Hikaye bilindik. Soğuk bir gece nöbet tutan askere Kral; “üşüyor musun?” diye sorar. Asker “ben soğuğa alışkınım” der. Kral, “olsun ben sana sıcak elbise göndereceğim” der. Kral elbise göndermeyi unutur. Ertesi gün nöbet yerinde askerin soğuktan donan cesedi ve bir not bulunur. “Kralım ben soğuğa alışıktım, beni soğuk değil, sizin sıcak elbise vaadiniz öldürdü” yazar.
Geçen sene bu zamanlar Reis; “amacımız ligde kalmak” diyordu. Hatta ligde kalmayı garantilediğimiz haftalarda bile temkinli gidiyorduk. Aman ağzımızın tadı bozulmasın Ali Rıza Bey modundaydık.
Rahmetli Ferdi Tayfur’un “Geçen Yıl Bu Zamanlar” şarkısında bahsettiği geçen yıl bu zamanlarda altıncı haftada 12 puanımız vardı, bu sene 11 puanla dördüncü sıradayız. Tek fark; Reis hedef olarak ligde kalmaktan bahsetmiyor.
Ligi üçüncü bitirmenin beklentisi ile başlayan bir sezonda hedef ligde kalmak olmazdı. İddialı söylemler ve Panathinaikos maçında oynanan güzel oyun beklentiyi yükseğe çıkardı.
Lige fena da başlamadık, Milli Maç arasından sonraki üç hafta içerde oynamanın avantajı vardı. Hangi takıma sorarsanız; Milli Maç arası dönüşlerinin kendilerine yaramadığını söyler. Bize de öyle oldu, Antalya maçında hesapta olmayan bir mağlubiyet aldık. Beklentimiz de yüksek olduğu için, acaba nereye gidiyoruz diye söylenmeler başladı.
Takımın durumunu çok fazla kişinin merak ettiğini sanmam, eğer merak etseler Antalya, Kasımpaşa, Karagümrük maçlarında stadyumu doldururlardı. Başkanın geçen sezon bilet fiyatları için “…. Köfte ekmek isterler” dediği gibi, “ne kadar köfte o kadar puan”. Gerçi o söz öyle değildi ama olsun. Son oynadığımız üç maçta yaklaşık 7700 taraftara oynadık. Arada yeni stat mevzu açılıyor ya, 7700 kişiye oynayan takıma yeni stat değil, bedava tramvay bile vermezler.
Antalya maçı çok kötü bir maçtı hem zemin hem de Antalya top oynamak istemeyince Arda Kardeşler de bu isteksizliğe tüy dikti. Trabzonsporlular Arda Kardeşler’e ateş püskürüyor ama geçen hafta da Arda Kardeşler Samsunspor maçında aynı Arda Kardeşlerdi.
Antalya maçında zemin yüzünden sakatlanan Zeki oyundan çıkarken; sahanın zeminini göstererek buralara ne güzel patates ekilir diyordu.
Eskiden derlerdi ki; saha engebeli, tümsek olunca çocukların da bilekleri incelir, teknikleri gelişir. Bizim takımın tekniği gelişsin diye zemine müdahale edilmemiş olabilir.
Takımın oyun şablonunun oturması için biraz zamana ihtiyacımız var. Musaba, Colybaly, Sousa, Logi, Makambau, Ndiaye gibi oyuncuların bir arada oynaması lazım. Transfer döneminde sonlarda yapılan hamleler evdeki hesap çarşıya uymaz misali, evdeki hesap köfteciye uymadı.
Tahsin ve Polat bu aralarda oyuna giriyor. Taraftar tribünde, aman Tanrım. Ne laflar ne bağırmalar. Dimata, Tait, Muja’ya sabır gösterenler bizim çocuklara dünyanın lafını ediyor.
Reis Yunus Emre’yi arada ön libero oynatıyor. Köftecilerin Bennasser dediği yerde Yunus hepsini ekmeğe yollar.
Beklentiyi hedefe ve eldeki imkanlara uygun tutmak lazım.


