bağlı olarak su sorunlarının artması, buna bağlı uluslararası savaşlar, tarımsal ürün kayıpları ve bu tehlikeye karşı teknoloji geliştirme çabalarını göreceğiz.
Dördüncüsü, insanlık radikal fikirler ve liderlerin etrafında toplanarak yeni ideolojiler, çarpık fikirler ve tuhaf inanç sistemlerinin etkisine girmeye başlayacak.
Beşincisi, insanlar yapay zekâ, sanal dünya ve teknoloji sayesinde oluşturulan sahte dünyaların etkisine girerek gerçeklerden kopacaklar.
Şimdi bize bunları söyleten astrolojik iklim ve süreçleri masaya yatıralım ve akla gelen olasılıklar üzerinde kafa yormaya başlayalım.
*
Değerli astroloji dostları, Neptün 2012 yılından beri balık burcundaydı. 30 Mart 2025 günü Koç burcuna geçti ve 22 ekime kadar burada kaldı. Aslında bu bir film jeneriği gibiydi çünkü 27 ocakta tekrar Koç Burcuna girecek ve 2039’a kadar burada kalacak.
İşte bu 13 yıllık dönem dünyanın yeniden kurgulandığı devrim yılları olarak hayatımıza damga vuracak.
Kadim astrolojide Neptün aldatmaların, sihirlerin, büyülerin ve illüzyonların gezegeni olarak bilinir. İşte bunlar 13 yılda yaşanacaklara ilişkin ipuçları veriyor.
Hayal dünyası, rüyalar, önseziler, yanılsamalar, yaratıcılık, duygular ve bağımlılıklar bu dönemin ana işaretleri olacak.
Sanat, moda, kültür gibi konularda çarpıcı reformlar olabilir. Ancak bunları küçümsemeyin. Öyle büyük değişimler söz konusu olacak ki hepimizin hayata bakışı değişecek.
Koç Burcunda geçireceği yıllar içerisinde neptün, insanları gerçeklerden kopartacak. Aklımızın almadığı kadar garip alışkanlıklar edinen bir toplum haline dönüşebiliriz.
Örneğin kendimize sanal dünyada evlat edindiğimiz gerçek olmayan bir bebek edinebilir, onu büyütüp eğitebilir, onunla sanal ortamda yemeğe, tatile, maça gidebiliriz. Sanal evladımızın hastalanmasına, iyileşmesine veya onun evlenerek sizi sanal torunlarla buluşturmasına tanıklık edebiliriz.
Sözün gelişi size telkinde bulunan sanal din adamları, robot sekreterler, senaryosunu sizin kurguladığınız rüyalar gibi birçok gariplik hayatımıza girebilir.
2026 yılından itibaren 13 yıllık dönem bize böyle tuhaflıkları getirebilir.
Bu süreç, insanlara inançlar, siyasi fikirler ve yaşam tarzı bakımından radikal değişimlere neden olacaktır.
Yeni dinler gelmez ama geleneksel dinlere teknoloji destekli garip karşılayabileceğimiz algılar gelebilir.
Yeni sosyalizm ya da yeni milliyetçilik fikirlerini ortaya atan liderler siyasete hakim olabilir. NATO, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve OPEK gibi kurumlar köhneleşebilir.
Bunların yerini modern çağ imparatorlukları, sermaye sahiplerinin yönettiği ulusal kimliklerden yoksun devletimsi yapılar, güç odaklı birlikler alabilir.
Siyasette gerçek anlamda yükselen, idealler değil yeni tip faşizm ya da ultra liberalizm gibi fikirler öolabilir.
Cephe savaşlarının yerini robot ordular, siber ya da biyolojik silahlar gibi yeni çağın savaşları alabilir.
Yıllarca süren savaşların yerini çabuk biten ama çok daha ölümcül ve yıkıcı savaşlar alabilir.
*
Bir anlamda insanlığın ve dünya medeniyetlerinin yapısal anlamda formatlanması anlamına gelen bu dönemin tetikleyicisi 14 şubatta Satürn’ün Koç burcuna geçmesi olabilir. Çünkü bu gelişme, iklim değişikliği ve tarımsal ürün kayıplarına yol açacak kıtlık, kuraklık gibi çağrışımlar yapar.
Bir başka deyişle Neptün, Koç burcuna yalnız girmiyor. 14 Şubat 2026’da Satürn’le sıfır derecede Koç burcunda kavuşuyor.
Bu ayrıntıyı özellikle vurguluyorum. Çünkü sıfır derece koç, ileri astrolojide dünyanın ana eksenidir. Yani belli bir bölgeyi, belli bazı burçları etkileyen sıradan bir pozisyondan söz etmiyoruz.
Küresel anlamda tüm dünyayı etkileyecek bir pozisyonlanma olduğu için tetikleyici olabilir. Daha doğrusu 14 Şubat 2026 öncesi iki ay ve sonrası 3 ay boyunca bütün dünyayı etkilecek çapta bir küresel kırılma yaşanabilir.
Sattürn deyip geçmek mümkün değildir. Bu gezegen kurumları, devletleri, kanunları etkiler. Neptünle aynı burçta birleşmesi, tek kelimeyle kurumsal düzeni, devlet otoritelerini etkileyen bir küresel kırılmaya vesile olabilir.
Modern çağların Fransız Devrimine, Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşuna benzer bir olay olabilir.
Sadece örnek olsun diye söylüyorum, bir hanedan ailesi devrilebilir, çok büyük sosyal olaylar çıkabilir, büyük bir ülkede rejim değişebilir ya da küresel çapta etkileri olan ekonomik bir yıkımla yüzleşilebilir.
*
Bütün bu korkutucu olasılıkların yanı sıra sağlık alanında büyük keşifler ve bilimsel gelişmeler söz konusu olabilir diye düşünüyorum. Sözün gelişi alzaymır veya kanser gibi hastalıkların tedavilerinde önemli adımlar atılabilir. Organ naklinde büyük yenilikler olabilir, yapay organ üreten gen teknolojileri ortaya çıkabilir. Bütün bunlar insan ömrünü önemli ölçüde uzatabilir.
Bu durum, dünyanın kaynaklarının yeterliliğini tartışılır hale getirebilir ve emeklilik sistemi gibi çalışma hayatını etkileyen konuların yanı sıra yönetim reformlarında zorunlu reformlar olmasına sebep olabilir.
Dünya nüfusunu kontrol altına alma konusunda radikal görüşler belirebilir.
*
2026 yılı ve sonrasındaki birkaç yıl içerisinde bazı ürkütücü doğal afetler görmemiz mümkün gibi görünüyor.
Dünyada Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Şili, Bering Boğazı, Japonya ile Rusya arası, Orta Asya ve İran, Büyük Okyanus Adaları ile Ölüdeniz büyük depremlere açık bölgeler gibi görünüyor.
Türkiye’de ise Helen Yayı, İzmir ve iç Ege, Güney Marmara, Simav, Bingöl ve Hakkari civarı endişe verici bölgeler olarak listelenebilir.
İstanbul’a çok ayrı bir parantez açmak lazım. Önümüzdeki dönemde Marmara içinde şiddeti 7’nin biraz altında, oldukça yıkıcı bir deprem beklediğimi söyleyebilirim. Bu deprem gece olursa can kayıpları artar.
Ancak İstanbul’un yanı sıra doğu ve güney marmarayı etkilecek, şiddeti 7 civarında ikinci bir deprem ihtimalini hiçbir zaman akıllardan çıkartmayalım.
Bunları 2026’da görebiliriz ya da takip eden birkaç yıl içinde olabilir.
Zamanını tahmin edebilmek için astrolojik gerilimdeki değişimleri iyi izlemek lazım.
Bu konuda güncellenmiş, daha sıcak öngörülerimizi instagramdan yapıyoruz. Bizi oradan da takip edebilirsiniz.
*
Değerli gökyüzü dostları, 2026 yılı ve sonrasındaki 13 yıllık döneme ait düşüncelerimizi ve öngörülerimizi özetlediğimiz yayınımızın sonuna geldik.
Yeni yılın hepimize sağlık, afiyet, bereket ve huzur getirmesini diliyorum.


