Rahmetli Özal demişti galiba, "seçimden önce zam yapacak kadar aptal değilim" diye...
Doğrudur, bizim memlekette seçim öncesi yerli ve milli bir ekonomi modeli uygulanır:
Piyasaya bolca para pompalanır. Asgari ücrete, emekliye, memura bol keseden dağıtılır.
Canım medyama reklam bütçeleri saçılır. İkramiyeler gırla gider.
Vergi borçları ertelenir, devlet alacakları ötelenir, çiftçiye filan parası bir an evvel verilmeye bakılır.
Döviz baskılanır, müteahhit hakedişleri ödenir.
Böylece piyasada para bollaşır, ekonomide yalancı bahar havaları eser ki istemez takımının az sesi çıkmasın.
***
Emeklilikte yaşa takılanlara, atama bekleyen öğretmenlere, kadro bekleyen geçici işçilere, sosyal yardım bekleyenlere "ne istediniz de vermedik" moduna geçen hükümet adamları, hızını alamayıp yaz günü kömür dağıtmaktan ve doğalgaza indirim yapmaktan da geri durmaz!
***
Muhalefetin eli de armut toplamıyor tabii...
Rahmetli Demirel'in gösterdiği yoldan giden aziz muhalefet de "sen ne veriyorsan beş on fazlası benden" diye el yükseltir.
***
Eh seçimden sonra geleni neyin beklediği de malum:
Bir yandan Merkez bankasının kasasında top oynayan iyi saatte olsunlar...
Beri tarafta vaadlerin gerçekleşmesi için ellerini ovuşturan yurdum insanı...
***
İşte o vakit seçimlerde göreve getirilen siyasetçi eşrafı işin bu kısmını hiç düşünmediği için inceden başlar o meşhur Bolu türküsünü terennüm etmeye:
"Alçaklara kar yağıyor, üşümedin mi? Sen bu işin sonunu düşünmedin mi?"
***
Oysa asıl acı acı türkü söyleyecek olanlar bizzati vatandaş olur.
Ahali zamları, vergileri, cezaları gördükçe bir elinde fatura, başlar "yandım anam" türküsünü çığırmaya!
***
Onun içindir ki güzel gardaşım, sen 14 Mayısa kadar sahte cennetin tadını çıkarmaya bak...
15 Mayıstan itibaren ortada ne cennet kalacak ne de huri!
Akın Üner


