Kendisini Rumeli Beylerbeyi Zanneden Deli
Asya Balsam Başkanı Akın Üner yazdı...



Kulağımıza geliyor, bugünlerde birileri Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasından mütevellit üşütmüş olacak ki kendisini "Rumeli Beylerbeyi" ilan ediyormuş.

Her mahalleye bir deli lazım... Hep akıllı, hep akıllı nereye kadar?

***

Balkan Kültürü ile Anadolu Kültürü arasındaki küçük farklar vardır ya hani... İşte bunlardan birisi de ahalinin mahallenin delisine bakışı olsa gerek.

Anadolu insanı mahallenin delisini itip kakar, ensesine bir şaplak vurup alay eder.

Bizim gızancıklar, kendi delilerini sosyal hayattan dışlamaz, onların da mutlu olmasını sağlamaya çalışır.

***

80'li yıllardı... O zamanlar belde belediyeleri vardı.

Şişmanlamış muhtarlık seçimleri gibi, yedi sekiz köy veya küçük kasaba bir araya gelip kendilerine belediye başkanı seçerdi.

Bizim Balkan kökenlilerin yoğunlukta olduğu beldelerde de yerel seçimler kendine özgü bir havada, harala gürele yapılırdı. Seçime kadar her akşam bir köyde büyük mitingler düzenlenir, köyler parti bayraklarıyla gelin gibi süslenirdi.

Bazen rakip adayların araç konvoyları daracık köy yollarında karşılaşır, atışmalar ve korna sesleri saatlerce susmazdı.

***

Yine böyle rekabetin yaşandığı Trakya beldelerinin birinde sandık akşamına kadar büyük bir hararetle yarış devam ederken seçime iki gün kala tüm adayların taraftarlarının gırgırına düzenledikleri bir konvoy, seçime ayrı bir renk katardı.

Mahallenin delisini adaymış gibi giydiren kızancıklar, farklı partilerin bayraklarıyla süslenmiş arkası açık bir arabanın üstüne çıkarttıkları deliyi, arkasına 8-10 araba daha ekleyip köy köy dolaştırırlardı.

Bizimkiler böylece hem seçimin gerginliğini atar hem de mahallenin delisine güzel bir gün yaşatır, birkaç saatliğine mutlu olmasını sağlardı.

***

Hiç kimsenin aklına bir gün "mahallenin delisi belediye başkanı seçilirse ne olur?" diye gelmemiştir herhalde! Bu konuya az sonra döneriz!

***

Aradan yıllar geçti, ne belde belediyeleri kaldı ne de seçim konvoyu geleneği! Haliyle mahallenin delisi için seçimden seçime düzenlenen eğlencelik konvoy da tarihe karıştı.

Ancak mahallenin delisi biter mi? Onlar yine hayatın bir gerçeği olarak varlıklarını sürdürüyor, hem de eski bir Trakya geleneği olarak onlara "sensin!" dendiği de oluyor.

***

Belde Belediyeleri ortadan kalkınca bizim kızancıkların kendi iç dünyalarındaki rekabetlerini sürdürdükleri alan ufaktan dernekler alemine kaymaya başladı.

7 kişi bir araya gelince dernek, 5 kişi bir araya gelince federasyon kurmaya cevaz veren dernekler kanunu da buna çanak tutuyor. Eh, bu rekabetin içinde mahallenin delilerine de bir itibar (!) var tabii.

***

Kendini akıncıbeyi zannedeninden tut da zaten var olan bir derneği aynı isimle naylondan tekrar kurmaya kalkacak kadar çeşit çeşit delimiz var bizim.

Literatüründeki 300 kelimeden 200 tanesi yakası bağrı açılmadık küfürler olanından kendisini 007 James Bond zannedenine kadar...

Hepsi birbirinden renkli!

***

Yukarıda bir soru sormuştuk ya hani, mahallenin delisi belediye resisi seçilse ne olur diye? Bu işin sandığı var, partisi var, YSK'sı var... Mümkün değil tabii!

Ama dernekler kanunumuz öyle yetersiz ki: Dernek kurmak da federasyon kurmak da çok kolay.

Hasbelkader eline dernekler masasının verdiği DERBİS şifresini geçirdikten sonra ömür boyu başkan da olursun, ali kıran baş kesen de!

Masa başında yaparsın bir genel kurul, atarsın onun bunun yerine imza, kendini kral ilan edersin.

Valilik gelse, seni mahkemeye verse, ceza yazsa ne hacet? Deli bu yahu! Hakim ? savcı bilir mi?

***

Daha da kötüsü, kendisini "Balkan diyarının padişahı" olarak tanıtan zatı ciddiye alan koca koca belediye reisleri, il başkanları, milletvekili adayları da çıkıyor. Nerden bilsinler "terelelli" olduğunu?

Olan akıllılara oluyor tabii: Deli bu, bir gün o kuyuya taş atıyor, sonraki gün başka kuyuya. Her kuyuya kırk akıllı lazım, ara ki bulasın o kadar akıllıyı!

***

Uzun lafın kısası...

Siyasetçisinden bürokratına, gazetecisinden akademisyenine herkesin kulağına küpe olsun.

Eğer birisi çıkıp "ben suyun öbür tarafınının padişahı, Balkanların ulu manitusu, Rumeli beylerbeyi" filan diye kendisini tanıtırsa ciddiye almayın. Bizimkilerde biat kültürü yoktur, zinhar inanmayın.

Mazallah, yapmadıkları şey değil, ala'yla vala'yla tertiplediğiniz bir organizasyonda aklı başında misafirlerinize delibaşlık edip yorarlar sizi.

Zatı muhteremlerin etrafında dolanıp şamata yapan gızancıklar da sizi yanıltmasın: Bir zamanlar belde belediye seçimlerinde mahallenin delisine konvoy yapanların çocukları, onlar!