Merhaba değerli TV55 okurları,
Ben Hamza Tüzen. Bugün bu satırlarda sizlerle ilk kez buluşmanın heyecanını yaşıyorum. Sporun, hukukun ve sanatın kesiştiği o geniş alanda; duygunun, emeğin ve adaletin sesini buradan duyurmak istiyorum.
Evet, bugün sayfamızda Samsunspor’la başlayacağız. Çünkü bu şehirde futbol, sadece bir oyun değil; bir kimlik, bir aidiyet, bir yaşam biçimi. Ama zaman zaman bu köşede sadece futboldan değil, adalet duygusundan, hukukun hayatın içindeki yerinden ve sanatın ruhumuzu besleyen yönlerinden de söz edeceğiz.
Her satırında adaletin, emeğin ve samimiyetin izini süreceğimiz bu köşede; bir gün bir maçın hakem kararını tartışırken, ertesi gün bir sanat eserinin toplumdaki yankısını ya da bir hukuki düzenlemenin insan hayatına etkisini konuşacağız.
Bugün ise, bu yeni yolculuğun ilk gününde, hepimizi duygusal anlamda derinden etkileyen bir karşılaşmanın ardından başlıyoruz: Samsunspor – Fenerbahçe maçı…
Bugün Samsun’da tabelada 0-0 yazıyor olabilir. Ama sahada oynanan maçın skoru çok daha derin: 12’ye 11. Ve biz, o fazladan “1”e rağmen, diz çökmedik.
İlk yarıdaki golümüz… Holse vurdu, Musaba tamamladı, top ağlarda. Tribün ayağa kalktı, şehir nefesini tuttu. Ama sonra o meşhur sahne: VAR, monitör, bekleyiş… Ve “gol iptal”. Gerekçe? Ofsayttaki oyuncunun kalecinin görüş açısını kapatması. Hadi oradan… O pozisyonda top kalecinin dibinden değil, 25 metreden geliyor. O topa o kadar net vuruş yapılıyorsa, kalecinin görüşü değil, refleksi konuşur.
Yetmedi.
İkinci yarıda Skriniar’ın eline çarpan top… Hakem penaltıyı verdi, sonra VAR uyardı, karar iptal. Bir maçta iki kez aynı yöne “iptal” düğmesine basılıyorsa, insan ister istemez sorar:
Kime çalışıyor bu sistem? Üstelik maçtan sonra tüm yorumcular her iki pozisyonda da hatalı karar verildiğini söylüyorken.
Ama ne olursa olsun, bu takım öyle bir karakter koydu ki sahaya… Çarşamba günü Avrupa maçından dönmüş, yorgun, eksik, cezalı… Yedek kulübesi neredeyse bomboş.
Ama sahadakiler aslan gibi yürekliydi.
Dakika 80’e kadar oyunun hâkimi bizdik. Top bizdeydi, istek bizdeydi, inanç bizdeydi.
Bir ara Fenerbahçe’nin yıldızları birbirine bakıp ne olduğunu anlamadı bile.
Çünkü karşılarında “büyük takım(!)”a boyun eğmeyen bir Samsunspor vardı. Bu şehirde pes etmek kelime dağarcığında yok.
Bu beraberlik, kâğıt üstünde 1 puan olabilir. Ama ruhta 3 puanlık bir galibiyettir.
Futbol sadece sonuç değildir; karakterdir, dik duruştur, mücadeledir. Bugün bunların hepsi bizdeydi.
Hakem hataları geçer, tartışmalar biter. Ama şu unutulmasın: hakemler Anadolu takımlarına karşı biraz daha dikkatli olmalı. Bu ligde kimsenin emeği, teri, hayali “büyük takım(!)” etiketi altında ezilmemeli. Herkes adalet ister, sadece adalet.
Ve biz artık lige tutunma derdinde değiliz. Bu oyun, bu kadro, bu inançla hedefimiz çok daha yukarıda. Biz, Avrupa kupalarını konuşmak istiyoruz. Çünkü Samsunspor’un yeri yalnızca Süper Lig’de değil, Avrupa sahnesinde de var.
Bugün “12’ye 11” oynadık, ama kaybetmedik. Çünkü bu şehirde bir fazla her zaman var: inanmış taraftar ve futbolcuların ortaya konmuş yürek.
Av. Hamza TÜZEN


