Geç Keşfettiğimiz Bir Sanatçı, Fatma Muratlı
Geçtiğimiz Cumartesi günü Samsun Mübadele Derneğinin edebiyatçı üyeleriyle birlikte Sevgili Fatma Muratlı Ablamızı evinde ziyaret ettik.

90 yaşına merdiven dayamış olmanın vakurluğunu şık bir elbise gibi üzerine giyinmiş harika bir Rumeli hanımefendisi karşıladı bizi.

Kızı Esma Hanım’la birlikte bizim oralara özgü lezzetlerden müteşekkil ikramlarına övgü dizmeye kalksak ayrı bir başlık atmak lazım.

Ancak bizim ziyaret gündemimiz, Fatma Muratlı’nın sanatkârane tarafıydı.

Onu “Mut Kestaneleri” isimli kitabından tanıyoruz. Kestane kokan pınarlarıyla dillere destan atalarının Balkanlarda kalan, ona soyismini veren köyü Muratlı’dan Samsun’a göç öyküsüyle örülmüş bir hayat hikayesini anlatan romanı onu “geç keşfedilmiş sanatçılar” listesine dâhil etmiş durumda.

Açıkçası biz Fatma Abla’nın zilini çaldığımızda edebiyat konuşacağımız sanıyorduk.

Bu nedenle her biri iyi bir yazar ve güçlü birer okuyucu olan Melek Dirican Üner, Ulviye Karataş ve Ayşe Kuruoğlu Birlik gibi Samsun Mübadele Derneğinin edebiyat kulübünden isimlerden ziyaret kadromuzu kurmuştuk.

Ancak Fatma Abla’nın evine girince karşımıza bir sanat galerisi çıktı!

Bir açıdan baktığınızda Osmanlı Minyatürleri gibi iki boyutlu algısı taşıyan ama bal gibi bir derinlik usta işi kondurulmuş tablolar duvarları süslüyordu.

Biblo boyutundan biraz daha büyükçe heykelcikler de evin içine serpiştirilmişti.

Bazıları 50 yıldan eski olan bu eserlerin yanı sıra Fatma Abla’nın içli sesinden dinlediğimiz felsefe ve aşk kokan şiirler, evdeki sanat galerisi havasını tamamladı.

Karşımızda 90 yaşına kadar keşfedilmemiş bir şair, bir ressam, bir heykeltıraş ve bir edebiyatçı; velhasıl komple bir sanatçı duruyordu.

Evden çıkarken aklıma Türk ve dünya sanat dünyasının sonradan keşfedilen, yaşarken kıymeti algılanamayan isimleri sıralandı:

Haince katledilen ve vefat ettiğinde 41 yaşında olan Sebahattin Ali’nin eserleri ölümünden çok sonraları değerini bulabilmişti.

Fakirlik içinde hayat süren ve yaşadığı dönemde akıl hastası muamelesi gören Hollandalı ressam Van Gogh’un tabloları bugün milyonlarca dolar ediyor; ancak öldüğünde satılan sadece bir tablosu vardı ve onu da nezaketen abisi almıştı.

Yaşarken değeri bilinmeyen ve bu nedenle özgüveni kaybolan, bazı eserlerini beğenilmeyeceği vehmiyle bizzat yakarak yok eden Kafka, günümüzde edebiyatın zirve isimlerinden sayılıyor.

Heykele, resme günah diye bakan; yazarlara ve oyuncuları vatan haini muamelesi çeken, üstelik bunu yüzlerce senedir devam ettiren sanat düşmanı bir toplumda yaşıyoruz.

Şair Nesimi’nin derisini yüzen, filozof Şeyh Bedrettin’i Serez çarşısında asan bir geleneğin içinden tesadüfen yükselen sanatçılar kadar keşfedilmeden kaybolanları anmak gerekmez mi?

Allah Fatma Muratlı’ya uzun ömürler ve nice eserler vermeyi nasip etsin.