Avrupa’nın iyi takımlarından biri olarak nitelendirebileceğimiz Panathinaikos’la oynadığımız zorlu maçın hemen ardından Trabzon deplasmanına gittik. Trabzon’un ligin iyi takımlarından biri olduğunu bilsek de, takımımıza olan güvenimiz tamdı. Zira Alman ekolünün üçüncü yılında, oturmuş sistemi ve takviyeleriyle sert ve yenilmesi zor bir takım olduğumuz ortadaydı. Rakibimiz de bu durumun farkındaydı. Her ne kadar itiraz edenler olsa da maç sonunda, bu karşılaşmanın bir derbi niteliği taşıdığını ve Samsunspor’un sert bir takım olduğunu, rakip takımın teknik direktörü Fatih Tekke de teyit etti.
Taraftar olarak bize ayrılan yeri tamamen doldurduk ve maçın sonuna kadar takımımızı susmadan, oturmadan destekledik. Zaman zaman sayıca az olduğumuzu ya da tribün yapma konusunda eksiklerimiz olduğunu söyleyenleri, tabiri caizse iddialarından vurduk. Golü yediğimizde moralimizin bozulmasını bekleyen rakip taraftarlara, derdimizin sadece başarı olmadığını gösterircesine tribün yaptık. Neşemizden ve kararlılığımızdan hiçbir şey eksiltmeden desteğe devam ettik. Bu durum doğrusu onları da şaşırttı. Zira Trabzonspor gibi, mazisinde şampiyonluklar olan takımlar, başarının gelmediği sezonlarda tepki olarak tribünleri boşaltabiliyor. Golü yediğimizde gardımızın düşeceğini sanmaları da belki bu sebeptendi.
Maça gelince, Avrupa’da oynadığımız maçtan dolayı yorgun olduğumuz açıktı. Ancak İsmet Özel’in “Herkesin bahanesi var, senin yok” sözünde olduğu gibi, Thomas Reis bunları gündeme getirip bahane üretecek bir teknik adam değil. Elindeki malzemeyle en iyisini yapmaya çalışan bir disiplin ve görev adamı. Celil yerine Yunus Emre’yi tercih etmesi, Tomasson’un hücumda yararlı işler yapmasına rağmen rakibini kaçırması, stoperlerin ise yediğimiz golde Onuachu’yu savunmaması gibi hataların yorgunluktan ileri geldiğini düşünüyorum. Ancak golden sonra gösterdiğimiz reaksiyon ve 90+7’ye kadar golü isteyen bir görüntü vermemiz, fiziksel olarak Süper Lig ortalamasının üzerinde olduğumuzu gösterdi.
Bireysel performanslar kötü değildi. Özellikle Musamba’yı çok beğendim. Bizim taraftar, hızlı ve iş yapan siyahi kanat oyuncularına bayılır. Agbetu, Ofoedu, Zenke gibi oyuncuları bugün dahi unutmuş değiller. Bence Musamba da böyle bir isim olmaya aday. Yazımı bitirirken şunu söylemeliyim: Transfer yasağı olduğunda üç tane santrafora sahip olup, transfer yasağı kalktıktan sonra sadece bir tane kalması, “başka ülkede yaşayamam” tarzında trajikomik bir durum. Ancak işler iyi gidiyorken, “ya hayır söyle ya da sus” anlayışını benimsediğimden, Samsunspor konusunda olumsuz şeyler yazmaya gönlüm pek el vermiyor.


